
Küresel teknoloji şirketlerinin yapay zekâya aktardığı kaynaklar, 1990'ların sonundaki internet patlamasını çoktan geride bıraktı. Citi Küresel Başekonomisti Nathan Sheets'in 19 Ekim'de yayımlanan değerlendirmesine göre ABD'de yapay zekâ yatırımlarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yaklaşık yüzde 1,5 seviyesine yükseldi. Bu oran, dotcom yatırım döngüsünün benzer aşamasındaki seviyenin yaklaşık iki katına karşılık geliyor. Harcamaların bu denli hızlı büyümesi, teknoloji sektörünün çok ötesine geçerek ABD ekonomisinin yatırım ve üretim dinamiklerini doğrudan etkiler hale geldi.
300 Milyar Dolardan 466 Milyar Dolara: Yatırım Temposu Hızlanıyor
Citi'nin 25 Eylül'de yayımladığı küresel ekonomi araştırması, yatırım hızındaki ivmelenmeyi rakamlarla ortaya koydu. Bankanın hesaplamalarına göre ABD'deki yapay zekâ yatırımları 2025 yılında yaklaşık 300 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2026'nın ilk yarısında ise yıllıklandırılmış yatırım hızı ortalama 466 milyar dolara yükseldi. Bu rakamın altı ayda harcanan toplam tutarı değil, söz konusu dönemdeki yatırım temposunun yıllık karşılığını gösterdiğini belirtmek gerekiyor.
Büyümenin kaynağı yalnızca yapay zekâ yazılımları veya bu alandaki girişimler değil. Veri merkezlerinin inşası, gelişmiş yarı iletkenlerin satın alınması, bulut bilişim altyapısının genişletilmesi ve artan elektrik talebini karşılamak için yapılan enerji yatırımları da harcamaları yukarı çeken başlıca kalemler arasında yer alıyor. Sheets, tüm bu bileşenlerin bir araya gelmesiyle yapay zekânın artık teknoloji sektörünün sınırlarını aşan, ekonomi genelinde belirleyici bir büyüme kaynağına dönüştüğünü vurguluyor.
Etki Sınır Tanımıyor: Güney Kore ve Tayvan da Payını Alıyor
Yapay zekâ yatırımlarının yarattığı talep dalgası ABD'nin ötesine geçiyor. Yarı iletken üretiminde kritik konuma sahip Güney Kore ve Tayvan, artan çip ve teknoloji ekipmanı talebinden doğrudan yararlanıyor. Bununla birlikte yatırımların büyüklüğü ile bu yatırımların gelecekte sağlayacağı getiri arasındaki ilişki, finans piyasalarının giderek daha fazla sorguladığı bir mesele haline geliyor.
Dotcom Balonuyla Benzerlik mi, Fark mı?
Yapay zekâ yatırımlarının dotcom dönemini geride bırakması, teknoloji hisselerinde yeni bir balon oluştuğu şeklinde yorumlanmamalı. Bugün yapay zekâ altyapısına yatırım yapan büyük şirketlerin önemli bir bölümü, internetin ilk yıllarındaki pek çok girişimden farklı olarak güçlü gelir kaynaklarına ve yerleşik müşteri tabanlarına sahip. Ancak yatırım hızının bu denli artması, beklenen ekonomik faydanın ne zaman somutlaşacağı sorusunu kaçınılmaz biçimde öne çıkarıyor.
Sheets'in değerlendirmesinde altını çizdiği temel sorun şu: Yapay zekâ yatırımları henüz ekonomi genelinde eşdeğer büyüklükte bir verimlilik artışı yaratmıyor. Şirketler veri merkezlerine, yazılımlara ve yeni teknolojilere büyük kaynaklar aktarırken bu harcamaların üretkenlik üzerindeki etkisi sınırlı kalıyor. Citi, teknolojinin uzun vadede önemli verimlilik kazanımları sağlayabileceğini öngörse de bu dönüşümün zaman alacağını belirtiyor.
Verimlilik J Eğrisi: Tarihsel Bir Örüntü
Bu tablo, ekonomi literatüründe verimlilik J eğrisi olarak bilinen yaklaşımla açıklanıyor. Büyük teknolojik dönüşümlerin ilk evresinde şirketler yeni altyapılar kuruyor, çalışanlarını eğitiyor ve iş süreçlerini baştan düzenliyor. Başlangıçta maliyetler yükselirken verimlilik kazanımları ancak daha sonra ortaya çıkabiliyor. Elektriğin sanayide yaygınlaşması ve internetin iş dünyasına entegrasyonu da tarihsel olarak benzer bir süreçten geçti.
Öte yandan yapay zekâ yatırımlarının oluşturduğu ekonomik hareketlilik tüm sektörlere eşit dağılmıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler ve teknoloji altyapısına yönelik talep güçlü seyrederken konut sektörü ve faize duyarlı geleneksel yatırımlar daha zayıf bir tablo çiziyor. Sheets, bu farklılaşmanın ABD ekonomisinde birbirinden farklı hızlarda büyüyen sektörler doğurduğuna dikkat çekiyor. Yapay zekânın yarattığı güçlü yatırım talebi, ekonominin diğer alanlarındaki yavaşlamayı genel büyüme verilerinde daha az görünür kılabiliyor.
Finansman Baskısı Faizleri Yukarı İtebilir
Hızla büyüyen yapay zekâ yatırımları, şirketlerin finansman ihtiyacını da beraberinde artırıyor. Veri merkezlerinin kurulması, yüksek işlem kapasiteli çiplerin alınması ve enerji altyapısının genişletilmesi uzun vadeli sermaye gerektiriyor. Teknoloji şirketlerinin bir kısmı bu harcamaları mevcut nakit kaynaklarıyla karşılayabilirken diğerleri tahvil, kredi ve alternatif finansman araçlarına yöneliyor.
Citi'nin değerlendirmesine göre yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla uzun vadeli kredi piyasalarından finanse edilmesi, küresel tasarruflar üzerindeki rekabeti artırabilecek unsurlardan biri. Hükümetlerin yüksek borçlanma gereksinimi ve enerji yatırımlarının finansman ihtiyacı da aynı dönemde büyüyor. Bu koşullar bir arada değerlendirildiğinde uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasına katkıda bulunabilecek bir baskı ortamı oluşuyor.
Bu tablo ABD Merkez Bankası'nın para politikası açısından da ayrı bir önem taşıyor. Ekonominin teknoloji yatırımlarından güç alan kesiminde sermaye talebi canlı kalırken konut ve krediye duyarlı sektörlerde yüksek faizlerin olumsuz etkisi sürebiliyor. Böyle bir ortamda enflasyonu dizginlemek amacıyla uygulanan sıkı para politikası, ekonominin daha zayıf kesimlerindeki baskıyı derinleştirebilir.
Yatırımcılar cephesinde ise asıl belirsizlik, yapay zekâ altyapısına ayrılan büyük kaynakların ne kadarının kalıcı gelir ve kâra dönüşeceği sorusunda düğümleniyor. Beklenen verimlilik artışının gecikmesi ya da yapay zekâ hizmetlerine yönelik talebin öngörülerin altında kalması, özellikle borçla finanse edilen projelerde ciddi risk yaratabilir. Citi'nin değerlendirmesi yapay zekânın uzun vadeli ekonomik potansiyelini reddetmiyor; ancak mevcut yatırım hızının sürdürülebilmesi için teknoloji şirketlerinin artan harcamalarını daha güçlü gelir ve verimlilik sonuçlarıyla desteklemesi gerektiğine işaret ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
ABD'deki yapay zekâ yatırımlarının GSYİH'ye oranı ne kadar?
Citi Küresel Başekonomisti Nathan Sheets'in değerlendirmesine göre ABD'de yapay zekâ yatırımlarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yaklaşık yüzde 1,5 seviyesine yükseldi. Bu oran, dotcom döneminin benzer aşamasındaki seviyenin yaklaşık iki katına karşılık geliyor.
2025 ve 2026'da yapay zekâ yatırımları ne kadar oldu?
Citi'nin hesaplamalarına göre ABD'deki yapay zekâ yatırımları 2025 yılında yaklaşık 300 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2026'nın ilk yarısında ise yıllıklandırılmış yatırım hızı ortalama 466 milyar dolara yükseldi; bu rakam altı aylık toplam değil, söz konusu dönemdeki yatırım temposunun yıllık karşılığını ifade ediyor.
Yapay zekâ yatırımları neden dotcom balonuyla karşılaştırılıyor?
Yapay zekâ yatırımlarının GSYİH'deki payı, 1990'ların sonundaki dotcom döneminin benzer aşamasını geride bıraktığı için bu karşılaştırma yapılıyor. Ancak Citi'nin değerlendirmesi, bugün yatırım yapan büyük şirketlerin dotcom döneminin aksine güçlü gelir kaynaklarına ve yerleşik müşteri tabanlarına sahip olduğunu da vurguluyor.
Verimlilik J eğrisi nedir ve yapay zekâyla ilişkisi nasıl açıklanıyor?
Verimlilik J eğrisi, büyük teknolojik dönüşümlerin ilk evresinde maliyetlerin yükselirken verimlilik kazanımlarının daha geç ortaya çıktığını ifade eden bir yaklaşım. Citi, yapay zekâ yatırımlarındaki mevcut tabloyu bu çerçeveyle açıklıyor; elektriğin sanayide yaygınlaşması ve internetin iş dünyasına girmesinin de tarihsel olarak benzer bir süreçten geçtiğini belirtiyor.
Yapay zekâ yatırımlarının faizler üzerindeki olası etkisi nedir?
Citi'ye göre yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla uzun vadeli kredi piyasalarından finanse edilmesi, hükümetlerin yüksek borçlanma gereksinimi ve enerji yatırımlarının finansman ihtiyacıyla birleşince uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasına katkıda bulunabilecek bir baskı ortamı oluşuyor.