
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Brüksel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında AB Komisyonunun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic ile birlikte "AB-Türkiye Ticaret ve Ekonomik İlişkilerinin Geleceğini Şekillendirmek" başlıklı oturumda konuştu. Bolat, bu yıl Brüksel'e beşinci ziyaretini gerçekleştirdiğini ve Sefcovic ile sekiz kez bir araya geldiğini belirterek iki taraf arasındaki bağların güçlülüğüne dikkat çekti.
Gümrük Birliği'nin 30 Yıllık Bilançosu
Bolat, Gümrük Birliği'nin 1996'nın başından itibaren yürürlükte olduğunu hatırlatarak bu süreçte elde edilen somut kazanımları aktardı. Bu çerçevede iki taraf arasındaki kısıtlamaların ve eş etkili tedbirlerin kaldırıldığını, Türkiye'nin ortak dış gümrük tarifesi rejimini benimsediğini ve AB'nin rekabet politikası, devlet yardımları politikası, marka ve patent rejimi ile ticaret politikalarına uyum sağladığını anlattı. Türk mevzuatının söz konusu alanlarda AB mevzuatıyla kapsamlı biçimde uyumlaştırıldığını da vurgulayan Bakan, bu uyumun ticari ilişkilerin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Rakamlar, Gümrük Birliği'nin ekonomik etkisini açıkça ortaya koyuyor. Bolat'ın aktardığı verilere göre yıllık toplam ticaret hacmi, Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girdiği dönemdeki yaklaşık 21 milyar dolar düzeyinden geçen yıl 233 milyar dolara yükseldi; bu, 11 katlık bir artışa karşılık geliyor. Bolat, "Gümrük Birliği, geride kalan 30 yılda son derece başarılı oldu. Karşılıklı yatırımları artırdı, sanayi ürünleri ihracatı açısından pazarların karşılıklı olarak açılmasını sağladı ve çok başarılı bir sanayi bütünleşmesini beraberinde getirdi" diye konuştu. Son beş yılda Türkiye ile AB arasındaki toplam ticaretin 900 milyar avroya, dolar cinsinden ise 1 trilyon dolara ulaştığını da vurgulayan Bolat, bu verinin ilişkinin ne denli derinleştiğini gösterdiğini belirtti.
Otomotiv Sektöründe Derin Karşılıklı Bağımlılık
Bakan Bolat, iki taraf arasındaki ekonomik bütünleşmenin en çarpıcı örneği olarak otomotiv sektörünü öne çıkardı. Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26'sının otomotiv sektöründe gerçekleştiğini ve bu alanda 62 milyar dolarlık bir ticaret yapıldığını açıklayan Bolat, Türkiye'deki otomotiv sanayisinin yüzde 75'ini Avrupa şirketlerinin oluşturduğunu söyledi. Bu şirketler arasında Renault, Peugeot, Fiat, Stellantis Grubu, MAN, Mercedes-Benz ve Bosch sayıldı.
Türkiye'nin AB şirketlerinden 21 milyar avroluk otomotiv yatırımı aldığını hatırlatan Bolat, ilişkinin tek yönlü olmadığını da vurguladı: "Bu şirketlerin Türk ortakları ve Türkiye'den temin ettikleri parçalar var. Ancak bu ilişki iki yönlü işliyor. Türkiye geçen yıl yaklaşık 1 milyon 450 bin otomobil ve diğer motorlu araç üretti. Bu üretimin yüzde 75'i AB şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor." Türkiye'nin yıllık 1,3 milyon araçlık otomotiv pazarında bu talebin yüzde 75'inin, yani 980 bin aracın ithalat yoluyla karşılandığını da belirten Bolat, "Bütün bunlar, iki taraf arasında tedarik zincirleri, pazarlar ve üretim bakımından ne kadar güçlü bir karşılıklı bağımlılık bulunduğunu gösteriyor" dedi.
Yabancı yatırım tarafında da tablo benzer biçimde AB ağırlıklı bir görünüm sergiledi. Bolat'a göre Türkiye'nin toplam 294 milyar dolar tutarındaki doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 63'ü AB şirketlerinden kaynaklanıyor.
Sanayi Hızlandırma Yasası Tartışmasında Türkiye'nin Tutumu
Bolat, AB içinde gündemdeki yerini koruyan Sanayi Hızlandırma Yasası tartışmalarına da değindi ve Türkiye'nin bu konudaki tutumunu net biçimde ortaya koydu. "AB içinde tartışılan bir Sanayi Hızlandırma Yasası var. Avrupa genelinde 'AB'de Üretim' veya 'AB ile Üretim' tartışmaları yürütülüyor. Avrupalı ortaklarımıza ve dostlarımıza, sağduyunun hâkim olması gerektiğini güçlü biçimde ifade ediyoruz" diyen Bakan, bu süreçte Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin ticaretin geleceğine ilişkin kararlara yön vermesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası fikrine saygı duyduğunu ve bu yaklaşımı doğal karşıladığını belirten Bolat, üçüncü ülkelerden gelen yoğun ithalat konusunda da aynı kaygıları taşıdıklarını açıkladı. Ancak çözümün güvenilir ortakları ya da Gümrük Birliği'ni dışlamak olmaması gerektiğini de özellikle altını çizdi. "Üye ülkelerden, Avrupa Parlamentosundan, AB Komisyonundan ve AB Konseyinden güçlü biçimde talep ettiğimiz ve beklediğimiz çözüm, Türkiye'nin 'Avrupa ile Üretim', 'AB ile Üretim' projesinde eşdeğer bir ortak olarak kabul edilmesidir. Bu, AB ekonomilerinin ve otomotiv sanayisinin olduğu kadar Türk ekonomisinin ve sanayisinin de güçlü biçimde yararınadır" diye konuştu.
Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu ve Sorunların Azaltılması
Bolat, aynı gün son iki yıl içinde üçüncü kez gerçekleştirilecek olan Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısına da dikkat çekti. Bu toplantının Türkiye-AB İş Zirvesi programıyla birleştirilmesinin amacını, özel sektör temsilcileriyle kamu yetkililerini bir araya getirerek Türkiye-AB ilişkileri konusunda karşılıklı anlayışı pekiştirmek olarak açıkladı. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu mekanizmasının somut sonuçlar verdiğini de vurgulayan Bolat, Gümrük Birliği kapsamındaki sorun sayısının geçen yıl itibarıyla 29'dan 14'e indirildiğini ve bu alanda daha fazla ilerleme sağlanacağını bildirdi.
Vize Serbestisi Talebinde Tek Kalan Ülke: Türkiye
Konuşmasının son bölümünde Türk vatandaşlarına yönelik vize meselesini de gündeme taşıyan Bolat, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecindeki aday ülkeler arasında vatandaşlarına henüz vize serbestisi tanınmamış tek ülke konumunda olduğunu vurguladı. "Diğer aday ülkelerin tümü vize serbestisi rejiminden yararlanıyor" diyen Bolat, getirilen kademeli vize sisteminin yaşanan güçlükleri bir ölçüde hafiflettiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade etti.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye-AB ticareti son 30 yılda ne kadar büyüdü?
Ticaret Bakanı Bolat'ın aktardığı verilere göre Türkiye ile AB arasındaki yıllık toplam ticaret, Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girdiği dönemdeki yaklaşık 21 milyar dolar seviyesinden geçen yıl 233 milyar dolara yükseldi. Bu rakam, yaklaşık 30 yılda 11 katlık bir artışa işaret ediyor. Son beş yılda ise toplam ticaret hacmi 900 milyar avroya, dolar karşılığıyla 1 trilyon dolara ulaştı.
Türkiye'nin otomotiv sektöründeki AB bağlantısı ne düzeyde?
Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26'sı otomotiv sektöründe gerçekleşiyor ve bu alanda 62 milyar dolarlık ticaret yapılıyor. Türkiye'deki otomotiv sanayisinin yüzde 75'ini Renault, Peugeot, Fiat, Stellantis Grubu, MAN, Mercedes-Benz ve Bosch gibi Avrupa şirketleri oluşturuyor. Türkiye geçen yıl yaklaşık 1 milyon 450 bin araç üretirken yıllık 1,3 milyon araçlık iç pazarının 980 binini ithalat yoluyla karşıladı.
Türkiye, AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası fikrine nasıl yaklaşıyor?
Bakan Bolat, Türkiye'nin bu fikre saygı duyduğunu ve yaklaşımı doğal karşıladığını belirtti. Üçüncü ülkelerden gelen yoğun ithalat konusunda AB ile aynı kaygıları taşıdıklarını vurgulayan Bolat, ancak çözümün güvenilir ortakları ya da Gümrük Birliği'ni dışlamak olmaması gerektiğini de açıkladı. Türkiye'nin beklentisi, "AB ile Üretim" projesinde eşdeğer bir ortak olarak tanınmaktır.
Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu ne gibi sonuçlar verdi?
Bolat'a göre Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu mekanizması sayesinde Gümrük Birliği kapsamındaki sorun sayısı geçen yıl itibarıyla 29'dan 14'e indirildi. Söz konusu toplantı, son iki yıl içinde üçüncü kez Türkiye-AB İş Zirvesi programıyla eş zamanlı olarak düzenlendi; amaç özel sektör temsilcileriyle kamu yetkililerini bir araya getirmek.
Türkiye'nin AB'ye yönelik vize serbestisi talebi nerede duruyor?
Bakan Bolat, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecindeki aday ülkeler arasında vatandaşlarına henüz vize serbestisi tanınmamış tek ülke olduğunu vurguladı. Diğer tüm aday ülkeler bu haktan yararlanırken Türkiye için uygulanan kademeli vize sisteminin güçlükleri tam anlamıyla gidermediğini de belirtti.