
Fransa ve Almanya, 16 Ekim Cuma günü Avrupa otomotiv sektörünü yeniden canlandırmayı hedefleyen "Made in Europe" planı üzerinde ortak bir tutum benimsedi. Ancak basına sızan anlaşma taslağına göre Türkiye bu planın kapsamına alınmadı. Bunun üzerine Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 19 Ekim Pazartesi günü otomotiv sektörü temsilcileriyle bir araya gelerek plana dahil olmak için girişimlerin sürdürülmesi kararını açıkladı.
'Made in Europe' Planı Ne Öngörüyor?
"Made in Europe" olarak bilinen plan, yeni nesil elektrikli araçların Avrupa'da geliştirilmesini ve üretilmesini desteklemeyi, aynı zamanda karbondioksit (CO2) emisyonlarını azaltmayı amaçlıyor. Fransa ve Almanya'nın 16 Ekim'deki ortak açıklamasında planın hedefi şu sözlerle özetlendi: "Hedefimiz açık: Avrupa'da üretim yapan ve istihdam yaratan, rekabetçi, yenilikçi ve karbonsuzlaştırılmış bir Avrupa otomotiv sektörü."
Açıklamada planın yatırım, araştırma ve geliştirme, Avrupa'da üretim ve dayanıklı tedarik zincirleri için somut teşvikler içerdiği de vurgulandı. Anlaşma kapsamında otomobillere yönelik AB emisyon kurallarının daha da gevşetildiği bildiriliyor; bu düzenleme, otomobil üreticilerinin 2035 yılına kadar yeni araçların egzoz emisyonlarını 2021 seviyelerine kıyasla yüzde 90 azaltmalarını öngören AB hedefini karşılamalarını kolaylaştırıyor.
Anlaşmanın ana hatlarını ortaya koyan taslağa göre, Avrupa Komisyonu tarafından önerilen "Avrupa'da üretilmiş" tanımına AB'nin 27 üye ülkesinin yanı sıra İngiltere de bazı koşullarda dahil edilecek. Fransız haber ajansı AFP ise Norveç'in de kapsama dahil edileceğini yazdı.
Paris ile Berlin Arasındaki Uzlaşı Nasıl Sağlandı?
13 milyon kişiye istihdam sağlayan ve AB'nin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 7'sini oluşturan otomotiv sektörünü yeniden ayağa kaldırma çabası içindeki Paris ve Berlin, bu süreçte farklı öncelikleri nedeniyle uzun süre anlaşmazlık yaşadı. Almanya, otomobil üreticilerine yönelik karbon emisyon hedeflerinin daha gevşek tutulmasını ve "Made in Europe" tanımının AB üyesi olmayan önemli ticaret ortaklarını da kapsayacak biçimde geniş yorumlanmasını savunuyordu. Fransa ise AB'nin iklim hedeflerinin korunmasını ve programın yalnızca AB ülkelerine uygulanmasını talep ediyordu.
AFP'nin aktardığına göre Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği, "sektörün endişelerini" dikkate alan bu uzlaşıyı "kritik bir uzlaşma" olarak nitelendirerek memnuniyetle karşıladı. Öte yandan Avrupa'nın temiz ulaşım ve enerji alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu T&E, anlaşmayı "tarihi bir hata" olarak değerlendirdi. T&E Kıdemli Direktörü Anna Krajinska, "Sürücüler rekor düzeyde yakıt fiyatlarıyla karşı karşıyayken ve Avrupa otomotiv sektörü Çinlilerden gelen yoğun baskı altındayken, elektrikli araçlara geçişi yavaşlatan bir anlaşma yapılabilecek en kötü hamledir" dedi. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için diğer AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu'nun onayı gerekiyor.
Türkiye Neden Dışarıda Kaldı?
Ankara, Türkiye'nin "Made in Europe" planına en başından itibaren eşit bir ortak olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak basına yansıyan anlaşma taslağı, Türkiye'nin bu planın kapsamı dışında tutulduğunu ortaya koyuyor.
Anlaşmanın açıklanmasından hemen önce Brüksel'de AB-Türkiye İş Zirvesi gerçekleştirilmişti. Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi ve onun bir parçası olan "Made in EU" planı bu zirvenin başlıca gündem maddelerindendi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, zirvede Ankara'nın beklentisini "Türkiye'nin projede eşdeğer bir ortak olarak kabul edilmesi" şeklinde özetledi. Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan da "Eğer bu yasa, kapsama alınabilecek ortakları belirleyecekse Türkiye mutlaka en başından itibaren dahil edilmeli" mesajını iletti. DEİK Başkanı Nail Olpak ise Türkiye'de üretilen ürünlerin yeni kota veya engeller olmaksızın Avrupa sanayi ekosisteminin parçası sayılmasının Avrupa'nın dayanıklılığını ve rekabet gücünü artıracağını vurguladı.
Sektör Temsilcilerinin Tutumu ve Toyota'nın Çağrısı
Ticaret Bakanı Bolat, 19 Ekim'de Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) başkanları ve üst yönetimleriyle bir araya geldi. Toplantıda, Türkiye otomotiv sanayisinin Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi kapsamına tam olarak dahil edilmesi için girişimlerin sürdürülmesi kararı alındığı açıklandı.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye'nin otomotiv ihracatının yüzde 70'inden fazlasının AB ile gerçekleştirildiğini hatırlatarak planın Türk üreticilerin pazara erişimini zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Gültepe, "Pazarlarımızı korurken kendi ülkemizde üretimi ve sanayimizi güçlendirmemiz gerekiyor" dedi.
OİB, OSD ve TAYSAD'ın daha önce yayımladığı ortak tutum belgesinde ise AB-Türkiye otomotiv değer zincirinin bugün AB'de yaklaşık 250 bin kişilik istihdamı desteklediği ve bu sayının 2035 yılına kadar yaklaşık 400 bine ulaşma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Belgede Türkiye'de üretilen veya montajı yapılan araçlar ile otomotiv bileşenlerinin "Made in EU" kapsamına alınması çağrısı yapıldı.
Toyota'nın Avrupa biriminden 16 Ekim'de yapılan açıklamada da İngiltere'nin dahil edilmesi olumlu karşılanırken Türkiye ve Japonya'nın da anlaşmaya dahil edilmesi tavsiye edildi. Açıklamada "Bu anlaşmanın, otomotiv sektöründe Avrupa'nın rekabet gücünü destekleyebilecek yakın işbirliğinin sürdürülmesi açısından Türkiye ve Japonya gibi diğer güvenilir ortakları da kapsayacak şekilde genişletildiğini görmek isteriz" denildi.
Uzmanlar: 'Otomotivle Başlayan Ayrımcılık Büyük Risk'
Fransa ve Almanya'nın duyurusunun ardından uzmanlar da konuya ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, "Otomotivde dışlandık. Sadece ihracat için değil, yatırım için de kötü haber" diyerek çimento, demir çelik ve kimyasallar gibi diğer sektörlerde de aynı tehlikenin söz konusu olduğu uyarısında bulundu. Ülgen, "Türkiye özünde siyasi nedenlerle Tek Pazar'dan dışlanma riski ile karşı karşıya. Otomotiv ile başlayan bu ayrımcılık ekonomik geleceğimiz açısından büyük risk" değerlendirmesini yaptı.
Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp ise "Aralık 2004'te verdiğimiz Gümrük Birliği'ni Kıbrıs'a uygulama sözümüzü tutmuş olsaydık, hem ilerleyen katılma müzakereleri hem de Gümrük Birliği modernizasyonu vasıtasıyla Tek Pazar'ın içinde olurduk ve bugünkü tartışma olmazdı" dedi. Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Dr. Berk Esen ise AB'nin savunma ve ticaret alanlarında kapılarını Türkiye'ye kapattığını belirterek özellikle otomotiv sektörünün Avrupa pazarının fiilen dışında bırakılmasının Türkiye'nin imalat sanayisini orta ve uzun vadede ağır biçimde etkileyeceğini vurguladı.
Sıkça Sorulan Sorular
'Made in Europe' planının temel amacı nedir?
Plan, yeni nesil elektrikli araçların Avrupa'da geliştirilmesini ve üretilmesini desteklemeyi, CO2 emisyonlarını azaltmayı ve Avrupa otomotiv sektörünün rekabet gücünü korumayı hedefliyor. Fransa ve Almanya'nın ortak açıklamasına göre plan; yatırım, araştırma-geliştirme, üretim ve dayanıklı tedarik zincirleri için somut teşvikler içeriyor.
Anlaşma taslağına göre 'Made in Europe' kapsamına hangi ülkeler alınıyor?
Anlaşmanın ana hatlarını ortaya koyan taslağa göre AB'nin 27 üye ülkesinin yanı sıra İngiltere de bazı koşullarda kapsama dahil ediliyor. AFP, Norveç'in de kapsama alınacağını yazdı. Türkiye ise basına yansıyan taslakta yer almıyor.
Türkiye neden 'Made in Europe' planına dahil edilmek istiyor?
Türkiye'nin otomotiv ihracatının yüzde 70'inden fazlası AB ile gerçekleştiriliyor. TİM Başkanı Mustafa Gültepe'ye göre plana dahil edilmemek Türk üreticilerin AB pazarına erişimini zorlaştırabilir. Sektör temsilcileri ayrıca AB-Türkiye otomotiv değer zincirinin AB'de yaklaşık 250 bin kişilik istihdamı desteklediğini ve bu sayının 2035'e kadar 400 bine ulaşma potansiyeli taşıdığını belirtiyor.
19 Ekim toplantısında hangi karar alındı ve kimler katıldı?
Ticaret Bakanı Ömer Bolat başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya TİM, OİB, OSD ve TAYSAD'ın başkanları ve üst yönetimleri katıldı. Toplantıda Türkiye otomotiv sanayisinin Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi kapsamına tam olarak dahil edilmesi için girişimlerin sürdürülmesi kararı alındığı açıklandı.
Uzmanlar Türkiye'nin dışarıda kalmasının sonuçlarını nasıl değerlendiriyor?
EDAM Direktörü Sinan Ülgen, durumun yalnızca ihracat için değil yatırım için de olumsuz olduğunu ve çimento, demir çelik ile kimyasallar gibi diğer sektörlerde de benzer risklerin bulunduğunu vurguladı. Doç. Dr. Berk Esen ise otomotiv sektörünün Avrupa pazarının fiilen dışında bırakılmasının Türkiye imalat sanayisini orta ve uzun vadede ağır biçimde etkileyeceğini belirtti.