
Pankreas kanseri, erken dönemde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiği için çoğunlukla başka bir şikâyet nedeniyle doktora gidildiğinde tesadüfen ortaya çıkıyor. Karın boşluğunun derininde yer alan pankreasın bu anatomik konumu, hastalığın erken tanısını güçleştiren temel etkenlerden biri. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Emin Köse, pankreas tümörlerinin türleri, belirtileri, risk faktörleri ve günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
Pankreas Nedir, Vücutta Ne İşe Yarar?
Prof. Dr. Köse, pankreasın işlevini şöyle açıkladı: "Midenin arkasında, karın boşluğunun üst bölümünde yer alan pankreas, sindirim sisteminin ve hormon dengesinin önemli organlarından biridir." Organdaki dış salgı işlevi kapsamında üretilen enzimler, başta yağ, protein ve karbonhidratlar olmak üzere besinlerin sindirilmesine yardımcı oluyor. İç salgı işlevi çerçevesinde üretilen insülin ve glukagon gibi hormonlar ise kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde belirleyici rol oynuyor.
Pankreasta gelişen tümörler, hücrelerin kökenine ve özelliklerine göre farklı gruplara ayrılıyor. Ekzokrin tümörler, sindirim enzimlerini üreten hücrelerden ya da kanallardan kaynaklanıyor ve pankreas kanserlerinin büyük bölümünü oluşturuyor.
Neden Geç Fark Ediliyor?
Hastalığın tanısını zorlaştıran en önemli etken, pankreasın karın boşluğunun derininde bulunması ve erken evrede belirgin şikâyetlere yol açmaması. Prof. Dr. Köse'ye göre belirtiler; tümörün pankreasın baş, gövde veya kuyruk bölümünde nerede yerleştiğine, büyüklüğüne ve çevre dokularla ilişkisine göre farklılık gösteriyor. Bu nedenle pankreas kanseri, pek çok hastada başka bir hastalık araştırılırken gün yüzüne çıkıyor.
Dikkat Edilmesi Gereken 6 Belirti
Prof. Dr. Emin Köse, pankreas tümörlerinde öne çıkan başlıca belirtileri şöyle sıraladı:
-
Sarılık: Ciltte ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma ve kaşıntı görülebiliyor. Özellikle pankreasın baş kısmındaki tümörler safra kanalına baskı yaparak sarılığa yol açabiliyor.
-
Karın ve sırt ağrısı: Üst karın bölgesinde başlayan ve sırta yayılabilen, süreklilik gösteren ya da giderek artan ağrılar ortaya çıkabiliyor.
-
İstem dışı kilo kaybı: Beslenme düzeninde belirgin bir değişiklik olmaksızın kilo kaybı ve iştahsızlık gelişebiliyor.
-
Sindirim sorunları: Şişkinlik, bulantı, hazımsızlık ve dışkılama alışkanlıklarında değişiklik görülebiliyor.
-
Halsizlik ve yorgunluk: Hastalığa eşlik eden metabolik değişiklikler ve beslenme sorunları kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebiliyor.
-
Kan şekeri değişiklikleri: Daha önce diyabet tanısı bulunmayan kişilerde yeni başlayan diyabet ya da mevcut diyabette kan şekeri kontrolünün bozulması, özellikle başka belirtilerle birlikte görüldüğünde değerlendirilmesi gereken bir durum olarak öne çıkıyor.
Kimler Daha Fazla Risk Altında?
Prof. Dr. Köse, genetik faktörler, ileri yaş, yaşam tarzı ve sigara kullanımının pankreas tümörü riskini artırdığını vurguladı. Bunların yanı sıra kronik pankreatit, obezite ve diyabetin de riski yükselttiğini belirtti. Bu risk faktörlerinin bir arada bulunduğu kişilerin herhangi bir şikâyette doktora başvurması büyük önem taşıyor.
Tanı Nasıl Konuluyor?
Pankreas tümörlerinde tanı ve tedavi planlaması, hastanın şikâyetleri ve tıbbi öyküsü temel alınarak yapılıyor. Fizik muayene ve kan testlerinin ardından klinik gereklilik doğrultusunda bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor. Kan testleri karaciğer ve safra yollarının durumunu değerlendirmeye yardımcı olurken bazı hastalarda CA 19-9 gibi tümör belirteçleri de inceleniyor. Prof. Dr. Köse, bu belirteçlerin tek başına kanser tanısı koymaya yetmediğini özellikle vurguladı. Gerekli görülen durumlarda endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi yapılarak dokudan örnek alınabiliyor.
Tanı sürecinde yalnızca tümörün varlığının saptanması değil; türünün, büyüklüğünün, çevre damarlarla ilişkisinin ve uzak organlara yayılımının da değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Cerrahi Tedavide Hangi Yöntemler Kullanılıyor?
Uygulanacak ameliyatın tipi, tümörün pankreasın hangi bölümünde yer aldığına ve çevre dokularla ilişkisine göre belirleniyor. Prof. Dr. Köse ameliyat yöntemlerini şöyle aktardı: Pankreasın baş bölümündeki tümörlerde Whipple ameliyatı uygulanıyor. Bu işlemde pankreasın başıyla birlikte safra yolunun bir bölümü, onikiparmak bağırsağı ve gerekli görülen komşu dokular çıkarılıyor. Gövde veya kuyruk bölümündeki tümörlerde ise distal pankreatektomi adı verilen yöntem tercih edilebiliyor; hastalığın özelliklerine göre dalağın alınması da gerekebiliyor.
Bazı özel durumlarda pankreasın tamamının çıkarılması, yani total pankreatektomi gündeme gelebiliyor. Bu ameliyatın ardından insülin üretimi ve sindirim enzimi işlevleri için ömür boyu tıbbi destek gerekiyor. Dolayısıyla cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün tamamen çıkarılabilmesi kadar, ameliyat sonrasında hastanın yaşamını nasıl sürdüreceği de göz önünde bulunduruluyor.
Tümörün çevre damarlarla ilişkisi nedeniyle doğrudan ameliyat mümkün olmayan hastalarda ise onkolojik ilaç tedavileri uygulandıktan sonra yeniden değerlendirme yapılarak cerrahi seçeneği tekrar ele alınabiliyor. Prof. Dr. Köse, bu yaklaşımın her hasta için uygun olmadığını ve kararın hastalığın yaygınlığına ile tedaviye verilen yanıta göre verilmesi gerektiğini özellikle belirtti. Tümörün evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanan tedavilerde günümüzde uygulanmaya başlanan robotik cerrahi yöntemlerin erken iyileşme sağlayarak hastanın konforunu önemli ölçüde artırdığı da vurgulandı.
Sıkça Sorulan Sorular
Pankreas kanseri neden erken dönemde fark edilemiyor?
Pankreasın karın boşluğunun derininde yer alması ve erken evrede belirgin şikâyetlere yol açmaması, hastalığın tanısını güçleştiriyor. Bu nedenle pankreas kanseri çoğunlukla başka bir hastalık için doktora gidildiğinde ortaya çıkıyor.
Pankreas kanserinin en sık görülen belirtileri nelerdir?
Prof. Dr. Emin Köse'ye göre başlıca belirtiler; sarılık, karın ve sırta yayılan ağrı, istem dışı kilo kaybı, sindirim sorunları, halsizlik ve yorgunluk ile kan şekeri değişikliklerinden oluşuyor. Belirtiler tümörün pankreasın hangi bölümünde yerleştiğine göre farklılık gösterebiliyor.
Pankreas kanseri riskini artıran faktörler nelerdir?
Genetik faktörler, ileri yaş, sigara kullanımı ve yaşam tarzının yanı sıra kronik pankreatit, obezite ve diyabet de pankreas tümörü riskini artırıyor.
Pankreas tümörü tanısında hangi yöntemler kullanılıyor?
Fizik muayene ve kan testlerinin ardından bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor. Bazı hastalarda CA 19-9 gibi tümör belirteçleri inceleniyor; ancak bu belirteçler tek başına kanser tanısı koymaya yetmiyor. Gerektiğinde endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi de yapılabiliyor.
Pankreas kanserinde hangi ameliyat yöntemleri uygulanıyor?
Tümörün konumuna göre farklı yöntemler tercih ediliyor: Pankreasın baş bölümündeki tümörlerde Whipple ameliyatı, gövde veya kuyruk bölümündeki tümörlerde distal pankreatektomi uygulanıyor. Özel durumlarda pankreasın tamamının çıkarıldığı total pankreatektomi de gündeme gelebiliyor. Tümörün çevre damarlarla ilişkisi ameliyatı güçleştirdiğinde ise önce onkolojik ilaç tedavisi uygulanıp ardından cerrahi seçenek yeniden değerlendirilebiliyor.