
Küresel ticaret rotalarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Baltık coğrafyası, Türk yatırımcılar açısından giderek daha kritik bir konuma geliyor. Litvanya, Letonya ve Estonya; yalnızca kendi iç pazar büyüklükleriyle değil, Avrupa Birliği ve İskandinavya'ya sundukları stratejik erişim imkânlarıyla öne çıkıyor. Türkiye'nin Vilnius Büyükelçisi Esra Topçu ile Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu'nun değerlendirmeleri, bu ülkelerin AB pazarına girişte kilit bir işlev üstlenebileceğini ortaya koyuyor.
Büyükelçilerden ortak mesaj: Sadece ihracatçı değil, üretici olun
Her iki büyükelçi de Türk şirketlerinin Baltıklarda yalnızca "mal satan ihracatçı" konumunda kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Bölgede ortak üretim, stratejik depolama, montaj ve bölgesel dağıtım odaklı tesisler kurmanın; Türk markalarının Avrupa pazarındaki kalıcılığını, rekabet gücünü ve vergi avantajlarını güvence altına alacak en kritik adım olduğuna dikkat çektiler. Litvanya ve Letonya'nın sıfıra yakın bürokratik engelleri ve Türkiye'ye duyulan güçlü siyasi güvenle en doğru yatırım adreslerinden biri olduğu da ortak mesajlar arasında yer aldı.
AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve karayolu kotaları gibi korumacılık önlemleri, Türk ihracatçılar üzerinde giderek artan bir baskı oluşturuyor. Büyükelçilere göre bu engelleri aşmanın en etkili yolu, Baltık ülkelerinde üretim ve dağıtım altyapısı kurarak ürünlere "Made in Europe" niteliği kazandırmaktan geçiyor.
Litvanya: 2027 AB Dönem Başkanlığı bir fırsat penceresi
Büyükelçi Esra Topçu, Litvanya'nın nüfus ölçeğinin ötesinde taşıdığı stratejik değere dikkat çekerek Türk yatırımcıları bölgedeki fırsatları değerlendirmeye davet etti. Topçu'ya göre Litvanya, özellikle yüksek teknoloji, yeşil enerji, savunma sanayii ve lojistik alanlarında önemli ortak yatırım potansiyeli barındırıyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022'den bu yana 1 milyar dolar eşiğini aştığını ve geçen yıl 1,1 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Topçu, Türkiye-Litvanya Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) toplantısında belirlenen yeni hedefi şöyle aktardı: "Hedefimizi 1,5-2 milyar dolar seviyesine çıkardık. Mevcut ticarette çelik sektörü belkemiğini oluşturuyor ancak bu ilişkiyi farklı sektörlerle çeşitlendirmemiz şart."
Litvanya'nın 2027 yılında AB Konsey Dönem Başkanlığı'nı üstleneceğini de vurgulayan Topçu, bu süreçte ülkede uluslararası ölçekte pek çok iş forumu, konferans ve ticari etkinliğin düzenleneceğini belirtti. Türk şirketlerinin katma değerli ve düşük emisyonlu üretim güçleriyle bu dönemde Litvanya'da avantaj yakalayabileceğini ifade eden Topçu, "Litvanya küçük bir ülke gibi görünebilir ancak stratejik değeri ve teşvikleri çok yüksek. AB pazarına erişim, serbest ekonomi bölgeleri ve iş yapma kolaylığı açısından önemli bir pencere" dedi.
Letonya: İskandinavya'ya açılan düşük maliyetli lojistik kapısı
Türkiye'nin Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu ise Letonya'nın 1,8 milyonluk nüfusuna karşın Kuzey Avrupa ve İskandinavya coğrafyasına açılan güçlü bir pazar niteliği taşıdığını vurguladı. İki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 440 milyon dolar seviyesinde ve dengeli bir seyirde ilerlediğini belirten Miroğlu, mevcut rakamların gerçek potansiyelin çok altında kaldığını ifade etti. Planlanan JETCO toplantıları ve yeni hükümetin reformcu yaklaşımıyla ilk aşamada 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedeflendiğini de ekledi.
Letonya'nın AB karayolu kotaları ve SKDM kısıtlamalarına karşı Türk ihraç ürünleri için mükemmel bir depolama ve dağıtım üssü olduğunu vurgulayan Miroğlu, ülkedeki iş gücü maliyetlerine ilişkin somut veriler de paylaştı: "Letonya'da 3-4 dil bilen, üniversite mezunu, dijital çağa adapte iş gücünün net maaş bandı 1.400-1.500 euro civarında. İskandinavya'ya kıyasla sağlanan bu yüzde 40-50 maliyet avantajı, depolama ve imalat yatırımlarında Türk yatırımcıya büyük kolaylık sağlıyor."
Yatırımcılara sunulan teşvik ve devlet destekleri
Türk firmalarının Letonya ve Litvanya'da açacağı depo, showroom ve mağazaların kira giderlerinin yüzde 50'si, TC Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında 5 yıl boyunca devlet tarafından karşılanıyor. Serbest ekonomi bölgelerinde en az 1 milyon euro sermaye ile imalat yatırımı yapan şirketler 10 yıl boyunca kurumlar vergisinden muaf tutuluyor; bunu izleyen 6-7 yıl boyunca ise yüzde 50 indirimden yararlanıyor. Cirosu 300 bin euro'ya kadar olan yeni şirketler ilk 2 yıl vergi ödemezken, savunma sanayii gibi stratejik alanlardaki büyük ölçekli yatırımlar için müzakere yoluyla yüzde 15-20 oranında hibe imkânı sağlanabiliyor.
Öne çıkan sektörler: Savunmadan turizme geniş bir yelpaze
Büyükelçilerin değerlendirmeleri ve sektörel analizler, Türk şirketleri için Baltıklarda birden fazla alanda yatırım fırsatı bulunduğunu ortaya koyuyor. Savunma sanayiinde Litvanya bütçesinin yüzde 5,38'ini bu alana ayırırken Letonya'da NATO müttefikliği çerçevesinde acil ekipman ve modernizasyon ihtiyacı devam ediyor. Yeşil enerji alanında Litvanya 2025'te Rus şebekesinden tamamen ayrılarak AB elektrik şebekesine bağlandı ve elektriğinin yüzde 70'e yakınını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor.
Yüksek teknoloji ve fintech alanında Litvanya, 11,5 milyar euroluk startup ekosistemine sahip olup yapay zekâ, fintech ve büyük veri odaklı Tech Valley projeleri yürütüyor. Lojistik ve altyapı açısından Rail Baltica demiryolu projesi ile Klaipėda Limanı bağlantıları öne çıkıyor. Demir-çelik ve metal sanayiinde ise Türkiye'nin Litvanya'dan yaptığı ithalatın yüzde 62'sini, Letonya'dan yaptığının ise yüzde 50'sinden fazlasını hurda metal oluşturuyor. Baltıklardan temin edilen hurda metal, Türkiye'deki elektrikli ark ocaklarında işlenerek düşük karbon emisyonuyla yeniden AB pazarına ihraç ediliyor. Turizm alanında ise yılda 307 bin Litvanyalının Türkiye'yi ziyaret ettiği ve THY'nin haftada 12 sefer düzenlediği belirtildi; Letonya'dan Türkiye'ye gidenlerin yüzde 87'sinin Antalya'yı tercih ettiği, yeni destinasyon arayışının sürdüğü de aktarıldı.
Sıkça Sorulan Sorular
Türk şirketleri Baltık ülkelerinde 'Made in EU' etiketiyle nasıl ürün sunabilir?
Büyükelçilerin değerlendirmelerine göre Türk şirketleri, Litvanya veya Letonya'da ortak üretim, montaj ve dağıtım tesisleri kurarak ürünlerine Avrupa menşei kazandırabilir. Bu yöntem aynı zamanda AB'nin SKDM ve karayolu kotası gibi korumacılık engellerini aşmanın da en etkili yolu olarak gösteriliyor.
Türkiye-Litvanya ticaret hacmi ne düzeyde ve hedef nedir?
Büyükelçi Esra Topçu'nun aktardığı verilere göre ikili ticaret hacmi 2022'den bu yana 1 milyar doları aşmış ve geçen yıl 1,1 milyar dolara ulaşmıştır. JETCO toplantısında belirlenen yeni hedef ise 1,5-2 milyar dolar seviyesine çıkarılmıştır.
Letonya'da iş gücü maliyeti ne kadar ve bu Türk yatırımcılara nasıl avantaj sağlıyor?
Büyükelçi Miroğlu'na göre Letonya'da 3-4 dil bilen, üniversite mezunu ve dijital çağa uyum sağlamış iş gücünün net maaş bandı 1.400-1.500 euro civarındadır. Bu rakam, İskandinavya'ya kıyasla yüzde 40-50 oranında maliyet avantajı sağlamakta ve depolama ile imalat yatırımlarında Türk yatırımcılara önemli bir kolaylık sunmaktadır.
Baltık ülkelerinde yatırım yapan Türk firmalarına hangi vergi teşvikleri sağlanıyor?
Serbest ekonomi bölgelerinde en az 1 milyon euro sermaye ile imalat yatırımı yapan şirketler 10 yıl boyunca kurumlar vergisinden muaf tutuluyor; ardından gelen 6-7 yıl boyunca ise yüzde 50 indirimden yararlanıyor. Cirosu 300 bin euro'ya kadar olan yeni şirketler ilk 2 yıl vergi ödemezken stratejik alanlarda büyük yatırımlar için müzakere yoluyla yüzde 15-20 hibe imkânı da bulunuyor.
Litvanya'nın 2027 AB Konsey Dönem Başkanlığı Türk şirketleri için neden önemli?
Büyükelçi Topçu'nun belirttiğine göre Litvanya, 2027 yılında AB Konsey Dönem Başkanlığı'nı üstlenecek ve bu süreçte ülkede uluslararası ölçekte çok sayıda iş forumu, konferans ve ticari etkinlik düzenlenecektir. Bu dönem, Türk şirketleri için Litvanya üzerinden AB pazarına açılmada önemli bir fırsat penceresi olarak değerlendiriliyor.