
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi ve Gümrük Birliği'nin daha etkin işleyişinin sağlanması amacıyla düzenlenen 3. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu Toplantısı, 13 Ekim'de Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapıldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Avrupa Komisyonu Ticaret ve Ekonomik Güvenlik Komiseri Maroš Šefčovič'in eş başkanlık ettiği toplantı, iki taraf arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin seyrini belirleyecek somut kararlarla sonuçlandı.
Ticaret Bakanlığı'nın toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 233 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığı vurgulandı. Bakanlık, bu rakamın iki ekonomi arasındaki güçlü entegrasyonu gözler önüne serdiğini ifade etti. Söz konusu rekor, toplantının genel çerçevesini de belirleyen bir zemin oluşturdu; taraflar bu ivmeyi koruma ve geliştirme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsünde Karşılıklı Tanıma Onaylandı
Toplantının en somut çıktılarından biri, Yetkilendirilmiş Yükümlü statüsünün iki taraf arasında karşılıklı olarak tanınmasına ilişkin kararın onaylanması oldu. Bu düzenlemenin, Türk ihracatçılarının sınır ve gümrük geçişlerini önemli ölçüde hızlandırması bekleniyor. Gümrük işlemlerinin daha etkin ve akıcı biçimde yürütülmesini hedefleyen bu adım, ticaretin kolaylaştırılması açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirildi.
Buna ek olarak, Türkiye'nin risk esaslı dış ticaret kontrol sistemi TAREKS kapsamındaki denetimlerin, AB ile ticari ilişkilerde sorun yaratan alanlar arasından çıkarıldığı bildirildi. Ticaret Bakanlığı, TAREKS sisteminin şeffaflığının, öngörülebilirliğinin ve tüm taraflara erişilebilirliğinin toplantıda teyit edildiğini açıkladı. Bu gelişme, iki taraf arasındaki ticari sürtüşme noktalarının azaltılması yolunda atılan önemli bir adım olarak öne çıktı.
Makine Yönetmeliği Uyumu Türk Sanayicisine Güvence Verdi
Toplantıda gündeme gelen bir diğer kritik başlık ise AB'nin Yeni Makine Yönetmeliği oldu. Türkiye'nin bu yönetmeliğe tam uyum sağladığının toplantıda teyit edilmesiyle birlikte, Türkiye'de yerleşik onaylanmış kuruluşların faaliyetlerini kesintisiz sürdürebileceği ve sanayicilerin belgelendirme süreçlerinin güvence altında olduğu açıklandı.
Bakanlık, bu gelişmenin Türk üreticilerin AB pazarına erişiminin devamlılığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Belgelendirme süreçlerindeki olası belirsizliklerin giderilmesi, özellikle makine sektöründe faaliyet gösteren Türk firmaları için AB pazarındaki rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir mesele olarak değerlendirildi.
Yeşil Dönüşüm ve Dijital Ticarette Ortak İrade
Toplantının gündeminde yeşil dönüşüm ve dijital ticaret alanlarındaki iş birliği de önemli bir yer tuttu. Döngüsel ekonomi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve elektronik imzaların karşılıklı tanınması konularında iş birliğini derinleştirme yönündeki ortak iradenin teyit edildiği belirtildi.
İki taraf arasında daha önce oluşturulan çalışma gruplarının faaliyetlerinden duyulan memnuniyet dile getirilirken, Türkiye'nin AB tedarik zincirlerinin dönüşümü ve dayanıklılığı bakımından stratejik ortak konumunda bulunduğu özellikle vurgulandı. Bu çerçevede yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin iki taraf arasındaki iş birliğini şekillendiren öncelikli eksenler olduğu bir kez daha ortaya konuldu.
Made in EU Yasasında Türkiye'nin Eşdeğer Ortak Talebi
Toplantıda ele alınan başlıklardan biri de AB'nin yeni sanayi ve rekabet politikaları kapsamında hayata geçirmeyi planladığı Sanayi Hızlandırma Yasası, diğer adıyla Made in EU düzenlemesi oldu. Bu yasa çerçevesinde atılacak adımlar masaya yatırılırken, Türkiye'nin yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisi çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirleriyle bütünleşmiş yapısının korunması gerektiği vurgulandı.
Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin söz konusu düzenlemelere eşdeğer ortak olarak dahil edilmesi yönündeki beklentilerin AB yetkililerine açıkça iletildiğini kamuoyuyla paylaştı. Bu tutum, Türkiye'nin Avrupa'nın sanayi dönüşüm sürecinde dışarıda bırakılmak istemediğinin ve uzun soluklu Gümrük Birliği ilişkisinin getirdiği entegrasyon derinliğini müzakere masasına taşıdığının somut bir göstergesi olarak öne çıktı.
Diyalog Platformu Önemini Korumaya Devam Ediyor
Bakanlık açıklamasında, Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu'nun ticari engellerin aşılması, ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve ortak iş birliği alanlarının geliştirilmesi bakımından kritik bir platform olmayı sürdürdüğü kaydedildi. 3. toplantısı tamamlanan bu diyalog mekanizması, iki taraf arasındaki güncel sorunların ele alınması ve uzun vadeli iş birliği gündeminin şekillendirilmesi için yapısal bir çerçeve sunmaya devam ediyor.
Rekor ticaret rakamlarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantı, yalnızca mevcut ilişkilerin tescili değil, aynı zamanda gelecekteki iş birliğinin sınırlarını ve önceliklerini belirleyen somut adımların atıldığı bir zemin oldu. Gümrük kolaylıklarından yeşil dönüşüme, makine yönetmeliğinden dijital ticarete uzanan geniş bir gündemin ele alınması, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin çok katmanlı yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye-AB 3. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu Toplantısı nerede ve ne zaman gerçekleşti?
Toplantı, 13 Ekim'de Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlendi.
Toplantıya kimler eş başkanlık etti?
Toplantıya Türkiye adına Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB adına ise Avrupa Komisyonu Ticaret ve Ekonomik Güvenlik Komiseri Maroš Šefčovič eş başkanlık etti.
Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında ne kadar oldu?
Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 233 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Yetkilendirilmiş Yükümlü statüsünün karşılıklı tanınması ne anlama geliyor?
Bu karar, Türk ihracatçılarının sınır ve gümrük geçişlerini hızlandırmasını sağlayacak bir düzenlemenin iki tarafça resmi olarak onaylanması anlamına geliyor. Gümrük işlemlerinin daha etkin yürütülmesine zemin hazırladığı belirtildi.
Türkiye'nin Made in EU düzenlemesine ilişkin talebi nedir?
Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamındaki düzenlemelere eşdeğer ortak olarak dahil edilmesi yönündeki beklentisini AB yetkililerine açıkça ilettiğini bildirdi. Türkiye, yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisi çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirleriyle bütünleşmiş yapısının korunması gerektiğini vurguladı.