
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara'da düzenlenen İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı'nın kapanış konuşmasında sert bir tablo çizdi. TÜİK verilerine dayanarak emeğin millî gelirden aldığı payın yüzde 38'e gerilediğini vurgulayan Dervişoğlu, "Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur" dedi. Konuşmasının ardından ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İmralı'ya ilişkin sözlerine kısa ve net bir yanıt verdi.
Yedi konfederasyon aynı masada buluştu
Dervişoğlu, çalıştayın Türkiye'de bir ilk olduğunu özellikle vurguladı. TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KESK, HÜR-İŞ ve TİSK'ten temsilcilerin farklı görüş ve geleneklerine karşın aynı masada bir araya geldiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Şu hususta mutabık kaldık; bu düzen alın terine karşı haksızdır ve bu haksızlık sürdürülemez." Çalıştayda işçi sendikacılığından sosyal güvenliğe, eğitim çalışanlarından kamu sendikacılığına kadar geniş bir yelpazede oturumlar düzenlendiğini aktaran Dervişoğlu, akademik çevrelerden gelen katkıların da sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Büyüme rakamları gerçeği yansıtmıyor mu?
Çalıştayın en çarpıcı tespitlerinden biri ekonomik büyüme ile ücretler arasındaki makas üzerineydi. Dervişoğlu, kişi başına millî gelirin rekor seviyelerde ilan edildiğini ancak bu büyümenin çalışanların sofrasına yansımadığını savundu: "Türkiye ekonomisi kâğıt üzerinde büyüyor... ama büyümenin meyvesi çalışanın sofrasına değil, doğrudan doğruya malum çevrelerin kasasına akıyor." TÜİK verilerine göre emeğin millî gelirden aldığı payın mevcut iktidardan önce yaklaşık yüzde 52 ile tarihi zirvesini gördüğünü, son büyüme verisinde ise bu oranın yüzde 38'e gerilediğini açıkladı. Dervişoğlu, "Kaynakları yoksuldan alıp zengine aktaran bu düzen, rakamlara sığınarak bize sanal bir zenginlik masalı anlatıyor" diyerek orta direğin çöküşüne ve nitelikli istihdam yaratma kapasitesinin zayıfladığına dikkat çekti.
Emekliden gençlere, öğretmenlerden iş güvenliğine uzanan tablo
Dervişoğlu, sosyal güvenlik başlığında emeklilerin durumuna ilişkin somut rakamlar paylaştı. En düşük emekli aylığının 23 bin 550 lira olduğunu, buna karşın dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 37 bin 801 liraya ulaştığını belirtti. İktidarın enflasyon zammını emeklinin eline geçen paraya değil, "hayali kök aylıklara" uyguladığını öne sürerek "Milyonlarca emeklinin bankadan çektiği para 1 kuruş bile artmıyor" dedi.
Genç istihdamı konusunda ise 15-24 yaş grubundaki her beş gençten birinin ne okulda ne de istihdamda olduğu verisini paylaşan Dervişoğlu, ILO'nun "insana yakışır iş" kavramına atıfta bulunarak gençler için okuldan işe geçişi destekleyen bir istihdam garantisine, kadınlar için ise kamu destekli kreş ve bakım hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. "Güvencesiz, geleceğini planlayamayan, her an işini kaybetme korkusuyla yaşayan yeni bir sınıf oluşuyor" diyen Dervişoğlu, bu kesimi "prekarya" kavramıyla tanımladı ve Türkiye'de adım adım bir prekarya ekonomisinin inşa edildiğini ileri sürdü.
Eğitim çalışanları oturumunda ise sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik ayrımının bizzat devlet eliyle yaratılan bir adaletsizlik olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, özel okul öğretmenlerinin yaz aylarında yasanın arkasından dolanılarak işten çıkarıldığını savundu. Tüm öğretmenlerin eşit haklarla kadroya kavuşturulması, özel okul öğretmenleri için kamu öğretmen maaşına bağlı bir taban ücret güvencesinin yeniden getirilmesi ve vakıf üniversitesi akademisyenlerine iş güvencesi sağlanması gerektiğini belirtti.
İş sağlığı ve güvenliği başlığında ise İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine dayanarak 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin hayatını kaybettiğini, bunların 94'ünün çocuk olduğunu açıkladı. "Bu ülkede iş kazası diye anılan ölümlerin büyük çoğunluğu kader değil, ihmaldir ve tamamen önlenebilir cinayetlerdir" diyen Dervişoğlu, iş güvenliği uzmanlarının kamu güvencesinde bağımsız bir yapı içinde istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
Sendikal haklar ve kamu çalışanları
Dervişoğlu, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin yasal barajlar, işveren baskıları ve idari kararlar aracılığıyla fiilen ortadan kaldırıldığını öne sürdü. Maden, metal ve kâğıt işçilerinin grevlerinin millî güvenlik gerekçesiyle ertelendiğini hatırlatan Dervişoğlu, "İşçisini ezen bir düzen milli birliği de ezer" dedi. Kamu sendikacılığı oturumunda ise toplu sözleşme masasının müzakere zemini olmaktan çıkıp iktidarın kararını dikte ettiği bir platforma dönüştüğünü ileri sürdü. "Maçın hakemi karşı takımın formasıyla sahaya çıkamaz" ifadesini kullanan Dervişoğlu, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulması çağrısında bulundu. Kamuya girişte liyakat ve ehliyet yerine mülakatla gelen kayırmacılığın egemen olduğunu da vurgulayan Dervişoğlu, temel yöntemin objektif ve denetlenebilir sınav olması gerektiğini söyledi.
Çalıştay önerileri İYİ Parti programına girecek
Dervişoğlu, çalıştayın genel değerlendirmesinde mevcut tablonun tesadüf olmadığını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin doğal bir sonucu olduğunu savundu: "Yetkiyi gasbeden siyasi kurumlar, alın terini de gasbeder. Bu yüzden emeğin kurtuluşu, rasyonelleştirilmiş parlamenter sistemin inşasından, bağımsız kurumlardan ve hukukun üstünlüğünden ayrı düşünülemez." Çalıştaydan çıkan önerilerin Meclis'te kanun teklifi, bütçede değişiklik önerisi ve iktidar döneminde hükümet programının emek başlığı olacağını taahhüt eden Dervişoğlu, hedeflerini "alın teri döken milyonların insanca yaşayacağı gerçek bir üretim ekonomisi" olarak tanımladı.
Bahçeli'nin İmralı sözlerine yanıt
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır" sözlerine ilişkin soruya kısa ve şiirsel bir yanıt verdi: "Benim için sadece bir tek hak var. O da 'hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal'."
Sıkça Sorulan Sorular
Dervişoğlu'nun bahsettiği 'bölüşüm şoku' ne anlama geliyor?
Dervişoğlu, TÜİK verilerine göre emeğin millî gelirden aldığı payın mevcut iktidardan önce yaklaşık yüzde 52 ile tarihi zirvesini gördüğünü, son büyüme verisinde ise bu oranın yüzde 38'e gerilediğini açıkladı. Ekonomik büyümenin çalışanların gelirlerine yansımamasını 'bölüşüm şoku' olarak tanımladı.
İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı'na hangi sendika ve konfederasyonlar katıldı?
Çalıştaya TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KESK, HÜR-İŞ ve TİSK'ten temsilciler katıldı. Dervişoğlu, farklı görüş ve geleneklerden gelen bu temsilcilerin aynı masada buluşmasını Türkiye'de bir ilk olarak nitelendirdi.
Dervişoğlu emekliler hakkında hangi rakamları paylaştı?
Dervişoğlu, en düşük emekli aylığının 23 bin 550 lira olduğunu, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının ise 37 bin 801 liraya ulaştığını belirtti. Enflasyon zammının emeklinin eline geçen paraya değil hayali kök aylıklara yapıldığını öne sürerek milyonlarca emeklinin bankadan çektiği paranın 1 kuruş bile artmadığını savundu.
Dervişoğlu iş kazalarına ilişkin hangi verileri aktardı?
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin hayatını kaybettiğini, bu rakamın içinde 94 çocuğun bulunduğunu açıkladı. Söz konusu ölümlerin büyük çoğunluğunun kader değil, ihmal kaynaklı ve önlenebilir olduğunu ilan etti.
Dervişoğlu, Bahçeli'nin İmralı açıklamasına nasıl yanıt verdi?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır" sözleri kendisine sorulduğunda Dervişoğlu, "Benim için sadece bir tek hak var. O da 'hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal'" diye yanıt verdi.