
Ege ve Doğu Akdeniz'de birbirini izleyen NAVTEX adımları, bölgede yeni bir gerilim ihtimalini gündeme getirdi. Yunanistan'ın Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ile planladığı çok uluslu askerî tatbikat ile GKRY'nin Türkiye'nin hak iddia ettiği kıta sahanlığı alanında yürütmeyi tasarladığı jeofizik araştırma, Ankara'nın tepkisini çekti. Türkiye, 16 Ekim'de yayımladığı NAVTEX bildirisiyle hem Yunanistan'ın bölgede bildiri yayımlama yetkisine itiraz etti hem de söz konusu araştırma alanının Türk kıta sahanlığı içinde kaldığını açıkça kayıt altına aldı.
Meis'in güneyinde dört ülkeli tatbikat planı
Atina'nın 15 Ekim'de yayımladığı NAVTEX'e göre Meis'in güneyindeki iki ayrı bölgede Yunanistan, GKRY, Fransa ve İtalya'nın katılımıyla çok uluslu bir askerî tatbikat planlanıyor. Türkiye ise ertesi gün, yani 16 Ekim'de, Yunanistan'ın bu bölgede NAVTEX bildirisi yayımlama yetkisine sahip olmadığına dair itirazını aynı kanaldan kamuoyuyla paylaştı.
Ankara'nın tutumu iki farklı meseleyi birbirinden ayırt etme ilkesine dayanıyor: Uluslararası sularda gerçekleştirilecek bir askerî tatbikat ile Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ihlal ettiği değerlendirilen faaliyetler aynı kefeye konulamaz. Diplomatik kaynaklar da Yunan medyasında yer alan ve tatbikatı Türkiye'ye yönelik bir eylem ya da sualtı kablo faaliyetleriyle ilişkilendiren haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
GKRY'nin jeofizik araştırma planı ve Türkiye'nin ret cevabı
Doğu Akdeniz'deki ikinci kritik gelişme, GKRY'nin Kıbrıs Adası'nın batısında planlanan araştırma faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Rum yönetimi, 15 Ekim tarihli NAVTEX'le 21 Ekim ile 2 Kasım tarihleri arasında East to Med Corridor (EMC) kablo sistemi kapsamında bir araştırma gemisinin bölgede jeofizik çalışmalar yürüteceğini duyurdu.
Ankara, 16 Ekim'de yayımladığı NAVTEX'le söz konusu alanın Türk kıta sahanlığı sınırları içinde bulunduğunu açıkladı ve planlanan faaliyeti tanımadığını, kabul etmediğini bildirdi. GKRY'nin araştırma planında ısrar etmesi durumunda sahadaki gelişmelerin Türkiye'nin ilan ettiği tutum çerçevesinde yakından izleneceği belirtiliyor.
Diplomatik kaynaklar: 'Hak ve menfaatlerimizi her şartta koruruz'
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre diplomatik kaynaklar, Yunan medyasındaki iddiaları açıkça reddederek şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini her şartta muhafaza etmeye kararlıdır." Kaynaklar, söz konusu tatbikatın Türkiye'ye karşı ya da sualtı kablo faaliyetleriyle ilişkili olduğuna dair haberlerin gerçek dışı olduğunun altını çizdi.
Atılacak adımların kapsamının ise resmî açıklamalar ve sahadaki koşullara göre şekilleneceği ifade edildi. Yunanistan'ın tatbikat çatısı altında izinsiz bir araştırma gemisini bölgeye sokması ya da GKRY'nin araştırma planında ısrar etmesi hâlinde, bölgede konuşlanan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının hukuka aykırı gördüğü girişimlere karşı tedbir alması bekleniyor.
Savunma uzmanı Turan Oğuz: 'Tatbikat bahanesiyle araştırma gemisi sokulursa sıradan bir faaliyet olmaktan çıkar'
Savunma Uzmanı Turan Oğuz, Türkiye Gazetesi'ne yaptığı değerlendirmede NAVTEX ilanlarıyla eş zamanlı planlanan deniz faaliyetlerinin Türkiye ile yeni bir gerilime zemin hazırlayabileceğini söyledi. Oğuz, Ankara'nın muhtemel bir oldu-bittiye izin vermeyeceğini de vurguladı.
Uluslararası sularda tatbikat yapılabileceğini ancak deniz tabanında, Türkiye'nin kıta sahanlığına ilişkin hak iddia ettiği bir bölgede araştırma yürütülmesinin farklı bir mesele olduğunu belirten Oğuz, şöyle konuştu: "Tatbikat bahanesiyle, Türkiye'nin izin vermediği bir araştırma gemisini bölgeye sokmaya çalışırlarsa bu, sıradan bir deniz faaliyeti olmaktan çıkar. Dört ülkenin savaş gemilerinin bulunduğu bir ortamda araştırma gemisinin bölgeye girmesi, fiilen askerî koruma sağlanması anlamına gelebilir."
Oğuz, böyle bir senaryonun ciddi sonuçlar doğurabileceğini de ekledi: "Böyle bir durumda Türk Silahlı Kuvvetleri deniz, hava ve denizaltı unsurlarıyla gelişmeleri yakından takip eder, hukuka aykırı gördüğü bir girişime karşı tedbir alır."
TSK'nın sahada ne yapması bekleniyor?
Kaynakların aktarımına göre olası bir ihlal durumunda TSK, deniz, hava ve denizaltı unsurlarını devreye sokarak bölgedeki gelişmeleri izleyecek ve hukuka aykırı gördüğü her türlü girişime karşı önlem alacak. Türkiye'nin bu tutumu; hem tatbikata hem de araştırma faaliyetine yönelik eş zamanlı NAVTEX bildirisi yayımlamasıyla somut bir biçim kazandı. Diplomatik ve askerî kanalların paralel işletilmesi, Ankara'nın konuya verdiği önemi ortaya koyuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye hangi gerekçeyle Yunanistan'ın NAVTEX bildirisi yayımlamasına itiraz etti?
Türkiye, 16 Ekim'de yayımladığı NAVTEX bildirisiyle Yunanistan'ın söz konusu bölgede NAVTEX yayımlama yetkisine sahip olmadığını kayıt altına aldı. Ankara'nın tutumu, uluslararası sulardaki askerî tatbikat ile Türkiye'nin deniz yetki alanlarını ihlal ettiği değerlendirilen faaliyetlerin birbirinden ayrı tutulması gerektiğine dayanıyor.
GKRY'nin planladığı jeofizik araştırma neden tartışmalı?
GKRY, 15 Ekim tarihli NAVTEX'le 21 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında East to Med Corridor (EMC) kablo sistemi kapsamında Kıbrıs Adası'nın batısında jeofizik araştırma yapılacağını duyurdu. Türkiye ise 16 Ekim'de yayımladığı NAVTEX'le bu alanın kendi kıta sahanlığı sınırları içinde kaldığını belirterek planlanan faaliyeti kabul etmediğini açıkladı.
Meis'in güneyinde hangi ülkeler tatbikat planlıyor?
Atina'nın 15 Ekim'de yayımladığı NAVTEX'e göre Meis'in güneyindeki iki ayrı bölgede Yunanistan, GKRY, Fransa ve İtalya'nın katılımıyla çok uluslu bir askerî tatbikat planlanıyor.
Savunma uzmanı Turan Oğuz'a göre tatbikat ile araştırma faaliyeti arasındaki fark nedir?
Oğuz, uluslararası sularda tatbikat yapılabileceğini ancak Türkiye'nin kıta sahanlığına ilişkin hak iddia ettiği bir alanda deniz tabanında araştırma yürütülmesinin farklı bir mesele olduğunu vurguladı. Ayrıca tatbikat kapsamındaki dört ülkenin savaş gemilerinin araştırma gemisine fiilen askerî koruma sağlaması anlamına gelebileceğine dikkat çekti.
Türkiye olası bir ihlalde nasıl bir tutum sergileyecek?
Diplomatik kaynaklar ve savunma uzmanı Turan Oğuz'un aktarımına göre Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini her şartta korumaya kararlı. Olası bir ihlal durumunda TSK'nın deniz, hava ve denizaltı unsurlarıyla bölgedeki gelişmeleri yakından izleyeceği ve hukuka aykırı gördüğü girişimlere karşı tedbir alacağı belirtiliyor.