
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara'nın Polatlı ilçesinde gerçekleştirilen Ateş Serbest-2026 Faaliyeti'nin Seçkin Gözlemci Günü'ne katılarak önemli açıklamalar yaptı. Güler, konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ateş gücü ve modern silah sistemlerinin yanı sıra değişen güvenlik ortamına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bakan, "Gerçek caydırıcılık yalnızca sahip olunan güçle değil, bu gücün her şartta etkinliğini koruyabilmesiyle mümkündür" diyerek savunma sanayiinin stratejik önemine vurgu yaptı.
Üst Düzey Katılımla Gerçekleşen Seçkin Gözlemci Günü
Programa Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu katıldı. Yabancı misafirler arasında Azerbaycan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kerim Veliyev ile Katar Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Jassim Bin Ali Al Attiyah da yer aldı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma sanayii temsilcileri, şehit aileleri ve gaziler de törende hazır bulundu.
Bakan Güler, konuşmasının açılışında Ankara'nın başkent ilan edilişinin 103'üncü yıl dönümüne de dikkat çekti. "Cumhuriyetimizin kalbi ve Milli Mücadele'mizin merkezi olan Ankara'mızın başkent oluşunu en içten dileklerimle kutluyorum" diyen Güler, Polatlı ve çevresinde bağımsızlık için mücadele eden ataların kararlılığının bugün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ilham vermeye devam ettiğini vurguladı.
İlk Kez Kullanılan Silah ve Sistemler Sahaya Çıktı
Güler, bu yılki faaliyetin içeriğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu yılki faaliyetimizde bir kısmı ilk defa olmak üzere çok sayıda farklı cins ve çapta silah ve sistemlerin kullanılması, ulaştığımız üstün seviyeyi ve gelişen harekât kabiliyetlerimizi göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır." Tatbikat kapsamında düzenlenen sergi alanının da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geniş ve gelişmiş kabiliyet yelpazesini gözler önüne serdiğini belirten Bakan, asıl belirleyicinin sistemler değil, bu sistemleri etkin ve koordineli biçimde kullanan personel olduğunun altını çizdi.
"Askeri alanda gerçek üstünlük, doğru sistemi doğru zamanda, iyi yetişmiş ve disiplinli personelle, uygun yöntemlerle ve yüksek bir maharetle kullanabilmekten geçmektedir" diyen Güler, tatbikatta gerçekleştirilen atışların ordunun bu alandaki kapasitesini bütünüyle ortaya koyduğunu ifade etti.
Değişen Tehdit Ortamında Müşterek Harekât Anlayışı
Güler, günümüz güvenlik ortamında tehditlerin niteliğinin hızla değiştiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Artık muharebe sahasında istihbarat ve hedef tespitinden komuta-kontrol ve karar alma süreçlerine, elektronik harp ve insansız sistemlerden hassas ateş desteğine kadar tüm unsurların birbiriyle uyum içerisinde ve süratle hareket etmesi, harekat başarısında belirleyici hâle gelmiştir."
Bu çerçevede Ateş Serbest faaliyetinin, farklı kuvvet ve unsurların müşterek harekat anlayışı içinde görev yapması, silah sistemlerinin etkinliğinin sınanması ve birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi açısından kritik bir işlev gördüğünü vurgulayan Güler, tatbikatta elde edilen başarının titiz planlama, gerçekçi eğitimler, teknik hazırlıklar, bakım-lojistik destek ve personelin özverili çalışmalarının ürünü olduğunu söyledi. Harbiyelilerin bu faaliyet aracılığıyla değerli bir tecrübe kazandığını da ayrıca belirtti.
Savunma Sanayii ve Caydırıcılık
Konuşmasının ilerleyen bölümünde savunma sanayiinin stratejik önemine değinen Güler, Cumhurbaşkanı liderliğinde gerçekleştirilen atılımların envanterin modernize edilmesini, kritik teknolojilerde yetkinliğin artırılmasını ve ihtiyaçların milli imkânlarla karşılanmasını sağladığını belirtti. Savunma sanayii firmalarının, Türk mühendis ve teknisyenlerin bu süreçteki katkısını da özellikle vurgulayan Bakan, şu tespiti paylaştı: "Gerçek caydırıcılık yalnızca sahip olunan güçle değil, bu gücün her şartta etkinliğini koruyabilmesiyle mümkündür."
Güler, bu anlayış doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü artırmak amacıyla başta Savunma Sanayii Başkanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli çalışmanın sürdürüleceğini de vurguladı.
Diplomasi ve Mekke Anlaşması
Bakan Güler, askeri gücün nihai amacını ülkenin hak ve menfaatlerini korumak ile bölgede ve ötesinde güvenlik, barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamak olarak tanımladı. "İstersen sulh u salâh, hazır ol cenge" sözüne atıfta bulunan Güler, barışı korumanın en önemli şartlarından birinin güçlü bir savunma ve caydırıcılık kabiliyetine sahip olmak olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Orta Doğu'daki gelişmelere kadar geniş bir coğrafyada çatışmaların sona erdirilmesi, barışın tesisi ve kalıcı istikrarın sağlanması için çok yönlü girişimlerini sürdürdüğünü belirten Güler, bu çabaların somut bir örneği olarak Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Anlaşması'na dikkat çekti. Söz konusu anlaşmanın kurumsal bir yapıya kavuşturulması ve bu süreçte ortaklarla birlikte atılan adımların bölgesel güvenliğe verilen önemin açık bir göstergesi olduğunu vurgulayan Güler, Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlarken dost ve müttefiklerin güvenliğine katkı sunmayı sürdüreceğini de sözlerine ekledi.
Sıkça Sorulan Sorular
Ateş Serbest-2026 Faaliyeti nerede düzenlendi?
Ateş Serbest-2026 Faaliyeti'nin Seçkin Gözlemci Günü, Ankara'nın Polatlı ilçesinde gerçekleştirildi.
Programa hangi üst düzey isimler katıldı?
Programa Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Azerbaycan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kerim Veliyev, Katar Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Jassim Bin Ali Al Attiyah ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün katıldı.
Bakan Güler bu yılki faaliyette öne çıkan hangi özelliğe dikkat çekti?
Güler, bu yılki faaliyette bir kısmı ilk defa olmak üzere çok sayıda farklı cins ve çapta silah ve sistemlerin kullanıldığını belirterek bunun Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ulaştığı üstün seviyeyi ve gelişen harekât kabiliyetlerini göstermesi bakımından ayrı bir önem taşıdığını vurguladı.
Mekke Anlaşması hangi ülkelerle imzalandı ve Bakan Güler bu anlaşmayı nasıl değerlendirdi?
Mekke Anlaşması, Türkiye ile dost ve kardeş ülkeler Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandı. Bakan Güler, anlaşmanın kurumsal bir yapıya kavuşturulması ve ortaklarla birlikte atılan adımların bölgesel güvenliğe verilen önemin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.
Güler'e göre gerçek askeri caydırıcılık nasıl tanımlanabilir?
Bakan Güler'e göre gerçek caydırıcılık yalnızca sahip olunan güçle değil, bu gücün her şartta etkinliğini koruyabilmesiyle mümkündür. Bu bağlamda savunma sanayiinin sağladığı modern imkân ve kabiliyetlerin askeri gücün sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.