
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, yolsuzluk ve hukuksuzluk karşısında siyasi kimliğe göre tutum alınmasını eleştiren kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Tekin, ülkenin "Senin hırsızın mı, benim hırsızım mı?" yarışına mahkûm edildiğini öne sürerek siyaset ile ahlak arasındaki mesafenin giderek kapandığına dikkat çekti.
Utanç Yerini Meydan Okumaya Bıraktı
Tekin, açıklamasında geçmişle bugünü karşılaştırarak siyasi kültürdeki dönüşümü mercek altına aldı. "Eskiden yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşan siyasetçi toplum içine çıkmaya utanır, siyaseten itibarını kaybederdi" diyen Tekin, bugünün tablosunu ise şöyle tanımladı: "Bugün ise utanması gerekenler meydan okuyor, hesap sorması gerekenler savunmaya geçiyor."
Bu saptama, Tekin'in paylaşımının omurgasını oluşturuyor. Eleştirinin odağında belirli bir isim ya da olay değil, toplumsal bir refleks var: Yanlışı yapanı değil, yanlışı yapanın hangi tarafta durduğunu esas alan bir bakış açısı.
'Hırsızın Partisi Olmaz'
CHP İstanbul İl Başkanı, siyasi aidiyetin ahlaki yargıların önüne geçtiği bir ortamın yarattığı tehlikeye vurgu yaptı. "Hırsızın partisi, yolsuzluğun ideolojisi, ahlaksızlığın bahanesi olur mu?" sorusunu yönelten Tekin, bu soruyu yalnızca retorik bir çıkış olarak bırakmadı; arkasına bir dizi sert soru daha ekledi.
"İnançtan söz edip adaleti çiğnemek, ahlaktan dem vurup haksızlığı savunmak, kul hakkını dilinden düşürmeyip çıkarı uğruna susmak nasıl bir vicdanın ürünüdür?" diye soran Tekin, değerler ile davranışlar arasındaki çelişkiyi gündeme taşıdı. Paylaşımında "Ne ara değerlerimizi menfaate, inançlarımızı çıkara, vicdanımızı siyasi sadakate kurban ettik?" sorusunu da yöneltti.
Asıl Tehlike: Yanlışı Savunanların Çoğalması
Tekin'in paylaşımında öne çıkan en çarpıcı tespitlerden biri, tehlikenin kaynağına ilişkin değerlendirmesiydi. "Asıl tehlike, yanlış yapanların çoğalması kadar, yanlışı savunanların çoğalmasıdır" diyen Tekin, bu düşüncesini şöyle gerekçelendirdi: "Çünkü haksızlığı yapan kadar, kimliğine bakarak onu mazur gören anlayış da bu çürümeye ortak olur."
Bu yaklaşım, sorumluluğu yalnızca fiili olarak yanlış yapanlarla sınırlı tutmayan, onu toplumsal bir zemine yayan bir çerçeve sunuyor. Tekin'e göre siyasi sadakat adına görmezden gelmek, suskunluğu tercih etmek ya da taraf tutarak mazeret üretmek de aynı çürümenin parçası haline gelmektedir.
Adalet Yalnızca 'Karşı Taraf' İçin Değil
Paylaşımının ilerleyen bölümünde Tekin, adalet, ahlak ve inanç kavramlarını tek tek ele aldı ve her birine ilişkin net bir tutum ortaya koydu. "Adalet, yalnızca karşı taraf cezalandırıldığında adalet değildir" ifadesini kullanan Tekin, aynı mantığı ahlak ve inanç için de sürdürdü: "Ahlak, yalnızca başkasının kusurunu gösterirken ahlak değildir. İnanç da çıkarlarımızı korumak için kullandığımız bir kalkan değildir."
Bu çerçeveden hareketle Tekin, ülkenin gerçek ihtiyacını da dile getirdi: "Bu ülkenin ihtiyacı yeni bir 'bizimki' değil; kim olursa olsun yanlışa yanlış, hırsızlığa hırsızlık, adaletsizliğe adaletsizlik diyebilen bir vicdandır."
Çocuklara Bırakılacak Gelecek Sorusu
Tekin, paylaşımını bir dizi soru üzerine kurarak kamuoyunu kendi tutumunu sorgulamaya davet etti. "Ne zaman dur diyeceğiz? Hukuksuzluk bize dokununca mı? Haksızlık bizim kapımızı çalınca mı? Yoksa çocuklarımıza bırakacak temiz bir gelecek kalmadığında mı?" diye soran Tekin, bu soruları bireysel bir vicdan muhasebesi çağrısına dönüştürdü.
Paylaşımının son bölümünde Tekin, "Çünkü bir gün herkesin siyasi bahanesi tükenir. Ama çocuklarımıza bıraktığımız ahlaki enkazın hesabını hiçbir bahane veremez" dedi. Açıklamasını şu soruyla noktaladı: "Asıl soru şu: Biz bu ülkeyi gerçekten seviyor muyuz, yoksa yalnızca kendi tarafımız kazandığı sürece mi seviyoruz?"
Sıkça Sorulan Sorular
Gürsel Tekin bu açıklamayı hangi platformda yaptı?
Gürsel Tekin, açıklamasını kendi sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım olarak kamuoyuyla paylaştı.
Tekin'in eleştirisinin odak noktası nedir?
Tekin'in eleştirisi, yolsuzluk ve hukuksuzluk karşısında siyasi aidiyete göre tutum alınmasına yönelik. Belirli bir kişi veya olayı değil, genel olarak siyasi kimliğe bakarak yanlışı mazur görme eğilimini hedef alıyor.
Tekin'e göre asıl tehlike nedir?
Tekin'e göre asıl tehlike yalnızca yanlış yapanların artması değil, yanlışı savunanların ve kimliğe bakarak haksızlığı mazur görenlerin çoğalmasıdır. Bu anlayışın da toplumsal çürümeye ortak olduğunu vurguladı.
Tekin, adalet kavramını nasıl tanımladı?
Tekin, adaletin yalnızca karşı taraf cezalandırıldığında gerçekleşmiş sayılamayacağını belirtti. Aynı şekilde ahlakın yalnızca başkasının kusurunu gösterirken var olduğu yanılgısına da dikkat çekti.
Tekin, kamuoyuna hangi soruyu yöneltti?
Tekin, paylaşımının sonunda "Biz bu ülkeyi gerçekten seviyor muyuz, yoksa yalnızca kendi tarafımız kazandığı sürece mi seviyoruz?" sorusunu sorarak toplumu kendi tutumunu sorgulamaya davet etti.