
Meme kanseri, dünyada ve Türkiye'de kadın kanserleri arasında ilk sırayı korumaya devam ediyor. Her yıl dünya genelinde 2,5 milyon, Türkiye'de ise 25 bin kadına yeni meme kanseri tanısı konuluyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle düzenlenen toplantıda Türk Tıbbı Onkoloji Derneği üyesi hekimler, hastaların ve toplumun zihninde en çok yer eden soruları tek tek yanıtladı.
Erken teşhis neden bu kadar önemli?
Türk Tıbbı Onkoloji Derneği Başkanı Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserini sık görülmesi nedeniyle bir halk sağlığı sorunu olarak tanımladı. Eren, erken teşhis konulduğunda hastalığın tamamen iyileşme şansının bulunduğunu vurgulayarak erken tarama çalışmalarının yaşamsal önem taşıdığını ifade etti. Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve ücretsiz kanser taraması yapan KETEM'lerin, yani Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nin önemi bir kez daha gündeme geldi. Toplantıda 2025 yılında bu merkezlerde 4 milyon kadının tarama işleminden geçirildiği belirtildi.
Ailemde meme kanseri yok, ben de risk altında değilim mi?
Uzmanlara en sık yöneltilen sorulardan birinin bu olduğunu belirten Prof. Handan Topuzlu, yanıtı net biçimde ortaya koydu: Hayır. Topuzlu, meme kanserinin tüm dünyada kadın kanserleri arasında birinci sırada yer aldığını hatırlatarak şu bilgileri paylaştı: "Dünyada her yıl 2,5 milyon kadına, Türkiye'de ise her yıl 25 bin kadına yeni meme kanseri tanısı konuluyor. Hastaların büyük çoğunluğunda belirgin bir aile hikayesi yok. Meme kanserlerinin yüzde 80'inde neden gösteremiyoruz; büyük çoğunluğunda risk faktörleri saptanamıyor."
Topuzlu, obezite, hareketsiz yaşam, beslenme biçimi ve alkol kullanımının meme kanseri riskini artırdığını da hatırlattı. Aile hikayesinde meme kanseri bulunmayan kadınların da mutlaka taramalara katılması gerektiğini vurgulayan Topuzlu, günümüzde tedavi yöntemleriyle hastaları kaybetme oranının düştüğünü ve büyük çoğunluğunun tedavi sonrasında sağlıklı bir yaşam sürdürdüğünü aktardı.
Mamografi kanser yapar mı?
Prof. Gül Başaran, toplantıda yanıt verilen sorulardan biri olan "Mamografi kanser yapar mı?" sorusuna da net bir cevap getirdi: Hayır. Mamografinin erken tanıdaki yerine dikkat çeken Başaran, bu yöntemden alınan radyasyon dozunu şöyle açıkladı: "Mamografiden alınan radyasyon, havadan ve sudan aldığımız radyasyon kadar; hatta kıtalar arası bir uçuşta aldığımız radyasyon kadar. Bir tomografiden alınan radyasyon dozunun yirmide biri kadar. Dolayısıyla sağladığı fayda ve zararı bir kefeye koyduğumuzda altın standart bir yöntem." Başaran'ın bu açıklaması, mamografi konusundaki yaygın yanlış kanıya karşı önemli bir referans noktası sunuyor.
Her meme kanseri hastası kemoterapi almak zorunda mı?
Uzman Yeşim Eralp, kemoterapinin zorunlu olup olmadığı sorusunu ayrıntılı biçimde ele aldı. Eralp, tanı sonrasında sağ kalım oranlarının evreye bağlı olarak önemli ölçüde yükseldiğini, ancak meselenin yalnızca evreden ibaret olmadığını belirtti: "Birinci evredeki bazı hastalarımızda bile metastaz olduğunu biliyoruz. O yüzden hastalığı tanıyarak doğru tedaviyi yapmak zorundayız. Bu kemoterapi olmak zorunda değil."
Eralp, östrojen yani kadınlık hormonuna duyarlı kanserlerde, çok erken evrede genetik tanı yöntemleri kullanıldığında kemoterapiden hiç yarar görmeyecek hasta oranının yüzde 40-50 düzeyinde belirlenebileceğini aktardı. Tümör genetiğinde düşük sonuç çıkması durumunda kemoterapisiz tedavi seçeneğinin mümkün olduğunu da vurguladı. Her tümörün genetik haritalamasını hedefleyen ilaçların da devreye girdiğini belirten Eralp, bu ilaçların kemoterapi kullanımını azalttığını ve kemoterapisiz hastalıksız süreleri uzattığını söyledi. "Kanserin genetik davranışını tanıyıp bireyselleşmiş tedavide başarı şansımız artıyor, gereksiz yere kemoterapi kullanımından kaçıyoruz" diye ekledi.
Bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri tedaviyi destekler mi?
Tedavi sürecinde bitkisel ürün ya da gıda takviyesi kullanılıp kullanılmaması gerektiği sorusunu yanıtlayan Prof. Özlem Sönmez, "doğal" etiketinin güvenli anlamına gelmediğini hatırlattı: "Bir şey doğal diye güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Pek çok ilaç bitkilerden üretiliyor. Bu bitkiler çeşitli aşamalardan geçtikten sonra uygun doz ayarlanıyor ve buna göre tedaviyi veriyoruz. İlaçla birlikte alınan bitkinin ne yapacağını bilmiyoruz." Sönmez'in bu açıklaması, tedavi sürecinde hekime danışmadan herhangi bir bitkisel ürün kullanmanın risklerine dikkat çekiyor.
Tedavi bittikten sonra ne yapılmalı?
Meme kanseri hastalarının sıkça sorduğu "Tedavim bitti, şimdi ne yapacağım?" sorusunu yanıtlayan Başak Oyan Uluç, önerisini sade bir dille özetledi: "Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü. En ucuz reçete bu."
Sıkça Sorulan Sorular
Ailemde meme kanseri yoksa tarama yaptırmam gerekir mi?
Evet, gerekir. Prof. Handan Topuzlu'nun aktardığı verilere göre meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğunda belirgin bir aile hikayesi bulunmuyor. Meme kanserlerinin yüzde 80'inde risk faktörü saptanamıyor. Bu nedenle aile hikayesi olmayan kadınların da mutlaka taramalara katılması gerekiyor.
Mamografi radyasyon nedeniyle kanser yapabilir mi?
Hayır. Prof. Gül Başaran'a göre mamografiden alınan radyasyon dozu, günlük hayatta havadan ve sudan alınan radyasyonla ya da kıtalar arası bir uçuşta alınan radyasyonla kıyaslanabilir düzeyde. Bir tomografinin radyasyon dozunun yalnızca yirmide biri kadardır. Uzmanlar mamografiyi bu nedenle "altın standart" bir yöntem olarak tanımlıyor.
Her meme kanseri hastası kemoterapi almak zorunda mı?
Hayır. Uzman Yeşim Eralp'e göre östrojen hormonuna duyarlı kanserlerde, erken evrede genetik tanı yöntemleri kullanıldığında hastaların yüzde 40-50'sinin kemoterapiden yarar görmeyeceği belirlenebiliyor. Tümör genetiğine göre bireyselleştirilmiş tedaviler, kemoterapi kullanımını azaltmayı mümkün kılıyor.
Tedavi sırasında bitkisel ürün veya gıda takviyesi kullanılabilir mi?
Prof. Özlem Sönmez'e göre doğal olması bir ürünün güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Pek çok ilaç bitkilerden üretildiği için doz dengesi kritik önem taşıyor. İlaçla birlikte alınan bitkisel bir ürünün etkileşiminin ne olacağı bilinmediğinden, tedavi sırasında bu tür ürünlerin kullanılması önerilmiyor.
KETEM'ler nedir ve 2025'te kaç kadına ulaştı?
KETEM, Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan ve ücretsiz kanser taraması yapan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nin kısaltmasıdır. Toplantıda paylaşılan bilgilere göre 2025 yılında bu merkezlerde 4 milyon kadın tarama işleminden geçirildi.