
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, İBB davasının 96. duruşmasını Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yaptı. Duruşmada tutuksuz sanıklar organizasyon şirketi sahibi Ahmet Çiçek ile iş insanı Mehmet Muhittin Palazoğlu savunmalarını mahkemeye sundu. Duruşma sonunda toplam 331 tutuksuz sanığın savunmasının tamamlandığı açıklandı; yargılama ise sabah saatlerine ertelendi.
Çiçek: 'Reklam alanlarında tüm yetki Murat Ongun'daydı'
Sanık Ahmet Çiçek, 2019 seçimlerinin ardından İstanbul'daki reklam alanlarına ilişkin tüm yetkinin Murat Ongun'da toplandığını savundu. Çiçek'e göre Ongun, bu işleri yürütmesi için sektörden Salih Subaşı'nı seçmiş; tüm reklam alanları birlikte görüşülmüş, izin verilmiş ve paralar Kültür AŞ üzerinden alınmıştır. Çiçek, "Tüm piyasa tarafından bu şekilde bilinir zaten" dedi.
Murat Kapki ile tanışıklığının aynı kuaförü kullanmaları sayesinde başladığını anlatan Çiçek, birkaç ticari görüşmenin ardından aralarındaki samimiyetin ilerlediğini belirtti. Çiçek, Kapki'nin plazanın 21. katındaki ofisinde bir görüşme sırasında bazı şirketlerden para çıkarması gerektiğini ve bu amaçla fatura ihtiyacı duyduğunu söylediğini aktardı. Çiçek, "Dostluğumuzu ve ticaretimizi bozmamak adına yüzde 6 komisyon karşılığında kabul ettim" diye konuştu.
'Sinan Sepetçi her şeyi organize ediyordu'
Çiçek, 2023-2024 yılları arasındaki yaklaşık 9 aylık dönemde Murat Kapki'nin yanında çalışan Sinan Sepetçi'nin sistemi organize ettiğini anlattı. Savunmasında hangi şirkete ne kadar fatura kesileceğinin, hangi şirketten ne kadar para çıkacağının ve hangi bankadan çekileceğinin tamamının Sepetçi'ye bırakıldığını belirtti. Çiçek, "Murat Bey kimseye güvenmediği için Sinan Sepetçi tarafından çekler düzenleniyordu; bankalardan parayı kendisi ayırtıyordu" dedi.
Çiçek'in ifadesine göre yetkili kılınan kişiler parayı çekmeye gittiğinde, Murat Kapki'nin bilgisi ve onayıyla çekilen paralar Şeyhmus ve Güngör isimli şahıslara bankanın köşesinde teslim ediliyordu. Para çıkarma sisteminin 2024 yılına kadar sürdüğünü vurgulayan Çiçek, "Şirketten benim aracılığımla çıkan paralar nakit olarak Murat Bey'in ofisinde toplanırdı. Bu ofiste toplanan paralar bir defasında benim yanımda iki bavul içinde Berat Kapki vasıtasıyla gitmesi gereken yere ulaştırıldı" diye konuştu ve bu bilgilerin ifadesinde detaylı biçimde yer aldığını, doğru olduğunu vurguladı.
WhatsApp yazışmaları ve silme talebi
Çiçek, Kapki ile iletişimlerinin WhatsApp üzerinden yürütüldüğünü ve 19 Mart'taki operasyondan önce Kapki'nin kendisini arayarak tüm konuşmaları silmesini istediğini söyledi. Kapki'nin ayrıca bir gün ofisinde telefonu alarak dinlemeye karşı önlem almak amacıyla çekmecesine koyduğunu aktaran Çiçek, baskılara karşın hiçbir konuşma kaydını silmediğini belirtti.
Çiçek, Kapki'nin kendisine yüzde 6 komisyon ödemesini bir keresinde son model cep telefonuyla yaptığını da anlattı. Cezaevi sürecinde CHP delegelerine iPhone dağıtıldığını gördüğünü ifade eden Çiçek, Kapki'nin telefonları verirken "Fazla kaldı" dediğini ve bu telefonların delegelere dağıtılanlardan artan cihazlar olduğunu düşündüğünü söyledi.
Sanık Vedat Şahin'i piyasadan tanıdığını ve şirketlerden para çıkartmak amacıyla fatura kestiğini belirten Çiçek, kamera görüntülerine konu olan otel toplantısına ilişkin de değerlendirmede bulundu. X-ray'den geçen çantanın boyutu ve şişkinliği itibarıyla para dolu olduğuna inandığını söyleyen Çiçek, televizyon görüntülerindeki bir kişiyi Murat Kapki'ye benzeterek bunu ifadesine yansıttığını, ardından bu ifadeyle ilgili çeşitli haberlerin yapıldığını aktardı. Valizlerin jammer olduğu yönündeki açıklamalara katılmadığını da belirten Çiçek, üzerine atılı suçlamaları reddetti.
Palazoğlu: 'Şirketimiz 2019'dan bu yana İBB'den ihale almadı'
Tutuksuz sanık iş insanı Mehmet Muhittin Palazoğlu da hakkındaki tüm suçlamaları reddetti. İddianamede adı geçen şirketi kardeşiyle birlikte kurduğunu, şirketin organizasyon ve açık hava reklamcılığı alanında faaliyet gösterdiğini anlatan Palazoğlu, şirketin tüm paylarını 2025 yılının ağustos ayında devraldığını söyledi. Devir sözleşmesinin 15 Nisan 2025'te imzalandığını belirten Palazoğlu, kardeşinin günlük reklam işlerinden çekilmek istemesi üzerine Deniz Dörtyol'a teklif götürdüğünü aktardı.
Palazoğlu, "Bizim şirketimiz 2019 yılından beri İBB ve iştiraklerinden bir ihale almamıştır. Deniz'in anlattığı ihale süreçleri bizim şirkete ait değildir; Deniz'in kendi şirketleri vardı" dedi. Kendisinin inşaat sektörüne yöneldiğini ve ihale süreçleriyle ilgili görüşülen kişileri bilmediğini savunan Palazoğlu, Tuzla'daki projesi için iskan alamadığından Murat Ongun ile görüştüğünü, Ongun'un da kendisine "Kültür sanat ihalelerine gir" dediğini ancak reklamcılık işi yapmadığını belirttiğini anlattı.
600 bin lira ve 200 tespih iddiası
Palazoğlu, Üsküdar'da bulunan bir yapının tamamlanmasına göz yumulması karşılığında B. isimli şirkete 600 bin lira ödenerek rüşvet verildiği iddiasını kesinlikle reddetti. İddianamede kendi Tuzla projesiyle ilgili söylediklerinin başka bir kişinin Çengelköy anlatımıyla birleştirildiğini öne süren Palazoğlu, Çengelköy'deki taşınmazın kendisine ait olmadığını vurguladı.
Deniz Dörtyol'un Emrah Bağdatlı'nın tespih alınması konusunda baskı uyguladığını kendisine aktardığını belirten Palazoğlu, Dörtyol'un ona Bağdatlı'nın "Patronun karısının şirketini iyi düşün, bu işe girmezsem reklam sektöründe iş yapamayacağım" şeklinde mesajlar attığını gösterdiğini söyledi. Palazoğlu, Dörtyol'dan öğrendiği tüm bu bilgileri savcılığa aktardığını, şirket hesaplarından 600 bin lira ödendiğini ve 200 adet tespihin şirket adresine teslim edildiğini bildirdiğini ifade etti.
B. isimli şirketin yalnızca kendi firmasına değil, reklam sektöründe faaliyet gösteren başka şirketlere de aynı tarihlerde, birbirine yakın saatlerde ve aynı tutarlarda fatura düzenlediğini vurgulayan Palazoğlu, "Bunun adı ticaret değil baskıdır, haraçtır. Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak baskıyla yaptırılan ödeme rüşvet değil, irtikaptır. Ödeyen de fail değil, mağdurdur" dedi. Söz konusu şirketin Murat Ongun'un eşine ait olduğunun ifade edildiğini de mahkemede dile getirdi.
Palazoğlu, savcının "Bahsettiğiniz sistem neydi, kim bildirdi?" sorularına yanıt verirken 23 Haziran 2019 seçiminin ardından yönetimin değiştiğini ve tüm reklam alanlarının tek gecede indirildiğini söyledi. Bir sektör arkadaşının kendisini Serdal Taşkın'a, Taşkın'ın da Murat Ongun'a götürdüğünü anlatan Palazoğlu, sisteme girmek istemediği için altı ay sonra reklam sektöründen çekildiğini belirtti. Emrah Bağdatlı'yı ise Murat Ongun'a gittikten sonra iskan süreci kapsamında tanıdığını, ancak o süreçten somut bir sonuç çıkmadığını aktardı.
Sıkça Sorulan Sorular
İBB davasının 96. duruşması nerede ve hangi mahkemede yapıldı?
Duruşma, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda gerçekleştirildi.
Ahmet Çiçek, Murat Kapki ile nasıl tanıştığını ve aralarındaki ilişkiyi nasıl anlattı?
Çiçek, Kapki ile aynı kuaförü kullanmaları nedeniyle tanıştığını, birkaç ticari görüşmenin ardından aralarındaki samimiyetin ilerlediğini söyledi. Kapki'nin fatura ihtiyacını dile getirmesi üzerine yüzde 6 komisyon karşılığında bu düzenlemeye dahil olduğunu ifade etti.
Sanık Palazoğlu, B. isimli şirkete yapılan ödemeye ilişkin ne savundu?
Palazoğlu, 600 bin liralık ödemenin kendi iradesiyle yapılmadığını, kamu nüfuzu kullanılarak baskıyla gerçekleştirildiğini öne sürdü ve bu nedenle durumun rüşvet değil irtikap kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ödeyenin fail değil mağdur olduğunu savundu.
Duruşma sonunda kaç sanığın savunması tamamlanmış oldu?
- duruşmanın ardından davada toplam 331 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.
Palazoğlu, şirketinin İBB ihalelerine katılıp katılmadığı konusunda ne söyledi?
Palazoğlu, şirketinin 2019 yılından bu yana İBB ve iştiraklerinden herhangi bir ihale almadığını savundu; Deniz Dörtyol'un anlattığı ihale süreçlerinin kendi şirketine değil, Dörtyol'un kendi şirketlerine ait olduğunu ileri sürdü.