
Marmara Denizi'nde, merkez üssü Yalova açıkları olan 3,5 büyüklüğündeki depremin ardından jeoloji alanında değerlendirmeler yapan Prof. Dr. Osman Bektaş, Çınarcık Çukuru'ndaki gerilim birikimine ilişkin dikkat çekici bir uyarıda bulundu. Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bölgeyi 'iki ateş arasında' olarak nitelendirerek faylar üzerindeki çift yönlü gerilime işaret etti.
Sürünme davranışından gerilim birikimine uzanan değerlendirme
Prof. Dr. Bektaş, daha önceki açıklamalarında Yalova açıklarındaki 3,5 büyüklüğündeki depremin Marmara'daki fayların sürünme davranışını desteklediğini ifade etmişti. Sürünme, fayların ani kırılmalar yerine yavaş ve sürekli bir kayma hareketiyle enerji boşaltması anlamına gelir. Bu bağlamda Bektaş, Çınarcık fayının yavaş yavaş kayıyor olabileceği ihtimaline de dikkat çekmişti.
Ancak Bektaş'ın yeni paylaşımı, tablonun yalnızca sürünmeyle sınırlı olmadığına işaret ediyor. Bilim insanı bu kez odağını Çınarcık Çukuru'ndaki gerilim birikimine çevirerek bölgenin iki farklı yönden gelen sismik baskıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
'Çınarcık Çukuru iki ateş arasında'
Bektaş, sosyal medya paylaşımında kullandığı 'Çınarcık Çukuru iki ateş arasında' ifadesiyle bölgedeki gerilimin niteliğini somut biçimde özetledi. Bu ifadeyle kastettiği, havzanın doğusundan ve batısından eş zamanlı olarak gerilim aktarımına maruz kalmasıdır. Bektaş'a göre bu gerilimin iki kaynağı bulunuyor: doğuda İzmit, batıda ise Silivri depremleri.
Bektaş, 1999 yılında gerçekleşen 7,4 büyüklüğündeki İzmit depreminin stres transferi mekanizmasıyla Çınarcık Çukuru'na doğudan batıya doğru gerilim aktardığını belirtti. Öte yandan 2025 yılında yaşanan 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremi ise tam ters yönde, yani batıdan doğuya gerilim aktarımına yol açtı. Böylece Çınarcık Çukuru, her iki ucundan da sıkıştırılan bir mengeneye dönmüş durumda.
Adalar ve Çınarcık faylarındaki mikro kırılmalar
Bektaş, Çınarcık Çukuru'nu sınırlayan Adalar ve Çınarcık faylarında meydana gelen mikro kırılmalara da ayrıca dikkat çekti. Bu küçük ölçekli sismik hareketlerin, faylardaki kilitlenme noktalarının zorlandığının bir göstergesi olabileceğini vurguladı.
Kilitlenme noktaları, bir fay boyunca hareketin geçici olarak engellendiği ve stresin biriktiği alanlardır. Bu noktalardaki baskının belirli bir eşiği aşması, ani ve büyük bir kırılmayı, yani depremi tetikleyebilir. Bektaş'ın değerlendirmesine göre bölgedeki mikro sismik hareketlilik tam da bu tür bir baskının işareti olarak yorumlanabilir.
Daha büyük bir deprem ihtimali gündeme geliyor
Tüm bu değerlendirmeleri bir araya getiren Bektaş, söz konusu mikro sismik hareketliliğin faylardaki kilitlenme noktalarının zorlandığına işaret edebileceğini ve bunun daha büyük bir depremin ardından gelebileceği ihtimalini gündeme getirebileceğini ifade etti. Bektaş bu değerlendirmeyi olasılık çerçevesinde dile getirdi; kesin bir öngörü olarak sunmadı.
1999 İzmit depremi ile 2025 Silivri depreminin yarattığı stres transferinin Çınarcık Çukuru üzerinde birikimli bir etki oluşturduğunu ortaya koyan bu tablo, Marmara'daki sismik riskin ne denli çok katmanlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Çınarcık Çukuru neden 'iki ateş arasında' olarak tanımlanıyor?
Prof. Dr. Osman Bektaş'a göre Çınarcık Çukuru, doğudan 1999 İzmit depremi ve batıdan 2025 Silivri depremi kaynaklı stres transferiyle iki yönden eş zamanlı gerilime maruz kalmaktadır. Bu nedenle Bektaş bölgeyi 'iki ateş arasında' olarak nitelendirmiştir.
1999 İzmit ve 2025 Silivri depremleri Çınarcık Çukuru'nu nasıl etkiliyor?
Bektaş'ın değerlendirmesine göre 7,4 büyüklüğündeki 1999 İzmit depremi stres transferi yoluyla Çınarcık Çukuru'na doğudan batıya gerilim aktarırken, 6,2 büyüklüğündeki 2025 Silivri depremi ise batıdan doğuya gerilim aktarmaktadır. Bu durum havzanın her iki ucundan sıkıştırılmasına yol açmaktadır.
Çınarcık fayının sürünme davranışı ne anlama geliyor?
Bektaş'ın daha önceki açıklamalarına göre sürünme, fayın ani kırılmalar yerine yavaş ve sürekli bir kayma hareketiyle enerji boşaltması anlamına gelmektedir. Bektaş, Çınarcık fayının bu şekilde yavaş yavaş kayıyor olabileceği ihtimaline dikkat çekmiştir.
Adalar ve Çınarcık faylarındaki mikro kırılmaların önemi nedir?
Bektaş'a göre bu mikro kırılmalar, söz konusu faylardaki kilitlenme noktalarının zorlandığına işaret edebilir. Kilitlenme noktalarındaki baskının artması, daha büyük bir sismik kırılmanın öncüsü olarak değerlendirilebilir.
Bektaş'ın uyarısına göre bölgede daha büyük bir deprem kesin olarak bekleniyor mu?
Hayır. Bektaş bu değerlendirmeyi bir kesinlik olarak değil, bir ihtimal olarak dile getirmiştir. Mikro sismik hareketliliğin daha büyük bir depremin ardından gelebileceği ihtimalini gündeme getirebileceğini ifade etmiş; ancak bu konuda kesin bir öngörüde bulunmamıştır.