
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin liderleri, kıtayı aynı anda saran birden fazla krizin gölgesinde Brüksel'de kritik bir zirveye oturdu. İran savaşının körüklediği akaryakıt fiyat artışları bütçe açığı veren hükümetlerin üzerindeki yükü artırırken, Çin'in ihracat baskısı Avrupalı şirketleri köşeye sıkıştırmaya devam ediyor. Savunma harcamalarını yükseltme ve Ukrayna'ya destek verme hedefleriyle boğuşan birlik, bir yandan da yaklaşan seçimlerin siyasi ağırlığını taşıyor.
Bütçe Müzakereleri Kırılma Noktasında
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada bütçe konusundaki tutumların birbirinden çok uzakta olduğunu belirtti. Kendi ülkesindeki kamuoyu yoklamalarında oy kaybı yaşayan Merz, "Bu nedenle çok ama çok zorlu müzakerelerle karşı karşıyayız" diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.
Almanya gibi AB bütçesine net katkı sağlayan ülkeler ile bu fonlardan net yararlanan ülkeler arasındaki gerilim zirvede somut bir çatışmaya dönüştü. Masadaki son bütçe taslağı çiftçilere ve bölgelere yönelik sübvansiyonları korumayı öngörüyor; ancak bazı kesimler bu yaklaşımın ABD ve Çin karşısında rekabetçi kalabilmek için gereken alanlara ayrılması gereken kaynakları tükettiğini savunuyor.
Fransa da bütçeye net katkı yapan ülkeler arasında yer alıyor. Fransız yetkililer ise yalnızca harcama kesintilerine odaklanmanın birliğin rekabet gücünü artırmayı amaçlayan adımları sekteye uğratabileceği görüşünde. Reuters'a anonim olarak konuşan bir Fransız yetkili, "Yalnızca kesintilerle bu denklemin çözülemeyeceğini açıkça görüyoruz" dedi. Hollanda Başbakanı Rob Jetten de benzer bir kaygıyı dile getirerek haksız ticari uygulamalarla mücadele için yeterli araca sahip olmadıklarını vurguladı; yeni AB bütçesinin rekabet gücüne ve inovasyona yeterince yatırım yapacak biçimde şekillenmesi gerektiğini söyledi.
Çin'le Gerilim: Hibrit Araçtan PET Plastiğe
Zirvenin hemen öncesinde Pekin yönetimiyle Çin'den hibrit otomobil ithalatını sınırlandırmaya yönelik bir uzlaşmaya varıldı. Bu adım, 2025 yılında 360 milyar avroya, yani yaklaşık 400 milyar dolara ulaşan mal ticareti açığını kapatma hedefinin ilk halkası olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte söz konusu uzlaşı, liderlerin gündemindeki köklü bölünmeleri gidermek için yeterli olmadı.
Zirvenin taslak sonuç bildirgesi, AB'nin ticari savunma araçlarının eksiksiz biçimde kullanılmasını ve birliği koruyacak yeni ticaret mekanizmalarının hayata geçirilmesini öngörüyor. Bildirge aynı zamanda Avrupa Komisyonu'nun Pekin ile müzakereleri sürdürmesini de talep ediyor. Reuters'a konuşan üst düzey bir AB diplomatı, ekonomik dengesizliklerin tek bir sektörle sınırlı kalmadığını belirterek "Çok fazla zamanımız yok, çünkü geçen her ay binlerce kişi işini kaybediyor" dedi.
Görüşmelerin odak noktalarından birini Fransa ve Almanya'nın geçen hafta yayımladığı ortak öneri oluşturdu. Birliğin en büyük iki ekonomisi, kimyasallar ve ambalajlarda yaygın biçimde kullanılan PET plastik ithalatına karşı acil önlem alınmasını ve birliğe zarar veren ülkelere karşı derhal misilleme yapılmasını istedi. Bu talep, iki yıl önce Çin elektrikli araçlarına yönelik AB sübvansiyon karşıtı gümrük vergilerinin en güçlü muhalifi olan Almanya için tam bir politika dönüşümü anlamına geliyor. Pekin ise ekonomik dengesizlik tartışmalarını daha önce defalarca korumacılığı meşrulaştırmaya yönelik bir bahane olarak nitelendirmişti.
Enerji Sistemi Tartışması: Emisyon Ticareti Çıkmaza Girdi
Yükselen enerji maliyetleri liderlerin gündeminden düşmüyor. Çekya ve İtalya'nın da aralarında bulunduğu bazı üye devletler, enerji santralleri ile sanayi tesislerini çevre kirliliği yarattıklarında karbondioksit izni satın almaya zorlayan AB Emisyon Ticaret Sistemi'nin zayıflatılmasını ya da geçici olarak askıya alınmasını talep ediyor.
Bu öneriye Finlandiya, İsveç ve Danimarka başbakanları yazdıkları ortak mektupla itiraz etti. Söz konusu sistemi fosil yakıt bağımlılığını azaltarak Avrupa'nın enerji güvenliğini pekiştiren temel bir unsur olarak tanımlayan üç başbakan, sistemde yapılacak herhangi bir zayıflatmanın temiz sanayi yatırımlarını sekteye uğratacağı uyarısında bulundu.
Rus Varlıkları Meselesi: Merz'den Sert Yanıt
Zirvede gündemin yalnızca AB'nin iç meseleleriyle sınırlı kalmadığı görüldü; üçüncü ülkelerin politikaları da masaya yatırıldı. Financial Times'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bir habere göre Washington, 2022'deki Ukrayna müdahalesinin ardından bloke edilen bazı Rus egemen varlıklarının serbest bırakılmasını istiyor. Taslak plana göre bu varlıklar barış görüşmelerini yeniden canlandırmak amacıyla ABD gözetimindeki bir yapıya aktarılacak.
Almanya Başbakanı Merz bu teklife açık ve sert bir tutumla karşı çıktı: "Bunlar Avrupa'da dondurulmuş varlıklardır ve Avrupa'da dondurulmuş olarak kalmalıdır. Bu bizim meselemizdir ve kararını verecek olan da biziz." Merz'in bu yanıtı, ABD önerisine karşı Avrupa'nın egemenlik vurgusunu ön plana çıkardı.
Ukrayna Desteği Sürecek Mi?
Liderlerin cuma günkü oturumlarının ana gündem maddelerinden birini Ukrayna'nın içinde bulunduğu durum oluşturacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de katılacağı bu oturum, Kiev'in istihbarat paylaşımı konusunda ABD ile anlaşmazlık yaşadığı ve Ukrayna kentlerinin füze ile insansız hava araçlarıyla vurulmaya devam ettiği bir dönemde gerçekleşiyor. Zirvede Ukrayna'nın 2027 yılına kadar uzanan finansman ihtiyaçları ele alınacak.
Letonya Başbakanı Andris Kulbergs, sağlanacak mali desteği somutlaştırmak için alışılmadık bir kıyaslama yaptı: "Bu, bir Avrupalı için yılda bir bira daha az içmek anlamına geliyor. Bunu karşılayabiliriz. Ancak Ukrayna'nın buna hemen şimdi ihtiyacı var." Kulbergs'in bu çağrısı, desteğin sürdürülmesi için üye devletlere yönelik bir mesaj niteliği taşıdı.
Fransa'da nisan ayında yapılacak seçimler de zirvenin arka planında belirleyici bir etken olarak öne çıkıyor. Aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in cumhurbaşkanlığına yükselme ihtimalinin gündemde olduğu bu seçimler öncesinde Le Pen, Fransa'nın AB bütçesine yaptığı katkıyı keskin biçimde azaltma sözü veriyor. Bu tablo, bütçe müzakerelerini daha da girift bir siyasi zemine taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
AB Brüksel zirvesinde hangi başlıklar ele alındı?
Zirvede tırmanan enerji fiyatları, AB ortak bütçe müzakereleri, Çin'in ihracat baskısı, Rusya'nın dondurulmuş varlıklarının akıbeti ve Ukrayna'ya sağlanacak finansman desteği başlıca gündem maddeleri arasında yer aldı.
AB ile Çin arasında zirve öncesinde ne tür bir uzlaşı sağlandı?
Zirvenin hemen öncesinde Pekin yönetimiyle Çin'den hibrit otomobil ithalatını sınırlandırmaya yönelik bir uzlaşmaya varıldı. Bu adım, 2025 yılında 360 milyar avroya ulaşan mal ticareti açığını kapatma hedefinin ilk aşaması olarak tanımlandı.
Almanya Başbakanı Merz, Rus varlıklarının serbest bırakılması önerisine nasıl yanıt verdi?
Merz, Financial Times'ın haberleştirdiği ve Washington'ın bazı dondurulmuş Rus egemen varlıklarının serbest bırakılmasını istediğine dair plana sert biçimde karşı çıktı. "Bunlar Avrupa'da dondurulmuş varlıklardır ve Avrupa'da dondurulmuş olarak kalmalıdır. Bu bizim meselemizdir" dedi.
AB Emisyon Ticaret Sistemi konusunda üye devletler arasında nasıl bir görüş ayrılığı yaşandı?
Çekya ve İtalya'nın da dahil olduğu bazı ülkeler sistemin zayıflatılmasını ya da geçici olarak askıya alınmasını talep ederken, Finlandiya, İsveç ve Danimarka başbakanları ortak bir mektupla bu öneriye karşı çıktı ve sistemin fosil yakıt bağımlılığını azaltan kritik bir unsur olduğunu savundu.
Letonya Başbakanı Kulbergs, Ukrayna'ya mali destek konusunda ne dedi?
Kulbergs, sağlanacak desteği somutlaştırmak amacıyla bir kıyaslama yaparak bunun bir Avrupalı için yılda bir bira daha az içmek anlamına geldiğini söyledi ve "Bunu karşılayabiliriz. Ancak Ukrayna'nın buna hemen şimdi ihtiyacı var" diyerek desteğin sürdürülmesi çağrısında bulundu.