
Nisan ayında ilk ateşkesle başlayan ABD-İran müzakere süreci, Temmuz'daki yeniden çatışmayla sekteye uğradı; ardından gelen diplomatik girişimler ise taraflar arasındaki derin anlaşmazlıkları bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Eylül sonunda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin gündeme getirdiği 7 günlük yol haritası, savaşın ikinci dönemindeki en kapsamlı diplomatik adım olarak değerlendiriliyor. Ancak Ekim ayı başı itibarıyla süreç hâlâ sonuçlanmış değil; mesaj alışverişi Katar kanalıyla devam ediyor.
Ültimatomlar ve ertelemeler: 21 Mart'tan 8 Nisan'a
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen ve tehdit olmaksızın açmaması halinde elektrik santrallerini vuracağını açıkladı. Bu dönemde İran'ın misilleme saldırıları Amerikan üslerine ciddi hasar vermeye devam ediyordu. Trump, Tahran'a 23 Mart son tarihi ile 48 saatlik ültimatom verdi; ancak sürenin dolmasına saatler kala İran'la verimli görüşmeler yapıldığını öne sürerek saldırıları önce beş gün, ardından 6 Nisan saat 20.00'ye (ABD Doğu Saati) kadar 10 gün daha erteledi. Bu son tarih döngüsü bir süre daha devam etti.
7 Nisan'da Trump tehditleri daha da sertleştirerek "Bu gece bir medeniyet yok olacak" ifadelerini kullandı. Son tarihin dolmasına iki saatten az kala ise tutumunu değiştirerek İran'a yönelik saldırıları iki hafta askıya almayı kabul etti. Pakistan'ın arabuluculuğunda müzakerelere dönüş kararlaştırıldı; İran'ın 10 maddelik teklifi görüşmeler için uygulanabilir bir temel olarak değerlendirildi.
Temmuz'da çatışmaya dönüş: İsrail bu kez yok
Haziran ayında Hürmüz Boğazı yeniden krizin merkezine yerleşti ve petrol fiyatları tekrar yükselmeye başladı. 7 Temmuz'da çatışma yeniden Amerika'nın saldırılarıyla başladı. Nisan döneminden farklı olarak bu kez İsrail saldırılara katılmadı. İran'ın Amerikan üslerine yönelik misilleme saldırılarıyla karşılıklı çatışmalar yeniden yoğunlaştı.
Temmuz-Ağustos döneminde ateşkesin ekonomik boyutları da tartışmalı hale geldi. Washington'ın İran petrolünün satışına yönelik muafiyeti iptal etmesi ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması meselesi, Tahran'ın ABD'yi mutabakata uymamakla suçlamasına yol açtı. ABD ise İran'ın boğazdaki uygulamalarını kabul edilemez buldu. Böylece ateşkes yalnızca askeri değil, ekonomik ve hukuki açıdan da tartışmalı bir zemine kaydı.
Eylül'de 7 günlük yol haritası: Arakçi'nin teklifi
İran, BM Genel Kurulu sürecinde 7 günlük bir yol haritasını masaya getirdi. Dışişleri Bakanı Arakçi, Katar üzerinden Washington'a iletilen bu teklifin kabul edilmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılabileceğini ve bölgesel çatışmaların yedi gün içinde durdurulabileceğini açıkladı. Yedi günlük sürenin teklifin duyurulmasıyla otomatik başlamayacağını, Washington'ın anlaşmayı kabul etmesi ve gerekli koşulların sağlanması halinde devreye gireceğini de belirtti.
Teklifin beş temel bileşeni bulunuyor. Birincisi, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda güvenli ve olağan deniz trafiğinin yeniden başlaması. İkincisi, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması; bu madde İran'ın petrol ihracatını ve ekonomik gelirlerini doğrudan ilgilendiriyor. Üçüncüsü, petrol yaptırımlarından muafiyet sağlanması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması; basına yansıyan bilgilere göre teklifte en az 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılması da yer alıyor. Dördüncüsü, nükleer programın müzakere sürecine dahil edilme sırası meselesi; Washington nükleer konunun başından itibaren ele alınmasını isterken Tahran bunu sonraki aşamalara bırakmak istiyor. Beşincisi ise Lübnan dahil bölgesel cephelerdeki çatışmaların durdurulması; ancak tüm tarafların bu çerçeveyi kabul ettiğine dair bir anlaşma henüz mevcut değil.
26-30 Eylül: Trump reddetti, Katar arabuluculuğu sürdü
Trump, İran'ın teklifini reddettiğini açıkladı. Bu açıklama süreci çıkmaza sokarken Katar arabuluculuğu kesilmedi ve Arakçi'ye ABD'nin geri bildirimi iletildi. Reuters'a konuşan bir yetkili, temel anlaşmazlığın yalnızca hangi adımların atılacağı değil, bunların hangi sırayla uygulanacağı olduğunu vurguladı. Nükleer müzakerelerin başlayıp başlamayacağından çok ne zaman başlayacağı, süreçteki en kritik düğüm noktası olarak öne çıkıyor.
Ekim başı: Yeni cephe riski ve Trump'ın seçim açıklaması
2 Ekim'de İranlı yetkililer, olası yeni bir ABD saldırısına verilecek karşılığın kapsamını genişletmeye yönelik hazırlıkların yoğunlaştığını belirtti. Açıklamalarda ABD bağlantılı hedeflerin yanı sıra Washington'ın operasyonlarına destek veren ülkelerdeki hedeflerin de değerlendirildiği aktarıldı. Tahran buna karşın diplomatik kanalı açık tutmayı sürdürdü. Ekim ayında Suudi Arabistan ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmalar da yeniden tırmandı.
Trump, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada 3 Kasım ara seçimlerine kadar İran'a saldırı yapmayacağını söyledi. 12 Ekim'de ise İran, ABD'nin son yanıtını değerlendirdiğini ve inceleme tamamlandığında aracı ülkeler üzerinden karşılık vereceğini duyurdu. Son açıklamalara göre mesaj alışverişi hâlâ sürüyor.
Sıkça Sorulan Sorular
İran'ın 7 günlük yol haritası ne zaman ve nerede gündeme geldi?
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, teklifi BM Genel Kurulu sürecinde kamuoyuyla paylaştı. Plan, Katar üzerinden Washington'a iletildi.
Trump, İran'ın teklifini neden reddetti?
Kaynak metinde Trump'ın reddetme gerekçesine ilişkin doğrudan bir açıklama yer almıyor. Reuters'a konuşan bir yetkili, temel anlaşmazlığın adımların sıralaması konusunda olduğunu belirtti.
Nükleer program meselesi müzakerelerde nerede duruyor?
Washington, İran'ın nükleer programının müzakerelerin başından itibaren ele alınmasını isterken Tahran önce boğazın açılması, ablukanın kaldırılması ve diğer koşulların karşılanması gerektiğini savunuyor. Anlaşmazlık, nükleer müzakerelerin başlayıp başlamayacağından çok hangi aşamada başlayacağı üzerine yoğunlaşmış durumda.
Arabuluculuk sürecinde hangi ülkeler rol üstlendi?
Kaynakta belirtilen arabulucu ülkeler Pakistan ve Katar'dır. Pakistan, Nisan dönemindeki müzakerelere dönüş sürecinde arabuluculuk üstlenirken Katar, Eylül-Ekim dönemindeki mesaj alışverişinde aracı konumunda yer aldı.
Trump'ın 3 Kasım ara seçimlerine kadar saldırı yapmayacağını açıklaması ne anlama geliyor?
Trump, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada 3 Kasım ara seçimlerine kadar İran'a saldırı gerçekleştirmeyeceğini söyledi. Kaynak metinde bu açıklamanın ötesinde herhangi bir bağlam veya gerekçe sunulmuyor.