
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz'ün kaleme aldığı "Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan" adlı kitap okurlarla buluştu. A7 Kitap etiketiyle yayımlanan 16 bölümlük eser, adli bilimleri gerçek cinayet vakaları, edebiyat, sinema, felsefe ve resim sanatıyla bir araya getiren çok katmanlı bir yapı sunuyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Dokgöz, bu kitapta adli tıbbın yalnızca ölüm nedenlerini araştıran bir bilim dalı olmadığını; suçun aydınlatılmasında en küçük ayrıntıların bile belirleyici rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.
Adli Bilimin Görünmez İzleri
Kitabın ekseninde Edmond Locard'ın "Her temas iz bırakır" ilkesi yer alıyor. Dokgöz, bu temel yaklaşım üzerinden suçun nasıl işlendiğini ve geride hangi izleri bıraktığını bilimsel ve tarihsel örneklerle inceliyor. Cesedin bulunamadığı cinayetler, kan lekesi model analizi, zehirlenmeler, hipotermi, kayıp çocuk vakaları ve ölümün ardından ortaya çıkan sıra dışı fizyolojik olaylar, eserin işlediği başlıca konular arasında yer alıyor.
Gerçek davalar bağlamında kitapta öne çıkan isimlerden biri John George Haigh vakasıdır. Cesetleri asitle yok ederek cinayetlerini gizlemeye çalışan Haigh'in hikâyesi, adli bilimin sınırlarını zorlayan bir örnek olarak ele alınıyor. Adli tıp tarihinin önemli isimlerinden Dr. Keith Simpson'ın çalışmaları ile Dr. Sam Sheppard davası da eserde incelenen konular arasında bulunuyor. Bunların yanı sıra Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği Palu Ailesi vakası da adli bilimler perspektifinden değerlendiriliyor. Dokgöz, kaza, intihar ve cinayet arasındaki ayrımın güçleştiği olaylarda bilimsel bulguların taşıdığı öneme özellikle dikkat çekiyor.
Frankenstein'dan Sherlock Holmes'e Edebiyat ve Suç
"Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan", adli bilimlerle sanat arasında kurduğu köprüyle diğer akademik eserlerden ayrışıyor. Dokgöz, suçun izlerini edebiyat, sinema ve resim sanatının farklı örnekleri üzerinden okuyor. Mary Shelley'nin "Frankenstein" romanı yaşam ve ölümün sınırları bağlamında ele alınırken Arthur Conan Doyle'un yarattığı Sherlock Holmes karakteri, gözlem ve çıkarımın adli bilimlerdeki gücünü simgeleyen bir örnek olarak inceleniyor. Agatha Christie'nin eserlerinde ise zehirler ve cinayetler adli bilimlerin bakış açısıyla yeniden değerlendiriliyor.
Dostoyevski'nin suç ve vicdan temalı yapıtlarından Francisco Goya'nın karanlık imgelerine uzanan geniş bir yelpazede, suçun yalnızca hukuki değil felsefi, psikolojik ve sanatsal boyutları da tartışmaya açılıyor. Gustave Flaubert'in "Madame Bovary" romanı zehirlenmeler ekseninde ele alınırken "Dexter" dizisi üzerinden suç ile adalet arasındaki gerilim sorgulanıyor. Samuel Beckett, David Carradine, Marquis de Sade ve Pier Paolo Pasolini'nin yaşamları ve eserleri ise haz, beden ve ölüm arasındaki sınırların tartışıldığı bölümlere zemin oluşturuyor.
Filisid, Capgras Sendromu ve Lazarus Fenomeni
Kitabın dikkat çeken bölümlerinden birinde suça sürüklenen çocuklar, kayıp çocuk vakaları, hayvan hakları ve aile içi şiddetin ölümle sonuçlanan biçimleri bilimsel bir çerçevede ele alınıyor. Bir ebeveynin kendi çocuğunu öldürmesini tanımlayan filisid kavramı bu bölümde öne çıkan konulardan biri. Kişinin yakınındaki birinin yerini başka birinin aldığına inandığı Capgras sendromu ile ölümden sonra yaşam belirtilerinin kendiliğinden geri dönmesiyle ilişkilendirilen Lazarus fenomeni de bilimsel yönleriyle inceleniyor. Bu kavramların hem tıbbi hem de toplumsal boyutlarını bir arada sunan yaklaşım, eserin disiplinlerarası niteliğini pekiştiriyor.
Palu Ailesi Belgeselinden 'Kusursuz Cinayet'e Uzanan Bir Kariyer
Bilimsel çalışmalarının yanı sıra karikatürist kimliğiyle de tanınan Prof. Halis Dokgöz, daha önce "Adli Tıp ve Adli Bilimler", "Olgularla Adli Tıp ve Adli Bilimler" ve "Siber Suçlar" kitaplarının editörlüğünü üstlendi. 2024 yılında yayımlanan "Kusursuz Cinayet" adlı kitabı da adli tıp bilgisini geniş bir okur kitlesine ulaştırmayı hedeflemişti. Dokgöz, HBO Max'te yayımlanan "Palu Ailesi: Karanlık Sarmal" belgeseline de adli tıp değerlendirmeleriyle katkı sundu.
Yeni eseri "Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan" ile Dokgöz, akademik birikimini hem merak eden hem de alanı derinlemesine araştırmak isteyen okurlarla paylaşmayı sürdürüyor. Kitap, adli tıbbın sınırlarını sanat ve felsefenin perspektifinden genişleten yapısıyla ilgi alanı geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
"Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan" kitabı hangi yayınevi tarafından yayımlandı?
Kitap, A7 Kitap etiketiyle yayımlandı.
Kitapta hangi gerçek davalar ele alınıyor?
Eserde John George Haigh vakası, Dr. Sam Sheppard davası ve Türkiye'de kamuoyunun yakından takip ettiği Palu Ailesi vakası adli bilimler açısından inceleniyor. Dr. Keith Simpson'ın adli tıp alanındaki çalışmalarına da yer veriliyor.
Kitabın adli bilimler dışında hangi disiplinlerle bağlantısı var?
Eser, adli bilimleri edebiyat, sinema, felsefe ve resim sanatıyla bir araya getiriyor. Mary Shelley, Arthur Conan Doyle, Agatha Christie, Dostoyevski, Gustave Flaubert ve Francisco Goya gibi isimlerin yapıtları adli bilimlerin bakış açısıyla değerlendiriliyor.
Prof. Dr. Halis Dokgöz'ün daha önceki kitapları nelerdir?
Dokgöz, "Adli Tıp ve Adli Bilimler", "Olgularla Adli Tıp ve Adli Bilimler" ve "Siber Suçlar" kitaplarının editörlüğünü üstlendi. 2024 yılında ise "Kusursuz Cinayet" adlı kitabı yayımlandı.
Kitapta Lazarus fenomeni ve Capgras sendromu nasıl ele alınıyor?
Ölümden sonra yaşam belirtilerinin kendiliğinden geri dönmesiyle ilişkilendirilen Lazarus fenomeni ile kişinin yakınındaki birinin yerini başka birinin aldığına inandığı Capgras sendromu, kitapta bilimsel yönleriyle inceleniyor.