
Sivas'ta gök mavisi çinileriyle öne çıkan ve halk arasında "Mavi Medrese" olarak da bilinen Gök Medrese, artık dijital dünyada da yaşıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tarık Türk'ün danışmanlığında, yüksek lisans öğrencisi İlayda Emen tarafından hazırlanan tez çalışması kapsamında tarihi yapının yüksek hassasiyetli üç boyutlu (3B) dijital ikizi ortaya çıkarıldı. Düşük maliyetli mobil lazer tarama ve insansız hava aracı (İHA) teknolojilerinin bir arada kullanıldığı projede, geleneksel belgeleme yöntemlerinin sınırlılıklarını aşan yeni bir hibrit yaklaşım uygulandı.
753 Yıllık Tarihi Yapı: Gök Medrese'nin Kısa Tarihi
Gök Medrese, Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271 yılında mimar Konyalı Kaluyan'a yaptırılmıştır. Üzerindeki gök mavisi çinilerden dolayı hem "Gök Medrese" hem de "Mavi Medrese" adlarıyla anılan yapı, Türk-İslam mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Projenin temel çıkış noktalarından biri de bu denli özgün ve tarihî değer taşıyan bir eseri gelecek kuşaklara aktarmak ve olası risklere karşı koruma altına almaktır.
İHA ve Mobil Lazer Tarama Teknolojilerinin Birleşimi
Projede uygulanan yöntem, iki farklı teknolojiyi bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Gerçek zamanlı kinematik destekli düşük maliyetli mobil lazer tarama teknolojisinden elde edilen veriler, İHA fotogrametrisinden toplanan verilerle bütünleştirildi. Prof. Türk, bu yaklaşımın projeyi literatürdeki diğer çalışmalardan ayıran başlıca özelliklerinin mutlak konum doğruluğu, düşük maliyet ve hız olduğunu vurguladı.
Geleneksel yersel lazer tarayıcılarla yapının yalnızca belirli bir yüksekliğe kadar modellenebilirken üst bölümlerinin ve tepe kısmının elde edilemediğini hatırlatan Türk, "Biz üst kısımlarını da insansız hava aracı fotogrametrik dediğimiz teknolojiyle birleştirip tüm tarihi yapıların üç boyutlu modellemesini gerçekleştirebiliyoruz" dedi. Böylece yapının bütünü, alt kısımlardan çatıya kadar eksiksiz biçimde üç boyutlu olarak kayıt altına alındı.
Tarama Süreci: Dış Cephe 2 Saatte, İç Mekan 25 Dakikada Tamamlandı
Projenin dikkat çekici bir diğer boyutu ise son derece kısa sürede tamamlanan tarama sürecidir. Gök Medrese'nin açık dış cephe taramaları yaklaşık 2 saatte bitirildi. Dar nişlerin ve sütun aralarının bulunduğu yarı açık iç mekan ölçümleri ise tek seferde yalnızca 25 dakikada tamamlandı. Bu süre, geleneksel belgeleme yöntemleriyle kıyaslandığında oldukça kısa kalmaktadır. Prof. Türk, elde edilen sonuçların tarihi yapıların yüksek doğrulukla, düşük maliyetle ve son derece kısa sürede yeniden oluşturulabileceğini kanıtlayan bilimsel bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirtti.
Restorasyon Çalışmalarına Sağlam Bir Temel
Projenin en kritik amaçlarından biri, tarihi ve kültürel varlıkların doğal afetler ya da farklı nedenlerle zarar görmesi durumunda aslına uygun biçimde restore edilebilmesine zemin hazırlamaktır. Prof. Türk konuyu şöyle açıkladı: "Bu eserler zarar gördükten sonra bunların aslına uygun şekilde yeniden modellenmesi ve restorasyon çalışması için bu projeyi gerçekleştirdik. Dolayısıyla bunların üç boyutlu modelinin belgelendirilmesi çalışmalarını yaptığınız takdirde restorasyon çalışmalarına temel olmakta."
Türk, elde edilen modelin santimetre, hatta gerektiğinde milimetre düzeyinde doğruluk sunduğunu da sözlerine ekledi. Bu hassasiyet düzeyi, olası bir hasar sonrasında yapının özgün biçimiyle yeniden inşa edilmesini ya da restore edilmesini mümkün kılıyor.
Sonraki Adım: Sanal Gerçeklikle Dünya Ziyaretçilerine Açılacak
Prof. Türk, çalışmanın bir sonraki aşamasında sanal gerçeklik teknolojisinden yararlanılarak Gök Medrese'nin dijital ortamda dünya genelindeki ziyaretçilere açılmasının ve koruma altındaki hassas alanların fiziksel yıpranma olmaksızın tanıtılmasına olanak sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti. Bu sayede yapının hem korunması hem de daha geniş kitlelere ulaştırılması aynı anda mümkün olabilecek.
Türk ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın inşaat sektöründe Yapı Bilgi Modellemesi'ni (BIM - Building Information Modeling) hayata geçirdiğini ve bu doğrultuda çıkarılan yönetmeliğin öne çıkan düzenlemelerinden birinin önümüzdeki yıllarda yapıların üç boyutlu dijital modellerinin BIM tabanlı olarak hazırlanmasını ve idareye teslimini zorunlu hale getireceğini vurguladı. Bu bağlamda projenin söz konusu düzenleme açısından da ayrı bir önem taşıdığına dikkat çekti.
Sivas'taki Diğer Tarihi Eserler de Hedefte
Prof. Dr. Tarık Türk, Gök Medrese ile sınırlı kalmayacaklarını belirterek Sivas'taki diğer tarihi eserlerin de üç boyutlu modellemesini yapmayı hedeflediklerini açıkladı. Türk, yüksek lisans tez çalışmasındaki başarısından dolayı İlayda Emen'i kutlarken projeye katkılarından ötürü Vakıflar Sivas Bölge Müdürlüğü yetkililerine de teşekkür etti.
Sıkça Sorulan Sorular
Gök Medrese'nin dijital ikizi kim tarafından ve hangi kurum bünyesinde oluşturuldu?
Dijital ikiz projesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tarık Türk'ün danışmanlığında, yüksek lisans öğrencisi İlayda Emen tarafından yüksek lisans tez çalışması kapsamında gerçekleştirildi.
Projede hangi teknolojiler kullanıldı?
Projede düşük maliyetli mobil lazer tarama ve insansız hava aracı (İHA) fotogrametri teknolojileri bir arada kullanıldı. İHA'dan elde edilen veriler, gerçek zamanlı kinematik destekli mobil lazer tarama verileriyle bütünleştirilerek yüksek hassasiyetli üç boyutlu model oluşturuldu.
Tarama işlemi ne kadar sürdü?
Gök Medrese'nin açık dış cephe taramaları yaklaşık 2 saatte tamamlandı. Dar nişlerin ve sütun aralarının bulunduğu yarı açık iç mekan ölçümleri ise tek seferde yalnızca 25 dakikada bitirildi.
Bu dijital modelin restorasyon açısından önemi nedir?
Prof. Dr. Tarık Türk'e göre tarihi ve kültürel yapıların doğal afetler ya da farklı nedenlerle zarar görmesi durumunda santimetre hatta milimetre düzeyinde doğruluğa sahip bu model, yapıların aslına uygun biçimde restore edilmesine temel oluşturmaktadır.
Projenin bir sonraki aşamasında ne planlanıyor?
Prof. Türk, bir sonraki aşamada sanal gerçeklik teknolojisi kullanılarak tarihi yapının dijital ortamda dünya genelindeki ziyaretçilere açılmasının ve koruma altındaki hassas alanların fiziksel yıpranma olmaksızın tanıtılmasına imkân sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.