
Kalp krizi ve felcin başlıca tetikleyicilerinden biri olan ateroskleroz, yani damarlarda plak birikmesi, yalnızca ileri yaşların sorunu değil. Danimarka ve İspanya'dan 16 bin 808 kişiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, bu sessiz hastalığın 18-29 yaş arasındaki gençlerde de belirgin biçimde ortaya çıkabildiğini gösterdi. Üstelik etkilenen bireylerin büyük çoğunluğu herhangi bir belirti yaşamıyor; geleneksel risk hesaplamaları da bu kişileri çoğunlukla düşük riskli olarak sınıflandırıyor.
Araştırma Kimler Tarafından, Nasıl Yürütüldü?
Çalışma, Kopenhag'daki Rigshospitalet'ten Kardiyoloji Profesörü Henning Bundgaard ile İspanya'daki Carlos III Ulusal Kardiyovasküler Araştırma Merkezi'nin (CNIC) Bilim Direktörü ve kardiyolog Dr. Borja Ibanez'in liderliğinde gerçekleştirildi. Araştırmaya Danimarka ve İspanya'dan, daha önce aterosklerotik kalp-damar hastalığı tanısı almamış, 18 ile 70 yaş arasındaki 16 bin 808 kişi katıldı. Katılımcıların boyun bölgesindeki şah damarları, bacaklardaki atardamarları ve kalbi besleyen koroner damarları görüntülenerek değerlendirildi.
Katılımcıların Yarısından Fazlasında Plak Tespit Edildi
İncelemeler tamamlandığında ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcıydı. Katılımcıların yüzde 57,1'inde en az bir damarda aterosklerotik plak bulundu. Bu oran, hastalığın toplumda ne denli yaygın ve sessiz seyreden bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor. Damarları görüntülenmeden önce herhangi bir tanı almamış bu kişiler, gündelik yaşamlarını olağan biçimde sürdürürken damarlarında plak birikimi zaten başlamış durumdaydı.
30 Yaşından Önce de Görülüyor: Genç Yetişkinlerde Ateroskleroz
Araştırmanın belki de en dikkat çekici bulgusu, hastalığın genç yetişkinlerde de varlığını net biçimde ortaya koymasıydı. 18-29 yaş grubundaki yaklaşık her 13 kişiden birinde en az bir damarda ateroskleroz belirtisi tespit edildi. Hastalığın görülme sıklığı yaş ilerledikçe düzenli olarak arttı ve 60-70 yaş grubuna gelindiğinde bu oran yaklaşık her 10 kişiden 9'una ulaştı.
Cinsiyetler arasındaki fark da araştırmanın öne çıkan bulgularından birini oluşturdu. Erkeklerde aterosklerozun kadınlara kıyasla daha erken yaşlarda ilerlediği görüldü; erkeklerdeki genel gelişim seyri, kadınların yaklaşık 5 ila 10 yıl önünde seyretti. Kadınlarda ise en belirgin artış 40-60 yaşları arasında, menopoz döneminin de büyük ölçüde denk geldiği yıllarda gözlemlendi.
Koroner Damarlardaki Plak, Boyun ve Bacak Damarlarına da İşaret Ediyor
Araştırmacılar ayrıca kalbi besleyen koroner damarlarda plak bulunan kişilerin büyük bölümünde boyun veya bacak damarlarında da plak saptandığını tespit etti. Bu bulgunun gelecekteki tarama yöntemleri açısından önemli bir kapı aralayabileceği belirtiliyor. Boyun ve bacak damarları ultrasonla daha kolay ve hızlı biçimde görüntülenebiliyor. Bu durum, koroner damarların görüntülenmesine kıyasla çok daha erişilebilir ve pratik bir tarama seçeneği sunuyor.
Geleneksel Risk Hesaplamaları Vakaların Büyük Bölümünü Gözden Kaçırıyor
Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, mevcut kalp-damar hastalığı risk hesaplama yöntemlerinin sınırlılıklarını gün yüzüne çıkarması oldu. Günümüzde yaş, tansiyon, kolesterol düzeyi ve sigara kullanımı gibi faktörler üzerinden kişinin ilerleyen yıllarda kalp-damar hastalığı yaşama olasılığı hesaplanıyor. Ancak araştırma, bu ölçümlerde görece düşük riskli görünen kişilerde bile damar plağının halihazırda oluşmuş olabileceğini gözler önüne serdi. Başka bir deyişle, geleneksel risk değerlendirmeleri mevcut ateroskleroz vakalarının yalnızca küçük bir bölümünü yakalayabiliyor.
Bu bulgu, risk hesaplamalarının kişinin gelecekteki olası hastalık riskini tahmin etmeye çalışırken, görüntüleme yöntemlerinin ise halihazırda var olan plakları doğrudan tespit edebildiğini ortaya koyuyor. İki yaklaşım arasındaki bu fark, erken tanı ve müdahale stratejileri açısından kritik bir öneme sahip.
Araştırmanın İkinci Aşaması 2027-2032 Yılları Arasında Planlanıyor
Çalışmanın bu ilk aşaması, aterosklerozun toplumda ne kadar yaygın ve erken yaşlarda başlayabilen bir süreç olduğunu belgeledi. Araştırmanın 2027-2032 döneminde yapılması planlanan ikinci aşamasında ise odak noktası tedaviye kayacak. Bu aşamada, görüntülemeyle tespit edilen sessiz ateroskleroza erken müdahalenin hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatmadığı ve kalp-damar olaylarını önleyip önlemediği araştırılacak. Böylece erken taramanın gerçek anlamda bir fark yaratıp yaratmadığı da bilimsel olarak sınanmış olacak.
Sıkça Sorulan Sorular
Araştırmaya kaç kişi katıldı ve kimler dahil edildi?
Araştırmaya Danimarka ve İspanya'dan, daha önce aterosklerotik kalp-damar hastalığı tanısı almamış 18-70 yaş arasındaki 16 bin 808 kişi katıldı.
18-29 yaş grubunda ateroskleroz ne sıklıkla görüldü?
Araştırmaya göre 18-29 yaş grubundaki yaklaşık her 13 kişiden birinde en az bir damarda ateroskleroz belirtisi tespit edildi.
Erkekler ve kadınlar arasında hastalığın seyri nasıl farklılaştı?
Erkeklerde aterosklerozun gelişim seyri, kadınların yaklaşık 5 ila 10 yıl önünde seyretti. Kadınlarda ise en belirgin artış, menopoz dönemine de denk gelen 40-60 yaşları arasında gözlemlendi.
Geleneksel risk hesaplamaları neden yetersiz kalıyor?
Araştırma, yaş, tansiyon, kolesterol ve sigara gibi faktörler üzerinden yapılan geleneksel risk hesaplamalarının mevcut ateroskleroz vakalarının yalnızca küçük bir bölümünü belirleyebildiğini gösterdi. Düşük riskli görünen kişilerde bile damar plağı halihazırda oluşmuş olabiliyor.
Araştırmanın ikinci aşamasında ne incelenecek?
2027-2032 yılları arasında planlananan ikinci aşamada, görüntülemeyle tespit edilen sessiz ateroskleroza erken müdahalenin hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatmadığı ve kalp-damar olaylarını önleyip önlemediği araştırılacak.