
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'nda tutukluluk incelemesi öncesinde söz alan avukat Fikret İlkiz, mahkemeye kapsamlı ve sert bir savunma sundu. İlkiz, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın duruşma devam ederken Ekrem İmamoğlu hakkında yeni bir soruşturma başlattığını kamuoyuyla paylaştığını aktardı; tutuklama kararlarının usul açısından geçersiz olduğunu savundu ve yargı etiğine ilişkin tarihi kararları mahkemenin önüne koydu. Savunmasını "Kararınız insan kokan bir karar olsun" sözleriyle tamamlayan İlkiz, hâkimleri vicdanlarıyla karar vermeye davet etti.
Duruşma Sürerken Başlatılan Soruşturma
İlkiz, savunmasının açılış bölümünde 15 Ekim 2026 tarihindeki duruşma sırasında saat 18.28'de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın internet sitesinde yayımlanan bir açıklamayı okudu. Söz konusu açıklamada, "İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2026/208 esas sayılı dosyasının sanıklarından Ekrem İmamoğlu'nun 15.10.2026 tarihli duruşmadaki kamu davasına esas soruşturmayı yürüten yargı mensuplarını hedef alan ifadeleri nedeniyle kamu görevlilerine görevi nedeniyle alenen hakaret suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca resen soruşturma başlatılmıştır" denildiği görüldü.
İlkiz, bu açıklamanın duruşma henüz sürerken kamuoyuyla paylaşılmasına dikkat çekerek, "Bunu ne zaman ve nasıl öğrendiler, sormuyorum. Ama neden sormadığımı da biliyorum; nasıl böyle bir aşama yapıldığı konusunda biliyorum. Bunu da bir kenara koyuyorum" dedi. Avukat, bazı konuları savunmanın ilerleyen aşamalarında ayrıntılı biçimde ele alacağını da belirtti.
Savcılara Sert Eleştiri: 'Hiçbir Etik Kurala Uymadılar'
İlkiz, iddianamenin hazırlanış biçiminden duruşmanın yürütülüş tarzına kadar savcılığa yönelik ağır eleştiriler yöneltti. "Hiçbir etik kuralına uymamışlardır; ne iddianame yazımında, ne duruşma düzeninde, ne de soru sorma düzeninde" diyen İlkiz, devletin vatandaşına tuzak kurup kuramayacağı sorusunu da gündeme taşıdı ve kendi sorusuna şöyle yanıt verdi: "Devlet vatandaşına tuzak kurar mı? Kurar, kurdu."
Savunmasında Dreyfus Davası'na da değinen İlkiz, bu tarihi davayla ilgili değerlendirmelerini savunmanın ilerleyen bölümlerinde aktaracağını söyledi.
Tutuklama Kararlarındaki Usul İtirazları
Savunmanın en teknik ve ayrıntılı bölümünü tutuklama kararlarının düzenlenişine ilişkin itirazlar oluşturdu. İlkiz, önce İzmir'de görülen 2025/629 esas sayılı bir davada verilen tahliye kararını emsal olarak aktardı. Söz konusu kararda, soruşturma dosyasına ihale dosyaları ve belgelerin alınmış olması, delillere müdahale ve karartma ihtimalinin bulunmaması ile tutukluluğun devamını gerektiren acil bir durumun olmadığı gerekçesiyle tensiple tahliye kararı verildiği belirtildi.
İlkiz, ardından İBB davasındaki 2025/347 ve 2025/348 sayılı sorgu kararlarına geçti. Resul Emrah Şahan'ın 25 Mart 2026 tarihindeki sorgusunda Şahan'a yöneltilen sorulara değinen İlkiz, Şahan'ın 23 Mart 2025'te tutuklandığını ve o sırada İmamoğlu'nun yanında bulunmadığını söylediğini aktardı.
2025/348 sayılı karara ilişkin şunları söyledi: "Bu sorgunun dosyanızı açtığınız zaman hiç sayfa numarası olmadığını görürsünüz ve ne zaman biter biliyor musunuz? Özellikle saat 11.40'ta. Peki, 347'ye özellikle 348'e baktığınızda burada Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Çalışkan, Resul Emrah Şahan var. İfadesine göre de tek başına olması gerekirken kestiler, kopyaladılar; 10. Sulh Ceza Hâkimi'nin talimatıyla yapıştırdılar ve bizim karşımıza sayfasız böyle bir karar çıktı. Saati 11.40."
Diğer kararda ise Ekrem İmamoğlu ve Ahmet Hamdi Çiçek'in isimlerinin yer aldığını, ancak bu kişilerin sorgu sırasında bir arada bulunmadığını ileri süren İlkiz, saatlere ve sayfa sayılarına dikkat çekti: "Bunun da saati 11.30 olarak yazılı. O zaman siz dava dosyasını açıp bu tutuklama kararlarına baktığınızda bunları görürsünüz. 10 dakika içerisinde 9 sayfa, 10 dakika içerisinde 7 sayfa. Yan yana getirdiğiniz zaman bile bu kadar kişiyi bir araya getirmek suretiyle eğer sorgu yapmadıysanız ifadede sorgu zaptı yok hükmündedir. Yani tutuklama kararı yoktur."
İlkiz, kendilerinin sabah saat 06.00'da emniyete götürüldüğünü de hatırlatarak, tutuklama kararlarında yazılı gerekçelerin emniyette kendilerine yöneltilmediğini savundu. Tutuklama kararı olmayan bir soruşturma üzerinden devam edildiği takdirde bunun iddia makamının tutumundan kaynaklandığı şeklinde değerlendirilebileceğini de ekledi.
Yargıtay'dan 1979 Tarihli Muhalefet Şerhi
İlkiz, konuşmasının ikinci bölümünde tarihi yargı kararlarına başvurdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28 Mayıs 1979 tarihli, 1979/193 esas ve 1979/296 karar sayılı kararında yer alan muhalefet şerhini mahkemeye aktaran İlkiz, bu şerhin "Haklı ve Haksız Savaşlar" başlıklı bir yazı nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı üzerine kaleme alındığını belirtti.
Muhalefet şerhinden okunan bölümde şu ifadeler yer aldı: "İnançların ve düşüncelerin, sözle ve yazıyla açıklanmasını iddianamede örneğini gördüğümüz dar anlayışlarla katı değerlendirmelerle kısıtlamak, hem anayasanın güvence altına aldığı temel haklara ters düşer, hem bizi yanlış bir mantık uygulaması ile tehlikeli sonuçlara sürükler." Şerhte ayrıca, "Yargıçlar, yasaları uygulamakla yükümlüdürler. Ancak onları yorumlarken, yasaların tutsağı olmazlar. Yargı görevlerini bir bilgisayar makinası gibi düşünmek, robot adalet dağıtıcılığı biçiminde anlamak doğru değildir. Bunun ötesinde haysiyet kırıcıdır" denildiği görüldü.
'Bu İnsanların Özgürlükleri Adına Karar Vereceksiniz'
Muhalefet şerhini aktardıktan sonra mahkemeye doğrudan seslenen İlkiz, "Bu insanların tümü herhangi bir şekilde hayatın muhalefet şerhleri değildir. Bu sanıklar da değildir" dedi. Hâkimlere yönelik şu soruyu yöneltti: "Şimdi siz bu sanıklara ne yapacaksınız? Bu sanıklarla ilgili nasıl bir karar vereceksiniz? Savcılık ve iddia makamı hariç olmak üzere soruyorum. Yargı etiği bildiriniz var. Hani onlar etik ilkelere hiç uymadılar. Ama siz, bu anlamda, bu insanların özgürlükleri adına karar vereceksiniz."
İlkiz, konuşmasının son bölümünde 2019 yılındaki yargı etiği bildirgesinde yer alan ilkeleri hatırlatarak hâkimlerin mesleki sorumlulukla hareket etmesi, kararlarının toplum üzerindeki etkisinin bilincinde olması ve Türk yargısının itibarını koruması gerektiğini vurguladı. Son olarak Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi'nin 31 Aralık 1976 tarihli, 1976/93730 sayılı kararından şu alıntıyı okudu: "Hâkim tabiatı olağana gerçeğe uygun bir şekilde katı kalpler ve katı kalıplar içerisinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa insan hukuku taşıyan bir çözüm getirmek zorundadır."
İlkiz savunmasını "Kararınız insan kokan bir karar olsun. Saygılarımızla" sözleriyle tamamladı.
Sıkça Sorulan Sorular
Avukat Fikret İlkiz, tutuklama kararlarına neden itiraz etti?
İlkiz, dosyada yer alan 2025/347 ve 2025/348 sayılı sorgu kararlarının sayfa numarası taşımadığını, birden fazla sanığın isminin tek bir karara kopyalanıp yapıştırıldığını ve 10 dakika gibi kısa bir süre içinde 7 ile 9 sayfa arasında değişen kararların düzenlendiğini ileri sürdü. Bu gerekçeyle söz konusu belgelerin ifadede sorgu zaptı sayılamayacağını, dolayısıyla geçerli bir tutuklama kararının bulunmadığını savundu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı duruşma sırasında hangi açıklamayı yaptı?
15 Ekim 2026 tarihli duruşma sürerken saat 18.28'de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın internet sitesinde yayımlanan açıklamada, Ekrem İmamoğlu'nun aynı günkü duruşmada yargı mensuplarını hedef alan ifadeleri nedeniyle kamu görevlilerine görevi nedeniyle alenen hakaret suçundan resen soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
İlkiz, İzmir'deki davayı neden örnek gösterdi?
Avukat İlkiz, 2025/629 esas sayılı İzmir davasında soruşturma dosyasına ihale belgelerinin alınmış olması, delil karartma ihtimalinin bulunmaması ve tutukluluğun devamını gerektiren acil bir durumun olmaması gerekçesiyle tensiple tahliye kararı verildiğini aktardı. Bu kararı, İBB davasındaki tutukluluk incelemesinde emsal niteliğinde bir örnek olarak mahkemenin önüne koydu.
İlkiz'in savunmasında atıfta bulunduğu tarihi yargı kararları hangileridir?
İlkiz, iki tarihi karara başvurdu: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28 Mayıs 1979 tarihli, 1979/193 esas ve 1979/296 karar sayılı kararındaki muhalefet şerhi ile Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi'nin 31 Aralık 1976 tarihli, 1976/93730 sayılı kararı. Her iki kararda da yargıçların yasaları uygularken vicdanlarını ve adalet duygularını gözetmeleri gerektiği vurgulanmaktadır.
İlkiz, savcılara yönelik etik iddialarını hangi alanlarda dile getirdi?
İlkiz, savcıların iddianame yazımında, duruşma düzeninde ve soru sorma düzeninde hiçbir etik kurala uymadığını savundu. Ayrıca 2019 yılındaki yargı etiği bildirgesine atıfta bulunarak hâkimlerin mesleki sorumlulukla hareket etmesi ve kararlarının toplum üzerindeki etkisinin bilincinde olması gerektiğini mahkemeye hatırlattı.