
Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı'nın (TÜRKSOY) ortaklığıyla hayata geçirilen 3. TÜRKSOY Gençlik Forumu, 22 farklı ülkeden gelen gençleri Trabzon'da bir araya getirdi. Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen açılış törenine Trabzon Valisi Tahir Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Kırgızistan'ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf ve öğrenciler katıldı.
Açılış konuşmalarının ardından forumun en dikkat çekici bölümü yaşandı: A Milli Futbol Takımı ve Trabzonspor'un eski teknik direktörü Şenol Güneş, salondaki gençlerle uzun soluklu bir söyleşi gerçekleştirdi. Güneş, futbol kariyerinden milli takım yıllarına, kişisel zorluklarından liderlik anlayışına kadar geniş bir yelpazede konuştu; öğrencilerin sorularını da yanıtsız bırakmadı.
Çocukluktan gelen liderlik: 15 yaşında ailenin sorumluluğu
Güneş, söyleşinin kişisel bölümünde çocukluk yıllarından bu yana çok çalıştığını ve 15 yaşında ailesinin geçimini üstlenmek zorunda kaldığını anlattı. Bu ağır sorumluluğun zamanla kendisinde liderlik nitelikleri geliştirdiğini dile getiren Güneş, "Daha iyisini yapmak için çok çalışmak gerekir. Ben çocukken de çok çalışıyordum. 15 yaşında aileye bakmak durumunda kaldım. Ama bu bende liderlik vasfını ön plana çıkardı. Zor koşullarda pes etmemeyi öğretti. Hepimizin şartlar ne olursa olsun zorlukları olacaktır" dedi.
2002 Dünya Kupası: Sportif başarının ötesinde bir anlam
Şenol Güneş, milli takımın başında geçirdiği döneme ve 2002 FIFA Dünya Kupası'nda elde edilen üçüncülüğe de ayrıntılı biçimde değindi. Bu başarının yalnızca sahaya yansıyan bir sonuç olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası arenada tanınmasına ve itibar kazanmasına büyük katkı sağladığını vurguladı.
"İyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Sadece sportif başarı değil, aynı zamanda itibar ve ülkenin tanıtımı olarak sevilen bir takım oluşturduk. Gelmeden önce çok eleştiri almıştık. 'Bu neden geldi, bundan bir şey olmaz' gibi söylemler vardı; onlar hep olacaktır. Bunlara takılmadan işimizi yaptık" diye konuştu.
Turnuva öncesinde Brezilya ile oynanan ilk maçı özel bir çerçeveye oturttuğunu da anlatan Güneş, Trabzonspor'dan ayrılmasının ardından Rio'ya gittiğini ve kumsal sahillerini görünce Karadeniz kıyılarıyla benzerliğini fark ettiğini paylaştı. "İlk Brezilya maçında Rio sahilleri ile Karadeniz sahillerini birleştiren bir maç olacaktır demiştim" diyen Güneş, ilk maçta yenilseler de sonunda dünya üçüncüsü olarak döndüklerini hatırlattı.
Güneş, bu başarının yankısının yalnızca Türkiye'yle sınırlı kalmadığını da aktardı: "Döndüğümüzde sadece Türkiye'de değil, Orta Asya'da, Afrika'da, bütün Müslüman devletlerinde gurur ve sevgi gördük. Aynı zamanda Avrupa'da da takdir gördük." Kupanın ardından FIFA'nın dünya genelinden antrenörleri bir araya getirdiği toplantıya konuşmacı sıfatıyla davet edildiğini belirten Güneş, "FİFA toplantısında izleyen değil konuşan hoca konumuna getirmekten dolayı gurur duyuyorum. Tarihe bir damga" ifadelerini kullandı.
Ancak Güneş, o coşkulu dönüşün hemen ardından bir öz eleştiri de yaptığını hatırlattı: "İlk dönüşte dünya kupasında üçüncü olduk ama bir dünya futbol ülkesi olarak üçüncü değiliz dedim. Çünkü kurumsal yapımız yok, çocuklarımıza imkân olacak alanlarımızı hâlâ halledemedik."
Madalyasını malzemeciye verdi
Söyleşinin en duygusal bölümlerinden birini Güneş'in Dünya Kupası dönüş yolculuğunda yaşadığı bir anı oluşturdu. Güneş, askeri uçakların eşliğinde yapılan dönüş uçuşunda takımın malzemecisinin madalya alamadığını öğrendiğini ve bunun üzerine kendi madalyasını ona verdiğini anlattı.
"Yanıma gelip 'hocam benim madalyam yok' dedi. 25 tane madalya dağıtıldığını biliyordum; daha sonra öğrendim ki daha fazla verilmiş ama malzemeciye verilmemiş. Üzülmüş, morali de bozuktu. Yöneticiye giderek 'madalya verin, o da bizimle beraber' dedim. 'Hocam kalmadı' dedi. Benimkini ona verdim" diyen Güneş, bu anıya şu cümleyle anlam kattı: "Neye sahip olduğunuz değil, sahip olduklarınızı kiminle paylaştığınız önemlidir."
Güneş, o malzemecinin ilerleyen yıllarda yeniden Dünya Kupası maçlarına gittiğini de ekledi ve şakacı bir dille "Bu sefer madalya alırsan benimkini ver, bende yok" dediğini aktardı.
Kardeşi için "işini iyi yaparsan kovarlar" dedi
Programda Güneş'in futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinde birlikte çalıştığı Hüseyin Tok, Bahaddin Güneş ve Şota Arveladze'nin video mesajları da izleyicilerle paylaşıldı. Mesajların ardından Şenol Güneş, TFF 3. Lig ekiplerinden Bitlis Spor 1916'nın başında görev yapan Bahaddin Güneş'in kardeşi olduğunu belirterek Türk futbolundaki yapısal bir soruna dikkat çekti.
"Şimdi Bitlis'te dolaşıyor. Her başarısında kovuyorlar. Türkiye'de olan bir şey. Takım küme düşecekken kulübü alıyor, hepsini kurtarıyor, sonra görevine son veriyorlar. Bizde bugünkü sistem bu. İşini iyi yaparsan kovarlar. Pes etmek yok, devam" dedi.
Milli takıma yabancı teknik direktör meselesine net yanıt
Forumda öğrencilerin en merak ettiği konulardan biri de Vincenzo Montella'nın görevinin sona ermesinin ardından milli takımın başına yabancı bir teknik direktörün getirilip getirilmemesi meselesiydi. Güneş bu soruya kararlı bir tutumla yanıt verdi ve Türkiye'nin kendi antrenörlerini yetiştirmesi gerektiğini açıkça ortaya koydu.
"Bütün ürünleri biz üretip biz kullanmalıyız. Hatta dışarıya satmalıyız. Savunma sanayinde Türkiye çok büyük işler yapıyor; her alanda yaparız. Bizde olmayanı da alalım, ama bizde varken alıyorsak yanlış yapıyoruz. Oyuncu da antrenör de benim için Türk olsun. Antrenörümüzü kendimiz üretebilmeliyiz ve bulmalıyız" diye konuştu.
Yabancı teknik direktörlerin artışını ise yabancı oyuncu sayısındaki yükselişe bağlayan Güneş, milli takım söz konusu olduğunda bu durumun kesinlikle değişmesi gerektiğini savundu. Gelen yabancılara yönelik olumsuz bir tutum sergilemediğini de özellikle vurgulayan Güneş, "Gelen yabancılar niye geldi diye konuşmuyorum. Ötekileştirme yapmıyorum. Bizim insanımız başarılıdır, yapar. En kötüsü bendim, Dünya Kupası üçüncüsü oldum. Demek ki diğerleri daha iyi yapacaktır. Öyle bakmak lazım" diyerek sözlerini noktaladı.
Sıkça Sorulan Sorular
3. TÜRKSOY Gençlik Forumu nerede ve kimlerle gerçekleşti?
Forum, Trabzon'daki Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde düzenlendi. Açılışa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Kırgızistan'ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf ve 22 farklı ülkeden gelen öğrenciler katıldı.
Şenol Güneş, milli takımda yabancı teknik direktör meselesine nasıl yaklaştı?
Güneş, milli takımın başında Türk bir teknik direktörün görev yapması gerektiğini savundu. Türkiye'nin kendi antrenörlerini yetiştirip kullanması gerektiğini belirterek, yurt içinde bu görevi üstlenebilecek yetkin isimlerin bulunduğunu vurguladı.
Şenol Güneş, 2002 Dünya Kupası üçüncülüğünü nasıl değerlendirdi?
Güneş, bu başarının salt sportif bir sonuç olmadığını; Türkiye'nin uluslararası itibarına ve tanıtımına da büyük katkı sağladığını ifade etti. Aynı zamanda Dünya Kupası sonrasında FIFA'nın dünya genelindeki antrenör toplantısına konuşmacı olarak davet edildiğini ve bunun kendisi için ayrı bir gurur kaynağı olduğunu paylaştı.
Şenol Güneş, Dünya Kupası madalyasını neden malzemeciye verdi?
Dönüş uçuşunda takımın malzemecisinin madalya alamadığını öğrenen Güneş, yöneticilerden çözüm bulunamayınca kendi madalyasını malzemeciye verdi. Bu jesti, "Neye sahip olduğunuz değil, sahip olduklarınızı kiminle paylaştığınız önemlidir" sözüyle açıkladı.
Şenol Güneş, kardeşi Bahaddin Güneş hakkında ne söyledi?
Şenol Güneş, TFF 3. Lig ekibi Bitlis Spor 1916'nın teknik direktörü olan kardeşi Bahaddin Güneş'in küme düşme tehlikesindeki takımları kurtarmasına rağmen ardından görevden alındığını belirterek Türk futbolundaki bu durumu "İşini iyi yaparsan kovarlar" sözüyle özetledi.