
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), İstanbul'u etkisi altına alan şiddetli yağışlar ve sel felaketi üzerine sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Vakıf, yaşanan felaketin ardından can kayıplarına ilişkin taziyelerini ileterek iklim krizinin aşırı yağış riskini artırdığı uyarısında bulundu ve kentlerin nasıl planlandığının bu tür afetlerin boyutunu doğrudan belirlediğini ifade etti.
İki Can Kaybı: Taziye ve Geçmiş Olsun Mesajı
Açıklamanın ilk bölümünde vakıf, İstanbul'da hayatını kaybeden iki yurttaş için başsağlığı diledi. "Hayatını kaybeden iki yurttaşımıza Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz" ifadelerine yer verilen açıklamada, İstanbul'un yanı sıra selden etkilenen diğer illerde yaşayan herkese de geçmiş olsun mesajı iletildi. Vakıf ayrıca yeni can kayıplarının yaşanmamasını temenni ettiğini de belirtti.
İklim Krizi ve Kent Planlamasının Belirleyici Rolü
Açıklamanın devamında Dünya Doğayı Koruma Vakfı, iklim krizinin aşırı yağışların hem daha sık hem de daha şiddetli yaşanması riskini artırdığını vurguladı. Ancak vakfa göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmemesinde yalnızca iklim değil, üç temel etken belirleyici rol oynuyor: kentlerin nasıl planlandığı, doğal alanların ne ölçüde korunduğu ve altyapının bu koşullara ne kadar hazır olduğu.
Vakıf, yoğun yapılaşmanın suyun toprağa sızmasını engellediğini, yeşil alanların azaldığını, dere yataklarının kapatıldığını ya da taşkın alanlarının yapılaşmaya açıldığını ve altyapının aşırı yağışlara yeterince hazır olmadığını sıraladı. Tüm bu faktörlerin bir araya gelmesiyle suyun doğal akışının engellendiğini ve bunun sokaklarda, alt geçitlerde ile binalarda su baskınlarına yol açtığını belirtti.
"Çözüm Suyu Kentten Uzaklaştırmak Değil, Suya Yer Açmak"
Vakfın açıklamasında öne çıkan en dikkat çekici yaklaşım, yağmur suyunu bir an önce kentten uzaklaştırmaya çalışmanın çözüm olmadığı görüşüydü. Buna karşılık önerilen model, suya kent içinde yer açmak olarak tanımlandı. Açıklamada bu model "sünger şehir" kavramıyla ifade edildi: yağmur suyunu emen, tutan, yavaşlatan ve doğal yollarla toprağa süzülmesini sağlayan kentsel yapılar.
Bu çerçevede geçirgen zeminler, yeşil çatılar ve yağmur bahçeleri gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Söz konusu uygulamaların yağmur suyunu tutarak toprağa kazandırdığı ve böylece kentlerin aşırı yağışlara karşı direncini artırdığı ifade edildi.
Somut Talepler: Dere Yataklarından Erken Uyarı Sistemlerine
Dünya Doğayı Koruma Vakfı, iklime dirençli kentler için yetkililere yönelik somut adımları da sıraladı. Açıklamada öne çıkan başlıca talepler şu şekilde yer aldı:
Dere yatakları ve taşkın alanları yapılaşmaya açılmamalı, imar planlarında korunmalı.
Kapatılan dere yatakları, mümkün olan yerlerde yeniden açılmalı.
Orman, yeşil alan ve sulak alanlar yapılaşmaya feda edilmemeli.
Geçirgen zeminler, yeşil çatılar ve yağmur bahçeleri gibi sünger şehir uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
Park ve sokaklar dahil kamusal alanlardaki altyapı, aşırı yağışlara karşı güvenli ve dirençli hale getirilmeli.
Erken uyarı sistemleri güçlendirilmeli.
Vakıf, açıklamasını "Doğayla uyumlu kentler mümkün. Afetler geleceğimiz olmasın!" çağrısıyla noktaladı. Bu son cümle, açıklamanın genel tonunu da özetler nitelikte: mevcut duruma yönelik bir eleştiri değil, dönüşümün hâlâ mümkün olduğuna dair bir vurgu.
Sıkça Sorulan Sorular
Dünya Doğayı Koruma Vakfı açıklamasını neden yaptı?
Vakıf, İstanbul'da yaşanan sel felaketi ve bu felakette hayatını kaybeden iki yurttaş nedeniyle sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada taziye mesajlarının yanı sıra kentlerin iklime dirençli biçimde planlanması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada "sünger şehir" kavramıyla ne kastediliyor?
Vakfın açıklamasına göre sünger şehir; yağmur suyunu emen, tutan, yavaşlatan ve doğal yollarla toprağa süzülmesini sağlayan kentsel yapılanma modelini ifade ediyor. Geçirgen zeminler, yeşil çatılar ve yağmur bahçeleri bu modelin somut uygulamaları olarak gösteriliyor.
Vakfa göre yağışların afete dönüşmesinde hangi etkenler belirleyici?
Açıklamada üç temel etken sayılıyor: kentlerin nasıl planlandığı, doğal alanların ne ölçüde korunduğu ve altyapının aşırı yağış koşullarına ne kadar hazır olduğu. Dere yataklarının kapatılması, taşkın alanlarının yapılaşmaya açılması ve yeşil alanların azalması da bu bağlamda özellikle vurgulanan sorunlar arasında yer alıyor.
Vakfın imar planlarına yönelik talebi nedir?
Dünya Doğayı Koruma Vakfı, dere yataklarının ve taşkın alanlarının yapılaşmaya açılmamasını ve imar planlarında korunmasını talep ediyor. Bunun yanı sıra daha önce kapatılmış dere yataklarının mümkün olan yerlerde yeniden açılması gerektiğini de belirtiyor.
Açıklamada erken uyarı sistemleriyle ilgili ne söyleniyor?
Vakıf, park ve sokaklar dahil kamusal alanlardaki altyapının aşırı yağışlara karşı güvenli ve dirençli hale getirilmesi gerektiğini belirtirken erken uyarı sistemlerinin de güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak açıklamada bu sistemlerin mevcut durumuna ilişkin herhangi bir ayrıntı yer almıyor.