
Bademcik dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bademcik kanseri, dil köküyle birlikte boğaz kanserlerinin en sık görüldüğü alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Genellikle orta ve ileri yaşlarda karşılaşılan bu kanser türü, erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır, hastalığın seyri, belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Tütün, Alkol ve HPV: Üç Temel Risk Faktörü
Prof. Dr. Bayır'a göre bademcik kanserinin başlıca iki gelişim yolu bulunuyor. Bunlardan ilki uzun süreli tütün kullanımı ve yoğun alkol tüketimine bağlı kanserleşme; ikincisi ise yüksek riskli Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonuna bağlı kanserleşme. Uzman, her iki alışkanlığın bir arada bulunması durumunda riskin daha da yükseldiğini vurguluyor.
Son yıllarda HPV ile ilişkili vakaların artmasıyla birlikte bademcik kanseri, önemli bir baş-boyun kanseri türü olarak giderek daha fazla gündeme geliyor. Prof. Bayır bu konuda şu bilgiyi paylaşıyor: "HPV ile ilişkili hastalığın yaygın olduğu ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60-70'inin HPV'ye bağlı olduğu bildirilmektedir; ancak bu oran ülkeler arasında önemli ölçüde değişmektedir." Bu tümörlerle en güçlü ilişkisi saptanan yüksek riskli HPV tipi ise HPV-16 olarak belirtiliyor.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümünün bağışıklık sistemi tarafından temizlenebildiğini de hatırlatan Prof. Bayır, yüksek riskli enfeksiyonun yıllarca kalıcı hale gelmesi durumunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve zamanla kanserleşme gelişebileceğini ifade ediyor.
Erkeklerde Risk Neden Daha Yüksek?
Bademcik kanseri erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor. Bu oranın ülkeye ve tümörün HPV ile ilişkisine göre değişebildiği belirtilirken, özellikle HPV ilişkili boğaz kanserlerinin yaygın olduğu toplumlarda bu farkın daha belirgin hale geldiği vurgulanıyor. Prof. Dr. Bayır, erkeklerde oral HPV enfeksiyonunun daha sık görülmesinin bu farkın önemli nedenlerinden biri olduğunu söylüyor.
"Erkeklerde tarihsel olarak tütün ve yoğun alkol kullanımının daha yüksek olması da aradaki risk farkını artırıyor" diyen Bayır, tütün ürünlerinin tamamından uzak durmanın, tütün kullanımını bırakmanın ve alkol tüketimini sınırlandırmanın riski azaltmak açısından önem taşıdığını belirtiyor. Bununla birlikte bademcik kanserinin yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü yanılgısına da dikkat çekiyor: "HPV, sigara kullanmayan ve görece genç bireylerde de hastalığın gelişmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla risk değerlendirmesi yapılırken hastanın yaşı, alışkanlıkları ve HPV ile ilişkili faktörler birlikte ele alınmalıdır."
Boğaz Enfeksiyonuyla Karışabilen Belirtiler
Bademcik kanserinin başlangıçta hiçbir belirti vermeyebileceği gibi boğaz enfeksiyonuna benzeyen şikayetlerle de kendini gösterebildiğini vurgulayan Prof. Bayır, bu durumun tanıyı geciktirebileceğine dikkat çekiyor. Hastalığın en sık görülen ilk bulgularından birinin boynun tek tarafında ortaya çıkan, ağrısız ve geçmeyen bir şişlik olduğunu belirtiyor; bunun nedeninin kanserin boyun lenf bezlerine yayılması olabileceğini de ekliyor.
Prof. Bayır'ın sıraladığı diğer uyarıcı belirtiler şunlar: tek taraflı ve kalıcı boğaz ağrısı, yutarken ağrı veya takılma hissi, bademciklerde belirgin büyüklük farkı, ağızda ya da bademcik üzerinde iyileşmeyen yara, kulak muayenesi normal olduğu halde tek taraflı kulak ağrısı, ses değişikliği, kanlı tükürük ve açıklanamayan kilo kaybı.
Uzman bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor: "Bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması halinde 'nasıl olsa enfeksiyondur' düşüncesiyle beklenmemesi, ayrıntılı bir KBB muayenesiyle nedeninin belirlenmesi gerekir." Erişkin bir kişide büyüyen ya da enfeksiyon bulgusu olmadan süren bir boyun kitlesinde ise iki haftayı beklemeden değerlendirme yapılmasının daha doğru olacağını vurguluyor. Nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü veya kanama söz konusu olduğunda ise acil başvurunun zorunlu olduğunu hatırlatıyor.
Erken Tanı Tedavi Seçeneklerini Genişletiyor
Bademcik kanserinde erken tanının tedavi sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Bayır, "Erken tanı, tümörün daha küçükken ve çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmadan tedavi edilmesini sağlar" diyor. Erken evrede cerrahi ya da radyoterapinin tek başına yeterli olabildiğini belirten uzman, uygun hastalarda tümörün ağız içinden uygulanan transoral lazer veya robotik cerrahiyle dışarıdan büyük bir kesi yapılmadan çıkarılabildiğini de aktarıyor. Gerektiğinde boyundaki lenf bezlerinin de temizlendiğini, patoloji sonucunda riskli özellikler saptanırsa ameliyatın ardından radyoterapi ya da kemoradyoterapi uygulanabildiğini ifade ediyor.
İleri evre hastalıkta ise kemoterapi ve radyoterapinin birlikte kullanıldığını, tekrarlayan veya yayılmış hastalıkta immünoterapi ve diğer sistemik tedavilere başvurulabildiğini belirten Prof. Bayır, özellikle erken evrede ve HPV ilişkili hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabildiğini vurguluyor.
"Tümörlerin tamamı kanser değildir ancak erişkin bir kişide geçmeyen boyun şişliği, tek taraflı boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya kulağa vuran ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır. Erken başvuru, daha sınırlı tedaviyle daha başarılı sonuç alınmasını ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayabilir" diyen Prof. Bayır'ın bu uyarısı, hastalığın seyrinde zamanında hareket etmenin ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Bademcik kanseri en sık kimlerde görülür?
Bademcik kanseri genellikle orta ve ileri yaşlarda görülür. Erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık 4 kat daha fazla rastlanır. Uzun süre tütün ürünü kullananlar, yoğun alkol tüketenler ve bu iki alışkanlığa birlikte sahip olanlar risk altındaki gruplar arasında yer alır. Bunların yanı sıra HPV, sigara kullanmayan ve görece genç bireylerde de hastalığın gelişmesine yol açabilir.
Bademcik kanserinin en belirgin belirtileri nelerdir?
Boynun tek tarafında ortaya çıkan ağrısız ve geçmeyen şişlik, tek taraflı ve kalıcı boğaz ağrısı, yutarken ağrı veya takılma hissi, bademciklerde belirgin büyüklük farkı, ağızda ya da bademcik üzerinde iyileşmeyen yara, kulak muayenesi normal olduğu halde tek taraflı kulak ağrısı, ses değişikliği, kanlı tükürük ve açıklanamayan kilo kaybı başlıca uyarıcı belirtiler arasında sayılıyor.
Bu belirtiler ne zaman doktora başvurmayı gerektirir?
Prof. Dr. Ömer Bayır'a göre söz konusu belirtilerin iki-üç haftayı aşması durumunda "nasıl olsa enfeksiyondur" düşüncesiyle beklenmemeli ve ayrıntılı bir KBB muayenesi yaptırılmalıdır. Erişkin bir kişide büyüyen veya enfeksiyon bulgusu olmadan devam eden boyun kitlesinde iki haftayı beklemeden değerlendirme yapılması önerilir. Nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü veya kanama varsa acil başvuru şarttır.
HPV bademcik kanseriyle nasıl ilişkilidir?
Yüksek riskli HPV enfeksiyonu, bademcik kanserinin başlıca gelişim yollarından biridir. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilir; ancak yüksek riskli enfeksiyon yıllarca kalıcı olduğunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve zamanla kanserleşme gelişebilir. Bu tümörlerle en güçlü ilişkisi saptanan tip HPV-16'dır. ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60-70'inin HPV'ye bağlı olduğu bildirilmektedir.
Bademcik kanserinde hangi tedavi yöntemleri uygulanır?
Erken evrede cerrahi veya radyoterapi tek başına yeterli olabilir. Uygun hastalarda tümör, ağız içinden uygulanan transoral lazer ya da robotik cerrahiyle çıkarılabilir; gerektiğinde boyundaki lenf bezleri de temizlenir. Patoloji sonucunda riskli özellikler saptanırsa ameliyatın ardından radyoterapi veya kemoradyoterapi uygulanabilir. İleri evrede kemoterapi ve radyoterapi birlikte kullanılırken, tekrarlayan veya yayılmış hastalıkta immünoterapi ve diğer sistemik tedavilerden yararlanılabilir.