
Çin'in güneybatısında yer alan Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi, yüzlerce metre derinliğe inen devasa doğal çukurlarıyla bilim dünyasının odağına girmeye devam ediyor. Çince'de "göksel çukur" anlamına gelen tiankeng adıyla bilinen bu oluşumların tabanında, insan faaliyetlerinden büyük ölçüde etkilenmemiş orman ekosistemleri, nadir bitkiler ve henüz tanımlanmamış olabilecek canlı türleri bulunuyor. Karstik arazilerde milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerin ürünü olan bu dev obruklar, yalnızca sıra dışı coğrafi yapılar olarak değil, biyolojik çeşitliliğin korunması açısından da kritik alanlar olarak değerlendiriliyor.
Mayıs 2022'deki Keşif: 306 Metre Uzunluğunda Bir Dev
Bu alandaki en dikkat çekici keşiflerden biri Mayıs 2022'de gerçekleşti. Çinli mağara araştırmacıları, Guangxi'nin Leye ilçesinde 306 metre uzunluğunda, 150 metre genişliğinde ve 192 metre derinliğinde bir obruk keşfetti. Araştırmacılar obruğun tabanına indiklerinde, 40 metre yüksekliğe ulaşabilen ağaçlar ve omuz hizasına kadar yükselen yoğun bir bitki örtüsüyle karşılaştı. Yüksek kayalıkların çevrelediği bu doğal alanda gelişen orman, dış dünyadan fiilen yalıtılmış bir ekosistem oluşturmuş durumda.
Keşif ekibine liderlik eden Chen Lixin, obruğun duvarlarında yer alan mağaralarda bilim dünyası tarafından henüz tanımlanmamış bitki ve hayvan türlerinin bulunmasının şaşırtıcı olmayacağını söyledi. Çin Jeolojik Araştırmalar Kurumu'ndan uzmanlar da obruğun duvarlarında üç ayrı mağara tespit ettiklerini ve tabanındaki ormanın iyi korunmuş bir durumda olduğunu bildirdi.
600 Metre Derinlikte Nefes Kesen Manzara
Guangxi'deki obruklara yönelik araştırmalar 2022'den çok önce başlamıştı. Çin Bilimler Akademisi'ne bağlı Guangxi Botanik Enstitüsü'nden Tang Jianmin, 2016 yılında ekibiyle birlikte Dashiwei Tiankeng adıyla bilinen yaklaşık 600 metre derinliğindeki dev obruğa indi. Jianmin, UNESCO Courier için kaleme aldığı ve Temmuz 2023'te yayımlanan yazısında obruğun tabanındaki manzarayı nefes kesici olarak tanımladı.
Araştırmacı, burada 40 metre yüksekliğinde kadim ağaçların, insan faaliyetlerinin hiçbir izini taşımayan bir ormanın ve kökenleri dinozorlar dönemine uzanan bitki gruplarına ait nesli tehlike altındaki türlerin bulunduğunu aktardı. Bu gözlemler, dev obrukların uzun süreler boyunca dış etkilerden korunabilen, kendine özgü yaşam ortamları oluşturduğunu açıkça ortaya koydu.
Bitkiler Sınırlı Işıkta Nasıl Hayatta Kalıyor?
Derin obrukların en büyük gizemlerinden biri, bitkilerin sınırlı güneş ışığı ve alışılmadık çevre koşullarında nasıl bu denli gelişebildiğiydi. 2024 yılında Chinese Journal of Plant Ecology dergisinde yayımlanan bir araştırma, Dashiwei Tiankeng grubunda yaşayan bitkilerin besin kullanım özelliklerini mercek altına aldı. Toplam 64 bitki türünün incelendiği çalışmada araştırmacılar, obrukların içindeki ve dışındaki bitkilerin yapraklarındaki karbon, azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum düzeylerini karşılaştırdı.
Sonuçlar çarpıcıydı: Tiankeng bitkilerinin yapraklarında pek çok mineral besin maddesinin yüksek oranda biriktiği görüldü. Bilim insanları, bu bitkilerin diğer karst ve kara ekosistemlerindeki türlere kıyasla yapraklarında daha fazla mineral biriktirdiğini ve bunun görece yüksek büyüme hızlarıyla ilişkili olduğunu tespit etti. Araştırma aynı zamanda toprağın kimyasal özelliklerinin bitkilerin besin içerikleri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını da ortaya koydu. Bu bulgular, kadim ormanların ışık kısıtına rağmen nasıl bu kadar güçlü gelişebildiğini anlamaya yönelik önemli bir bilimsel adım olarak değerlendiriliyor.
Tiankengler Nasıl Oluşuyor?
Bilim insanlarına göre tiankenglar, milyonlarca yıl boyunca süren jeolojik süreçlerin ürünü. Bu oluşumlar genellikle kireç taşı gibi suda çözünebilen kayaçların bulunduğu karstik arazilerde ortaya çıkıyor. Yağmur suları ve yer altı akıntıları zamanla kayaçlardaki çatlakları genişleterek devasa mağaralar ve boşluklar meydana getiriyor. Bu boşlukların tavanları çöktüğünde yüzeyde yüzlerce metre derinliğe ulaşan çukurlar oluşuyor.
Obrukların tabanında biriken su, yüksek nem oranı ve çevredeki dik kayalıkların sağladığı doğal koruma, kendine özgü mikroiklim koşullarının gelişmesine zemin hazırlıyor. Bu koşullar sayesinde bazı obruklar, yıl boyunca yeşil kalan ormanlara ev sahipliği yapabiliyor.
Dünyadaki Tiankenglerin Üçte İkisi Çin'de
UNESCO verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 300 tiankeng tespit edilmiş durumda ve bunların yaklaşık üçte ikisi Çin sınırları içinde bulunuyor. Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi tek başına dünyada bilinen tiankenglerin yaklaşık yüzde 30'una ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki Dashiwei Tiankeng grubu ise yaklaşık 20 kilometrekarelik bir alana yayılmış 29 büyük obruktan oluşuyor. Benzer jeolojik yapılara Papua Yeni Gine, Malezya, Madagaskar, Slovenya, Hırvatistan, İtalya ve İspanya'da da rastlanıyor.
Tang Jianmin ve ekibinin 2022 yılında Guangxi genelinde yürüttüğü incelemelerde, Çin'de özel devlet koruması altında bulunan 72 yabani bitki türü tespit edildi. Bu bulgular, tiankenglerin nesli tehlike altındaki bitkiler ve eski orman ekosistemleri için kritik sığınaklar işlevi gördüğünü bir kez daha doğruladı. Bilim insanları, bu alanlarda henüz tanımlanmamış bitki, hayvan ve mikroorganizma türlerinin keşfedilme olasılığının yüksek olduğuna dikkat çekiyor; ancak bu türlerin varlığı henüz kesinleşmiş değil.
Tehditlere Karşı Bütüncül Koruma Çağrısı
Dev obrukların bugüne kadar büyük ölçüde korunmasında sarp kayalıklar ve ulaşılması güç coğrafi koşullar belirleyici bir rol oynadı. Ancak araştırmacılar bu alanların geleceğine ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor. Turizm faaliyetlerinin artması, doğal yaşam alanlarına insan müdahalesi ve yer altı su kaynaklarının zarar görmesi, hassas ekosistemleri tehdit eden başlıca unsurlar arasında sayılıyor.
Tang Jianmin, tiankenglerin korunmasında yalnızca nadir bitki türlerine odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayarak ormanların, su kaynaklarının ve tüm ekosistemin bir bütün olarak korunması gerektiğini ifade ediyor. Bilim insanları, Çin'in yüzlerce metre derinlikte saklanan bu kadim ormanlarının hem Dünya'nın jeolojik geçmişini hem de canlıların sıra dışı koşullara uyum sağlama kapasitesini anlamak için önemli bir araştırma alanı olmayı sürdürdüğünü belirtiyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Tiankeng nedir ve bu isim nereden geliyor?
Tiankeng, Çince'de "göksel çukur" anlamına gelen bir terimdir. Karstik arazilerde, kireç taşı gibi suda çözünebilen kayaçların milyonlarca yıl boyunca yeraltı suları tarafından aşındırılması ve oluşan büyük boşlukların tavanlarının çökmesiyle meydana gelen devasa doğal çukurlara verilen addır.
Mayıs 2022'de Leye ilçesinde keşfedilen obruğun boyutları nedir?
Guangxi'nin Leye ilçesinde Mayıs 2022'de Çinli mağara araştırmacıları tarafından keşfedilen obruğun 306 metre uzunluğunda, 150 metre genişliğinde ve 192 metre derinliğinde olduğu belirlendi. Obruğun tabanında 40 metre yüksekliğe ulaşabilen ağaçlar ve omuz hizasına kadar yükselen yoğun bir bitki örtüsü tespit edildi.
Obrukların içindeki bitkiler sınırlı güneş ışığında nasıl hayatta kalabiliyor?
2024 yılında Chinese Journal of Plant Ecology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre tiankeng bitkileri, diğer karst ve kara ekosistemlerindeki bitkilere kıyasla yapraklarında çok daha fazla mineral besin maddesi biriktiriyor. Bu durum görece yüksek büyüme hızlarıyla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar ayrıca toprağın kimyasal özelliklerinin bitkilerin besin içerikleri üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu da ortaya koydu.
Dünyada kaç tiankeng bulunuyor ve bunların ne kadarı Çin'dedir?
UNESCO verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 300 tiankeng tespit edilmiştir. Bunların yaklaşık üçte ikisi Çin sınırları içinde yer almaktadır. Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi tek başına dünyada bilinen tiankenglerin yaklaşık yüzde 30'una ev sahipliği yapmaktadır.
Bu obruklar için başlıca tehditler nelerdir?
Araştırmacılara göre tiankengleri tehdit eden başlıca unsurlar arasında turizm faaliyetlerinin artması, doğal yaşam alanlarına insan müdahalesi ve yer altı su kaynaklarının zarar görmesi yer alıyor. Tang Jianmin, bu alanların korunmasında yalnızca nadir bitki türlerine odaklanmanın yeterli olmadığını, ormanların, su kaynaklarının ve tüm ekosistemin birlikte korunması gerektiğini vurguluyor.