
Bir dönem Avrupa'nın en büyük çelik üretim tesislerinden biri olarak anılan İtalya'nın Taranto kentindeki Acciaierie d'Italia, yani eski adıyla Ilva, kapanma tehlikesiyle yüz yüze geldi. Fabrikanın geleceğini belirleyecek kritik dava 20 Ekim'de İtalya Yargıtayı'nın önüne taşındı. Duruşmada başsavcılık temsilcisinin yüksek fırınların kapatılması kararına karşı görüş bildirmesi, üretimin yeniden başlayıp başlayamayacağı konusunda yeni bir hukuki tartışma kapısı araladı. Devlet destekli geçici çalışma ödeneği kapsamına alınabilecek azami çalışan sayısının 8 bin 622'ye yükseltilmesi talebi ise hukuki belirsizliğin ne denli derin bir ekonomik krize dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Başsavcılık, Milano mahkemesinin kapatma kararına itiraz etti
İtalya Yargıtayı'nın birleşik hukuk dairelerinde görülen davada başsavcılık temsilcisi Luigi Birritteri, Milano İstinaf Mahkemesi'nin yüksek fırınların kapatılmasına yönelik kararına karşı görüş bildirdi. Birritteri, mahkemenin halk sağlığının korunması ile sanayi üretiminin sürdürülmesi arasında yeterli bir denge kurmadığını savundu. Tesisteki asbestin tehlikeli olduğunun tartışma götürmediğini kabul etmekle birlikte, Milano mahkemesinin tehlikenin varlığını somut biçimde ortaya koymak yerine bazı koşullardan hareketle risk değerlendirmesi yaptığını ileri sürdü. Bu görüş, şirketin kapatma kararının kaldırılması yönündeki başvurularını fiilen destekler nitelikte.
Söz konusu hukuki sürecin arka planı, Milano İstinaf Mahkemesi'nin 27 Temmuz'da aldığı karara dayanıyor. Mahkeme o tarihte tesisin yüksek fırınlarının ve çelik üretimiyle bağlantılı diğer sıcak işlem birimlerinin 90 gün içinde durdurulmasını istemişti. Kararın gerekçeleri arasında ince partikül emisyonları ve tesislerdeki asbest kaynaklı sağlık riskleri yer alıyordu. Mahkeme, eylül ve ekim aylarında yapılan iki ayrı durdurma talebini de reddetmişti. Bunun üzerine Ilva ve Acciaierie d'Italia yönetimleri, kararın kaldırılması için Yargıtay'a başvurdu.
Yargıtay önündeki seçenekler belirgin: Önceki kararı onaylayabilir, tamamen kaldırabilir ya da yeniden değerlendirilmek üzere alt mahkemeye gönderebilir. Nihai kararın önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.
8 bin 622 çalışan için işten uzak kalma riski
Hukuki belirsizliğin en ağır ekonomik yükü çalışanların üzerine biniyor. Acciaierie d'Italia yönetimi, üretimdeki durma gerekçesiyle devlet destekli geçici çalışma ödeneği kapsamına alınabilecek azami çalışan sayısının artırılması için başvurdu. 17 Ekim'de kamuoyuna duyurulan bu başvuruya göre söz konusu sayının 4 bin 450'den 8 bin 622'ye çıkarılması talep ediliyor.
Bu rakamın kesinleşmiş bir işten çıkarma anlamı taşımadığını belirtmek gerekiyor. Ancak üretimdeki durmanın şirketin farklı tesislerinde çalışan binlerce kişinin gelirini ve çalışma düzenini ciddi biçimde etkileyebileceğini açıkça ortaya koyuyor. Şirket yönetimi, 1.004 çalışanın tesislerin korunması, çevresel yükümlülükler ve idari faaliyetler için görevde kalmaya devam edeceğini açıkladı. Taranto'daki yüksek fırınlar ise yeniden faaliyete geçme olasılığını canlı tutmak amacıyla üretim yapılmaksızın sıcak tutma koşullarına alındı.
Çalışanların protestoları akaryakıt dağıtımını da vurdu
Tesisin geleceğine ilişkin kaygılar yalnızca fabrika duvarları içinde kalmadı. Çalışanların geçen hafta düzenlediği protestolar, İtalya'nın güneyindeki akaryakıt dağıtımını da sekteye uğrattı. Eni'nin Taranto rafinerisine ulaşımı engelleyen gösteriler bazı akaryakıt istasyonlarında yakıt sıkıntısına, Bari ve Brindisi havalimanlarında ise ikmal sorunlarına yol açtı. Sendikalar, hükümetin yeni müzakereler düzenlemeyi kabul etmesinin ardından eylemleri geçici olarak durdurdu. Hükümet ile sendikalar arasındaki bir sonraki üst düzey görüşmenin 27 Ekim'de yapılması planlanıyor.
5 milyar euroluk kamu desteğine karşın kalıcı çözüm yok
İtalya'nın tek entegre demir-çelik üretim tesisi olan Acciaierie d'Italia'nın geleceği, hükümet açısından ağır bir sanayi politikası sorununa dönüşmüş durumda. Başbakan Giorgia Meloni'nin açıklamalarına göre hükümet, 2022'den bu yana fabrikanın faaliyetlerini sürdürebilmesi için yaklaşık 5 milyar euro kaynak aktardı. Yıllardır çevre kirliliği, finansman sorunları ve üretimdeki aksamalarla boğuşan tesis için bu finansal destek, belirsizliği ortadan kaldırmaya yetmedi.
İtalya hükümeti, 16 Ekim'de yayımlanan yeni bir düzenlemeyle çalışanlara yönelik destekleri de genişletti. Düzenleme kapsamında 2026 yılı için 15 milyon euro, 2027 yılı için ise 30 milyon euro ek kaynak ayrıldı. Bu kaynakların tesisin yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik bir yatırım kararı olmadığını, üretimdeki durmadan etkilenen çalışanların korunmasına yönelik bir önlem niteliği taşıdığını belirtmek gerekiyor.
Yatırımcı arayışı ve teknoloji dönüşümü sorunu
Tesisin yeni bir yatırımcıya devredilmesi sürecinde Hindistan merkezli Jindal Steel International ön plana çıkıyor. İtalyan çelik üreticilerinin oluşturduğu bir konsorsiyum da fabrikanın belirli varlıklarıyla ilgileniyor. Hükümet, potansiyel yatırımcıların mahkeme kararının sonuçlarını değerlendirebilmesi için teklif verme süresini uzattı.
Sorunun bir diğer boyutunu üretim teknolojisi oluşturuyor. Kömür ve demir cevheri kullanılarak çalışan yüksek fırınların daha düşük karbon salımına sahip elektrikli üretim sistemleriyle değiştirilmesi planlanıyor. Ancak böylesine kapsamlı bir dönüşüm, yeni yatırımların yanı sıra yeterli enerji altyapısı ve uzun vadeli finansman gerektiriyor.
Türkiye'nin çelik ihracatı açısından ne anlam taşıyor?
İtalya'daki gelişmeler, Avrupa pazarına ihracat yapan Türk demir-çelik sektörü açısından da yakından izlenmeye değer. Tesisin kalıcı olarak kapanması, Avrupa'nın belirli çelik ürünlerindeki üretim kapasitesini azaltabilir. Ancak olası bir arz açığının Türk üreticilere ne ölçüde yansıyacağı, Avrupa Birliği'nin ithalat kotalarına, koruma önlemlerine ve ürün bazındaki talebe bağlı olacak.
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği verilerine göre Türkiye'nin çelik ürünleri ihracatı 2026'nın ilk sekiz ayında miktar bazında yüzde 3,1 artarak 10,3 milyon tona ulaştı. Aynı dönemde Avrupa Birliği'ne yapılan çelik ihracatı ise yüzde 22 geriledi. Bu tablo, Avrupa pazarında üretim kapasitesi kadar ticaret politikalarının da belirleyici olduğunu açıkça gösteriyor. Dolayısıyla Ilva'nın üretimden çekilmesi Türkiye açısından otomatik bir ihracat fırsatına dönüşmeyebilir; mevcut ticari sınırlamalar bu potansiyelin değerlendirilmesini zorlaştırabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Acciaierie d'Italia davası İtalya Yargıtayı'nda ne zaman görüldü?
Fabrikanın geleceğini belirleyecek dava 20 Ekim'de İtalya Yargıtayı'nın birleşik hukuk dairelerinde görüldü. Yargıtay'ın nihai kararını önümüzdeki günlerde açıklaması bekleniyor.
Milano İstinaf Mahkemesi yüksek fırınların kapatılmasına neden karar verdi?
Milano İstinaf Mahkemesi, 27 Temmuz'da aldığı kararla tesisin yüksek fırınlarının ve çelik üretimiyle bağlantılı sıcak işlem birimlerinin 90 gün içinde durdurulmasını istedi. Kararın gerekçeleri arasında ince partikül emisyonları ve tesislerdeki asbest kaynaklı sağlık riskleri yer alıyor.
8 bin 622 çalışanın tamamı işini kaybedecek mi?
Hayır. Devlet destekli geçici çalışma ödeneği kapsamına alınabilecek azami çalışan sayısının 8 bin 622'ye yükseltilmesi talep edildi; ancak bu rakam kesinleşmiş bir işten çıkarma anlamına gelmiyor. Şirket yönetimi ayrıca 1.004 çalışanın tesislerin korunması, çevresel yükümlülükler ve idari faaliyetler için görevde kalmaya devam edeceğini açıkladı.
İtalya hükümeti tesise ne kadar kaynak aktardı?
Başbakan Giorgia Meloni'nin açıklamalarına göre hükümet, 2022'den bu yana fabrikanın faaliyetlerini sürdürebilmesi için yaklaşık 5 milyar euro kaynak sağladı. Ayrıca 16 Ekim'de yayımlanan yeni düzenlemeyle 2026 yılı için 15 milyon euro, 2027 yılı için ise 30 milyon euro ek destek ayrıldı.
Tesisin yeni yatırımcısı kim olabilir?
Yatırımcı arayışı sürecinde Hindistan merkezli Jindal Steel International ön plana çıkıyor. İtalyan çelik üreticilerinin oluşturduğu bir konsorsiyum da fabrikanın belirli varlıklarıyla ilgisini sürdürüyor. Hükümet, yatırımcıların mahkeme kararının sonuçlarını değerlendirebilmesi için teklif verme süresini uzattı.