
Avrupa Birliği'nin yerli üretimi güçlendirmeyi ve stratejik sektörlerde rekabet gücünü artırmayı hedeflediği 'Made in EU' yaklaşımı, otomotiv dünyasının gündeminden düşmüyor. Türkiye otomotiv sanayisi ise bu tartışmanın tam ortasında: Avrupa ile yıllardır sürdürülen üretim, tedarik ve mühendislik entegrasyonunun yeni düzenleme kapsamında da korunmasını talep ediyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, konuya ilişkin son değerlendirmesinde Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisi açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.
Eroldu: 'Türkiye Uzun Yıllardır Bu Yapının Parçası'
Türkiye'nin AB'nin rekabetçiliğine önemli bir katkı sağladığını vurgulayan Eroldu, Avrupa'nın Çinli üreticilerin agresif politikalarına karşı kendi otomotiv sanayisini koruma çabasını anladıklarını ifade etti. Ancak bu koruma refleksinin yarattığı yeni yapının Türkiye'yi dışarıda bırakmaması gerektiğini de açıkça ortaya koydu. Eroldu, "Daha güçlü bir Avrupa otomotiv sanayi kurulmak isteniyorsa bunun için Türkiye'nin de muhakkak bunun bir parçası olması lazım. Zaten Türkiye uzun yıllardır bunun bir parçası" dedi.
Eroldu'ya göre Türkiye ile Avrupa arasındaki entegrasyon yalnızca üretim hatları ve ticaret rakamlarıyla ölçülemiyor. İki taraf arasında mevzuat ve teknik kurallar açısından da derin bir uyum söz konusu. OSD Başkanı, Türkiye'nin AB'nin standartlarını ve homologasyon kurallarını uzun yıllardır takip ettiğini belirterek şu sözleri sarf etti: "Aynı kuralları, aynı tarihlerde, aynı zamanlarda devreye alıyoruz. Benzer mevzuatı Türkiye de biz de uyguluyoruz."
Ortak Pozisyon Belgesi Hazırlandı
Mevcut işbirliği yapısının yeni sanayi politikaları çerçevesinde de sürdürülmesinin kritik önem taşıdığını belirten Eroldu, OSD, OİB ve TAYSAD olarak ortak bir pozisyon belgesi hazırladıklarını kamuoyuyla paylaştı. Söz konusu belgede Türkiye'nin AB'nin rekabetçiliğine yaptığı katkı ile iki taraf arasındaki değer zincirinin önemi ön plana çıkarılıyor. Eroldu, "Hem bizim hem Avrupa'nın daha rekabetçi olması açısından Türkiye mutlaka Avrupa'nın bir parçası olmalı" diyerek bu ortak çalışmanın yeni politikalarda da yansımasını bulması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Pazarında Çinli Araçların Payı Geriledi
Eroldu, güncel pazar verilerini de değerlendirmesine kattı. Geçen yılın ilk dokuz ayında yüzde 8,7 seviyesinde seyreden Çinli araçların Türkiye pazarındaki payının bugün itibarıyla yüzde 5,8'e gerilediğini aktaran OSD Başkanı, bu düşüşte uygulanan ek gümrük vergilerinin belirleyici rol oynadığını söyledi. Eroldu'ya göre AB cephesinde de Çinli üreticilere yönelik benzer önlemlerin alınması gündemdeki yerini koruyor.
Öte yandan Türkiye'nin Çin ile olan ticaret dengesine de değinen Eroldu, Türkiye'nin Çin'e ihracatının sınırlı kalırken Çin'den yüksek hacimli ithalat yapılmasının sürdürülebilir bir tablo oluşturmadığını vurguladı. Buna karşın Türkiye'nin AB ile otomotiv ticaretinin çok daha dengeli bir görünüm sergilediğini ifade eden Eroldu, bu ilişkide Türkiye'nin "sattığı kadar ithalat yaptığı" bir yapının var olduğuna dikkat çekti.
Çin Yatırımlarına Koşullu Yaklaşım
'Made in EU' tartışmasının bir diğer kritik boyutunu Çinli markaların yatırımları oluşturuyor. Eroldu, Avrupa'da halihazırda aktif olan Çin kaynaklı yatırımlara dikkat çekerken Türkiye'de henüz Çin menşeli bir otomotiv yatırımının bulunmadığını belirtti. Avrupa tarafındaki görüşmelerde Türkiye'nin Çin'in arka bahçesine dönüşüp dönüşmeyeceği meselesinin önemli bir tartışma başlığı haline geldiğini aktaran Eroldu, Türkiye'nin yeni yatırımlara yaklaşımının Avrupa'daki kurallarla uyumlu olması gerektiğini söyledi.
Yabancı yatırımlara ya da Çin yatırımlarına prensip olarak karşı olmadıklarını vurgulayan Eroldu, beklentilerini şu sözlerle netleştirdi: "Ancak bu yatırımların Türkiye'ye katma değer sağlayacak, Türkiye'deki rekabeti olumlu yönde etkileyecek, Türkiye'deki mevcut sanayiyi de geliştirecek yönde yatırımlar olması lazım. Türkiye'nin yeni montaj fabrikalarına ihtiyacı yok. Türkiye'ye teknoloji getirecek, Türkiye'de Ar-Ge yapacak yatırımlara ihtiyaç var." OSD'nin bu konudaki tutumunun yeni olmadığını hatırlatan Eroldu, söz konusu yaklaşımı daha önce "ya yatırım olsun ya yaptırım olsun" ifadesiyle özetlediklerini de sözlerine ekledi.
Avrupa'daki Karar Vericilerle Temaslar Sürüyor
OSD, OİB ve TAYSAD'ın hazırladığı ortak pozisyon belgesi aracılığıyla Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisi içindeki konumunu anlatmaya çalıştıklarını belirten Eroldu, bu doğrultuda Avrupa'daki karar vericilerle görüşmelerin sürdüğünü aktardı. Otomotiv sektörünü temsil eden kuruluşların Avrupa Parlamentosu, Avrupa iş dünyası ve otomotiv ekosisteminin çeşitli temsilcileriyle bir araya geldiğini ifade eden Eroldu, bazı bürokrat ve parlamenterlerin Türkiye'nin otomotiv sanayisine sağladığı katkının boyutunun yeterince farkında olmadığını gözlemlediklerini söyledi. Bu nedenle söz konusu temaslara büyük önem verdiklerini vurgulayan Eroldu, Türkiye'nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki konumunu anlatmaya yönelik çalışmaların önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Sıkça Sorulan Sorular
OSD Başkanı Cengiz Eroldu'nun 'Made in EU' düzenlemesine ilişkin temel mesajı nedir?
Eroldu, AB'nin rekabet gücünü artırmak amacıyla oluşturacağı yeni yapının Türkiye'yi de kapsaması gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa otomotiv sanayisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Eroldu, daha güçlü bir Avrupa için Türkiye'nin bu yapı içinde yer almasının zorunlu olduğunu ifade etti.
OSD, OİB ve TAYSAD ortak pozisyon belgesiyle ne hedefliyor?
Üç kuruluşun birlikte hazırladığı pozisyon belgesi, Türkiye'nin AB'nin rekabetçiliğine yaptığı katkıyı ve iki taraf arasındaki değer zincirinin önemini ön plana çıkarıyor. Belgeyle aynı zamanda mevcut işbirliği yapısının yeni sanayi politikaları kapsamında da devam ettirilmesi talep ediliyor.
Türkiye pazarında Çinli araçların payı ne durumda?
Eroldu'nun aktardığı verilere göre Çinli araçların Türkiye pazarındaki payı, geçen yılın ilk dokuz ayındaki yüzde 8,7 seviyesinden mevcut durumda yüzde 5,8'e geriledi. Eroldu bu düşüşte uygulanan ek gümrük vergilerinin belirleyici rol oynadığını vurguladı.
OSD'nin Türkiye'deki Çin yatırımlarına yaklaşımı nasıl?
OSD, Çin kaynaklı yatırımlara prensip olarak karşı olmadığını ancak bu yatırımların Türkiye'ye katma değer sağlaması, rekabeti olumlu etkilemesi ve mevcut sanayiyi geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Eroldu, Türkiye'nin yeni montaj fabrikalarına değil, teknoloji transferi yapacak ve Ar-Ge yürütecek yatırımlara ihtiyaç duyduğunu açıkça ifade etti.
Türkiye ile AB arasındaki otomotiv entegrasyonu yalnızca ticaretle mi sınırlı?
Hayır. Eroldu'ya göre bu entegrasyon üretim ve ticaretin çok ötesine geçiyor. Türkiye, AB'nin standartlarını ve homologasyon kurallarını uzun yıllardır takip etmekte; aynı teknik mevzuatı aynı tarihlerde hayata geçirmektedir. Bu mevzuat uyumu, iki taraf arasındaki ilişkiyi salt ekonomik bir ortaklığın ötesine taşıyan yapısal bir bağ oluşturuyor.