
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 16 Ekim 2026 tarihli Cuma hutbesinde 'İnsan' başlıklı bir metin hazırladı. Türkiye genelindeki camilerde okunan hutbe; insanın yaratılış amacı, gündelik hayatta sergilenen ahlaki tutumlar ve toplumsal ilişkilerin sağlıklı temellere oturtulması üzerine kapsamlı mesajlar içeriyor. Toplumsal bilinci artırmayı ve dini değerleri aktarmayı hedefleyen bu hutbe, ibadetini eda eden vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı.
Hutbenin Ana Teması: İnsan Olmanın Anlamı ve Sorumluluğu
Hutmede insanın, aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık olarak yaratıldığı vurgulandı. Hutbe metninde bu çerçevede şu ifadelere yer verildi: 'İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Allah'ın rızasını gözetebilmek, yaratılış gayesine uygun bir hayat sürebilmektir. İçimizdeki iyilik kapılarını açık tutmak, ancak kötülükleri de içeriye sokmamaktır.'
Hutbe, insanlığın büyük ve gösterişli işlerde değil, gündelik hayatın küçük anlarında gizli olduğunu hatırlatarak başladı. Bu yaklaşım, dini ve toplumsal sorumluluğun sıradan yaşam pratiklerine nasıl yansıtılabileceğine dair somut bir çerçeve sundu.
Hz. Peygamber'den Aktarılan Hadise ve Yaşlılara Saygı Mesajı
Hutmede, Asr-ı saadetten bir kesit aktarıldı. Buna göre yaşlı bir adam Hz. Peygamber'i (s.a.s.) ziyarete geldiğinde oradakilerin ona yer açmakta geç kaldığı, bunun üzerine Rahmet Elçisi'nin şu sözü söylediği aktarıldı: 'Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.' Bu hadis, Tirmizî'nin Birr bölümünün 15. rivayeti olarak kaynak gösterildi.
Hutbe, bu hadisten hareketle bir dizi toplumsal ilişki biçimini sıraladı: Yaşlılara hürmet gösterenin hayatı boyunca hürmete nail olacağı, çocuklara şefkatle davrananın kalbinin katılığından kurtulacağı, anne ve babasına iyilikte bulunanın huzur ve mutluluğu yanı başında bulacağı, hastaları ziyaret edenin ruhuna esenlik katacağı, sofrasını yetim ve kimsesizlerle paylaşanın rahmet ve bereketi evine taşıyacağı, komşusuna selam verenin sevgi ve muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olacağı belirtildi.
Makam, Servet ve Bilginin Kibir Aracına Dönüşmesi Uyarısı
Hutmenin ikinci bölümünde Kur'an'dan bir ayet iktibasına yer verildi. Kıyâmet suresi 36. ayette geçen 'İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?' sorusu üzerinden insanın Rabbinin kendisine verdiği kıymeti zaman zaman unuttuğu hatırlatıldı. Hutbede bu unutuşun somut görünümleri şöyle sıralandı: Makamı üstünlük sebebi, serveti övünç vesilesi, bilgiyi kibir aracı, gücü ise başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirmek.
İslam'ın bu konudaki öğretisi hutbede şu sözlerle özetlendi: 'Değerimiz; dış görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç, öfkeyi dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi olabilmektir.'
Gündelik İlişkilerdeki Kırılmalar ve İç Muhasebe Çağrısı
Hutmenin üçüncü bölümünde toplumsal hayattaki somut çatlaklar ele alındı. Dış görünüşe gösterilen özenin kalbe gösterilememesi, aynada geçirilen vaktin iç muhasebeye ayrılamaması gibi çelişkiler dile getirildi. Küçük bir sözün büyük bir kine dönüşebildiği, kırgınlıkların yıllarca sürebildiği, af ve mağfiret yolunun tutulamaması ile miras kavgası yüzünden kardeşlerin birbirinin kapısını çalmaz hale gelmesi hutbede örneklenen durumlar arasında yer aldı.
Aynı safta omuz omuza namaz kılınan komşularla selamlaşılmaması ve akrabalarla sıla-i rahmin kesilmesi de hutbede dikkat çekilen toplumsal sorunlar arasında sayıldı. Bu tespitler, dini pratiğin toplumsal ilişkilerle olan derin bağına vurgu yapmak amacıyla aktarıldı.
Hutbenin Kapanış Çağrısı: Merhameti Hayata Hâkim Kılmak
Hutbe, açılışında dile getirilen 'İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir' cümlesiyle yeniden kapandı. Ardından somut bir eylem çağrısına geçildi: Evlere şefkati, sokaklara merhameti, ticarete dürüstlüğü hâkim kılmak; dili gıybetten, kalbi kibirden arındırmak; gücü zayıflara sığınak olmak için kullanmak ve sözü kırılan kalpleri onarmaya adamak.
Hutbe şu cümlelerle son buldu: 'İşte o zaman yeryüzündeki fani yürüyüşümüz anlam kazanacak, bu dünyada ektiğimiz merhamet ahirette sonsuz bir rahmete dönüşecektir.' Bu kapanış, hutbenin dünya ve ahiret dengesini gözeten genel çerçevesiyle örtüşen bir vurguyla tamamlandı.
Sıkça Sorulan Sorular
16 Ekim 2026 Cuma hutbesinin konusu nedir?
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı bu haftaki Cuma hutbesinin konusu 'İnsan'dır. Hutbede insanın yaratılış amacı, toplumsal sorumluluklar, merhamet, saygı ve tevazu temaları işlendi.
Bu haftaki hutbede hangi ayet ve hadise yer verildi?
Hutbede Kıyâmet suresi 75/36. ayette geçen 'İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?' ayeti ile Tirmizî'nin Birr bölümü 15. rivayetinde geçen 'Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir' hadisine yer verildi.
Hutbede toplumsal ilişkiler açısından hangi davranışlar öne çıkarıldı?
Yaşlılara saygı, çocuklara şefkat, anne ve babaya iyilik, hastaları ziyaret, yetim ve kimsesizlerle sofrayı paylaşmak, komşuya selam vermek ve akrabalarla sıla-i rahmi sürdürmek hutbede öne çıkarılan davranışlar arasında yer aldı.
Hutbede makam ve servet konusunda ne söylendi?
Hutbede makamı üstünlük sebebi, serveti övünç vesilesi, bilgiyi kibir aracı ya da gücü başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirmenin İslam'ın öğretisiyle bağdaşmadığı vurgulandı. Gerçek zenginliğin ihtiyaç sahiplerini gözetmek, gerçek gücün öfkeyi dizginlemek ve gerçek üstünlüğün takva sahibi olmak olduğu belirtildi.
Hutbenin kapanış mesajı ne oldu?
Hutbe, 'İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir' cümlesiyle kapandı ve evlere şefkati, sokaklara merhameti, ticarete dürüstlüğü hâkim kılmak için harekete geçilmesi çağrısıyla son buldu.