
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen davanın 99. duruşması başladı. İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar duruşmaya katıldı. Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da salonda hazır bulunurken sanıkların yakınları duruşmayı izleyici olarak takip etti.
Duruşma salonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bazı milletvekilleri ve İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu ile oğlu Selim İmamoğlu da yer aldı.
İmamoğlu savunmasına hayatını kaybeden çocuğu anarak başladı
Ekrem İmamoğlu, savunmasına İstanbul'un Fatih ilçesinde su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki M.I. için Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır dileyerek başladı. Haberleri izlediğini belirten İmamoğlu, yargılandığı davanın bir önceki gün İstanbul'da yaşanan felaketten ayrı yorumlanamayacağını ileri sürdü.
Sel felaketini kentleşme sorunuyla ilişkilendirdi
İmamoğlu, İstanbul'daki yoğun sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirmesinde 1986'dan bu yana yaşanan en yoğun yağış döneminden söz edildiğini aktardı. Ancak asıl sorunun yalnızca yağış miktarı ya da altyapıyla açıklanamayacağını vurgulayan İmamoğlu, kentin nüfus artışına dikkat çekti.
Savunmasında şu ifadeleri kullandı: "1986'da, 6 milyonu biraz aşan nüfusta bir İstanbul, 94 yılında 8,5 milyon civarında bir İstanbul ve 2019'da, yani 25 yıllık bir yönetimle bulunduğu esnada, 2019'da 15 milyonu aşan, 15,5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Yani temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogram veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir."
Kağıthane ve Ayazağa'daki yapılaşmaya dikkat çekti
İmamoğlu, özellikle Kağıthane'nin arka çeperinde yer alan Ayazağa bölgesindeki yoğun yapılaşmaya vurgu yaptı. Son 10-15 yılda dere yatakları çevresinde kurulan yapıların sel felaketinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun bir dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Yani derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur. Bu davayla çok ilgilidir."
Akın Gürlek'le randevu görüşmesini anlattı
İmamoğlu, savunmasının ilerleyen bölümünde Akın Gürlek'in İstanbul'da göreve başlamasının ardından hayırlı olsun ziyareti için randevu talep ettiğini açıkladı. Bir hafta ile on gün arasında randevu alamadığını belirten İmamoğlu, bunun üzerine Gürlek'i bizzat aradığını anlattı.
İmamoğlu, o telefon görüşmesini duruşmada şöyle aktardı: "Aradım, 'Sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?' dedim, 'Çok yoğunum' dedi. 'Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti, teamül gereği İstanbul Valisi'nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim' dedim. Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle, 'E ben hemen çözmeye…' dedi. 'Çözmek değil, bana bu hafta randevu verin ya da vermeyin' dedim. Bu kadar net."
İmamoğlu, bu görüşmenin ardından 30 Ekim tarihine randevu verildiğini ve saatin de kayıt altına alındığını söyledi. Ancak 30 Ekim sabahı Esenyurt Belediyesi'ne operasyon düzenlendiğini ve randevunun bir gün önce iptal edildiğini aktardı: "Çarşamba günü 30 Ekim'e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesi'ne operasyon yaptı. Bir gün önce de o randevuyu iptal etti."
'Aklanması gereken ben değilim'
İmamoğlu, tüm bu gelişmelerin yargılandığı davanın bir parçası olduğunu öne sürdü. Ancak bu anlatıyı sanık sıfatıyla ya da kendini aklamak amacıyla yapmayacağını da vurguladı. Savunmasını şu sözlerle noktaladı: "Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum, ikinci kişiyi de biliyorum, üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda."
Sıkça Sorulan Sorular
Duruşma nerede ve kaçıncı oturumda görüldü?
Dava, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görüldü ve 99. duruşmaydı.
Ekrem İmamoğlu savunmasına nasıl başladı?
İmamoğlu, savunmasına Fatih ilçesinde su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki M.I. için Allah'tan rahmet dileyerek başladı ve yaşanan felaketi yargılandığı davayla ilişkilendirdi.
İmamoğlu İstanbul'daki sel felaketini neyle açıkladı?
İmamoğlu, sorunun yalnızca yağış miktarı ya da altyapıyla açıklanamayacağını; asıl meselenin nüfus planlaması ve kentleşme sorunuyla ilgili olduğunu savundu. Özellikle Kağıthane ve Ayazağa bölgelerindeki dere yataklarına yakın yapılaşmayı örnek gösterdi.
İmamoğlu, Akın Gürlek'ten neden randevu istedi ve ne oldu?
İmamoğlu, Gürlek'in İstanbul'da göreve başlamasının ardından teamül gereği hayırlı olsun ziyareti için randevu talep etti. Yaklaşık bir hafta ile on gün sonra verilen 30 Ekim randevusu, o sabah Esenyurt Belediyesi'ne operasyon düzenlenmesinin bir gün öncesinde iptal edildi.
İmamoğlu 'aklanması gereken' dediği kişilerin isimlerini verdi mi?
Hayır. İmamoğlu, aklanması gereken üç kişiyi sıraladığını ancak isimlerini vermeyeceğini açıkça belirtti ve bu kişilerin 87 milyon tarafından tanımlanacağını ifade etti.