
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından düzenlediği basın toplantısında gündemdeki birçok önemli konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı'nın açıklamalarının odak noktasını, ertesi gün saat 14.30'da gerçekleştirilecek olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili seçimi oluşturdu.
CHP, kendi adayını çıkarmak yerine YENİ Parti'yi destekleme kararı aldı
Sarı, TBB Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanmasının ardından gündemine gelen Başkan Vekili seçimiyle ilgili CHP'nin tutumunu şu sözlerle özetledi: "YENİ Parti'nin önerdiği Sayın Ayşe Ünlüce'yi Belediyeler Birliği seçiminde CHP olarak desteklemeye karar verdik. Bu fedakârlığı yapıyoruz. Neden? Uzlaşabilelim ve buralar AKP'ye geçmesin, Cumhur İttifakı'na geçmesin diye."
Sarı, bu kararın arka planını ayrıntılı biçimde aktardı. TBB'deki delege dağılımına göre AKP'nin 311, MHP ve Büyük Birlik ile birlikte Cumhur İttifakı'nın toplam 370 delegesi bulunuyor. Yaklaşık 860 delegeli birlikte 35 bağımsız üye mevcut; bunların 10'unda kayyum uygulandığı ve kayyumların oy kullanıp kullanamayacağının hukuki açıdan tartışmalı olduğu belirtildi. Muhalefet cephesine bakıldığında ise CHP'nin 246, YENİ Parti'nin 135 delegesi var. DEM Parti de eklendiğinde bu üç partinin toplam ağırlığı 437'ye ulaşıyor; TİP, Saadet Partisi ve Yeniden Refah'ın da katılımıyla rakamın 450 civarına çıktığı ve muhalefetin Cumhur İttifakı'nı en az 50 oyla geçebildiği ifade edildi.
Sarı, CHP'nin önce kendi adayını önerdiğini, YENİ Parti'nin bu adayı uygun bulmadığını, bunun üzerine YENİ Parti'nin önerdiği ismi de kabul ettiklerini anlattı. Ancak tüm bu görüşmelere ve "arka kapı diplomasisine" rağmen YENİ Parti'nin "Butlan'la yan yana gelmeyiz" söylemiyle hem ortaklaşılan adayı hem de iş birliği teklifini reddederek bağımsız aday çıkardığını aktardı. Söz konusu adayın, CHP saflarından seçilip daha sonra YENİ Parti'ye geçen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce olduğu belirtildi. Sarı, en fazla delegeye sahip parti olmalarına ve iş birliği önerilerinin reddedilmesine karşın CHP'nin kendi adayını çıkarmama kararı aldığını vurguladı.
Fon yolsuzluğu tartışması: "11 ay susan kurumlar neden yargılanmıyor?"
Sarı, son dönemde kamuoyunu meşgul eden fon krizine de değindi. Fonlara ilişkin bir tasfiye sürecinin başladığına işaret eden Sarı, 1 milyon altı ödemeler için ekim ayının telaffuz edildiğini, 350 bin kişinin mağdur olduğunun ifade edildiğini ve en son toplantıda yaklaşık 40 milyar liranın daha kısa vadede ödeneceğinin söylendiğini aktardı.
Ancak Sarı'ya göre meselenin iki kritik boyutu tartışma gündemine taşınmıyor: "Birincisi, bu noktaya nasıl geldiğimize ilişkin sorumluluğu üstlenmesi gereken kurumların neden bir türlü yargılanmadığıdır; hâlâ o kurullarda oturan kamu görevlilerinin bu sorumluluk içinde tutulmayışıdır." Sarı, 11 ay boyunca konuyu örten ve zararın derinleşmesine neden olan kurumlar hakkında hiçbir işlem yapılmadığını da sözlerine ekledi.
10 günde 10 belediyeye operasyon: CHP'nin değerlendirmesi
Son 10 günde 10 belediyeye operasyon düzenlendiğini belirten Sarı, bu operasyonların tamamının ya CHP'li ya da CHP'den ayrılarak başka bir partiye geçmiş belediyeleri kapsadığını söyledi. Rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve mal varlığını aklama gibi suçlamaların yalnızca muhalefet belediyelerine yönelik işletilip işletilmediği sorusunu kamuoyunun önüne taşıyan Sarı, "Kaç belediye kovuşturmaya, soruşturmaya, operasyona tabi tutuluyor ve bunların kaçı muhalefet belediyeleri, kaçı iktidara yakın belediyeler?" diye sordu.
Sarı, Mersin'deki operasyonu somut bir örnek olarak aktardı: Bir büyükşehir ve iki ilçe belediyesi olmak üzere birbirleriyle hiçbir hukuki bağlantısı bulunmayan üç ayrı dosya kapsamında aynı anda ve aynı saatte operasyon yapıldığını belirtti. CHP Sözcüsü, bu yoğunluğun fon yolsuzluğu tartışmalarını gölgelemek ve gündemi değiştirmek amacıyla kurgulandığını değerlendirdi. Fon yolsuzluğuyla ilişkili olduğu düşünülen kişilere adli kontrol uygulanırken belediye başkanlarının tutuklandığını ve tutukluluğun bir ceza aracına dönüştürüldüğünü de öne sürdü.
Halk TV'ye kayyum ve Kılıçdaroğlu tartışması
Sarı, Halk TV'ye kayyum atanması meselesinde de söz aldı. Konunun Kemal Kılıçdaroğlu'nun birkaç gün önce yaptığı açıklamalarla ilişkilendirildiğini ve bu operasyonun Kılıçdaroğlu'nun sözleri üzerine gerçekleştirildiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirten Sarı, bu iddiaları "hiçbir gerçekliği olmayan ve tamamen mantıksız söylemler" olarak nitelendirdi.
Sarı, kayyum uygulamalarının mimarı olan AKP'ye yöneltilen eleştirilerin son derece sınırlı kaldığını, oysa Kılıçdaroğlu'na "hadsiz, içeriksiz ve mesnetsiz" eleştiriler yapıldığını ifade etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir'in "RTÜK'ün ilgili yayın kuruluşlarının lisanslarını bir an evvel yeniden ele alması elzem hâle gelmiştir" şeklindeki açıklamasına dikkat çeken Sarı, bu açık talebi dile getirenlere herhangi bir eleştiri yöneltilmediğini vurguladı.
PM toplantısı kararları ve Mekke Anlaşması değerlendirmesi
PM toplantısında alınan kararlar arasında 37 ilin disiplin kurulu üyeliğinin atanması yer alıyor. Sarı, daha önce il yönetim kurulu ve il başkanlığı atamalarının yapıldığını ancak Parti Meclisi onayına tabi olan disiplin kurullarının o aşamada atanmadığını hatırlattı. Ayrıca daha önce ihraç edilen yaklaşık 10 üyenin bağışlanmasına ilişkin bir listenin de toplantıda görüşüldüğünü aktardı.
Gazetecilerin Mekke Anlaşması çerçevesinde Yemen'e asker gönderilmesi ihtimaline ilişkin sorusunu yanıtlayan Sarı, anlaşmanın henüz Meclis onayından geçmediğini ve Anayasa'nın 90. maddesi gereğince parlamentoya getirilmesi gerektiğini söyledi. CHP olarak Türkiye'nin bu anlaşma aracılığıyla jeopolitik alan açmasını olumlu bulduklarını, ancak Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma gibi risklerin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti. Sarı, fiili durumlar yaratılarak asker gönderilmesine karşı olduklarını ve hukuki altyapısı olmayan adımların Türkiye'yi olumsuz bir oldu bittiyle karşılaştırabileceği uyarısında bulundu.
İstanbul İl Başkanlığı atamasının hâlâ yapılmamış olmasına ilişkin soruya ise Sarı şu yanıtı verdi: "Geçen hafta hangi noktadaysak bugün de aynı noktadayız. Bu meselede yeni bir durum yok. Bir kriz de söz konusu değildir." Atama yetkisinin Genel Başkan'da olduğunu ve İstanbul'daki ilçe örgütlerinin kongre hazırlıklarını sürdürdüğünü aktaran Sarı, herhangi bir kriz yaşanmadığını vurguladı.
Sıkça Sorulan Sorular
CHP neden TBB Başkan Vekili seçiminde kendi adayını çıkarmadı?
CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamalarına göre CHP, Türkiye Belediyeler Birliği'nin Cumhur İttifakı'nın eline geçmesini önlemek amacıyla kendi adayını çıkarmama kararı aldı. En fazla delegeye sahip parti olmalarına ve iş birliği önerilerinin reddedilmesine karşın CHP, YENİ Parti'nin önerdiği Ayşe Ünlüce'yi desteklemeyi tercih etti.
TBB'deki delege dağılımı nasıl?
Sarı'nın aktardığı rakamlara göre TBB'de yaklaşık 860 delege bulunuyor. Cumhur İttifakı'nın toplam 370 delegesi var; AKP'nin payı 311. Muhalefet tarafında ise CHP 246, YENİ Parti 135 delegeye sahip. DEM Parti dahil edildiğinde bu üç partinin toplamı 437'ye, TİP, Saadet ve Yeniden Refah da eklendiğinde ise yaklaşık 450'ye ulaşıyor.
CHP, fon krizinde hangi eksikliklere dikkat çekiyor?
Sarı'ya göre fon krizinin tartışılmayan iki boyutu var: Birincisi, bu süreci görmezden gelerek zararın derinleşmesine yol açan kurumların neden yargılanmadığı; ikincisi ise 11 ay boyunca konuyu örten kamu görevlilerinin sorumluluk dışında tutulması. CHP, meselenin yalnızca mağdurlara ödeme yapılmasından ibaret olmadığını savunuyor.
Son 10 günde gerçekleştirilen belediye operasyonlarına CHP'nin yaklaşımı nedir?
CHP Sözcüsü Sarı, son 10 günde 10 belediyeye yapılan operasyonların tamamının CHP'li ya da CHP'den ayrılmış belediyeleri kapsadığını belirterek bu yoğunluğun fon yolsuzluğu gündemini gölgelemek amacı taşıdığını öne sürdü. Mersin'de birbiriyle hukuki bağlantısı olmayan üç ayrı dosya için aynı anda operasyon düzenlenmesini de bu değerlendirmesine örnek gösterdi.
Mekke Anlaşması çerçevesinde CHP'nin Yemen'e asker gönderilmesine tutumu nedir?
Sarı, anlaşmanın henüz Anayasa'nın 90. maddesi gereğince Meclis onayından geçmediğini vurgulayarak fiili durumlar yaratılarak asker gönderilmesine karşı olduklarını belirtti. CHP, Türkiye'nin bu anlaşma aracılığıyla jeopolitik alan açmasını genel olarak olumlu değerlendirirken risklere dikkat çekti ve hukuki altyapı oluşturulmadan atılacak adımlara itiraz etti.