
Avrupa Birliği'nin gündemindeki Sanayi Hızlandırma Yasası, kamuoyunda yaygın adıyla Made in Europe düzenlemesi, Türk otomotiv sektörünü harekete geçirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in bu düzenleme konusunda ortak bir tutum benimsemesinin ardından Ankara'da kritik bir toplantı gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın başkanlık ettiği toplantıya otomotiv sektörünün dört çatı kuruluşunun temsilcileri katıldı.
Dört kuruluş tek masada buluştu
19 Ekim'de gerçekleştirilen toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) başkanları ile üst yönetimleri iştirak etti. Bakan Bolat, toplantının ardından yaptığı açıklamada AB kurumları ve üye ülkeler nezdinde yürütülen temaslarda gelinen aşamanın, taslağa ilişkin son gelişmelerin ve önümüzdeki dönemde atılması öngörülen adımların masaya yatırıldığını ifade etti.
OİB Başkanı Kemal Yazıcı, Habertürk'e yaptığı açıklamada toplantıda Almanya ve Fransa'nın ortak tutumunun değerlendirildiğini ve ilave adımların gündeme geldiğini belirtti. Edinilen bilgilere göre Türkiye, önümüzdeki dönemde yalnızca Brüksel'deki AB kurumlarıyla değil, üye ülkeler nezdindeki temaslarına da ağırlık vermeyi planlıyor. Bu kapsamda İtalya ve İspanya gibi Avrupa otomotiv sanayisinde önemli konuma sahip ülkelerle temasların artırılması seçeneği de görüşüldü.
Macron-Merz uzlaşısı bağlayıcı değil
OİB Başkanı Yazıcı, Almanya ve Fransa'nın ortak tutumunu hukuki açıdan değerlendirerek iki ülkenin bu mutabakatının AB açısından bağlayıcı bir karar niteliği taşımadığının altını çizdi. Macron ve Merz'in açıklamalarını bir niyet beyanı olarak yorumlayan Yazıcı, nihai düzenlemenin ortaya çıkması için önünde uzun bir müzakere süreci bulunduğuna dikkat çekti.
Almanya'nın daha önce Türkiye'nin de Avrupa üretim ekosisteminde değerlendirilmesini sağlayacak geniş kapsamlı bir yaklaşımı savunduğunu hatırlatan Yazıcı, iki ülkenin bu uzlaşısının Türkiye'nin hedeflerini değiştirmediğini vurguladı. "Macron ve Merz'in açıklamalarını ciddiye alıyoruz, fakat bu gelişme Türkiye'nin tutumunda herhangi bir değişikliğe yol açmayacak" diyen Yazıcı, Ticaret Bakanlığı ile aynı doğrultuda hareket etmek istediklerini de sözlerine ekledi.
Dışlanma her iki tarafa da zarar verir
Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisinin önemli üretim ve tedarik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yazıcı, yeni düzenlemenin yalnızca Türkiye açısından değil, Avrupa ekonomisi açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu. Türkiye'nin Avrupa üretim ekosisteminin dışında bırakılmasının mevcut tedarik zincirlerine zarar verebileceğini belirten Yazıcı, "Mevcut ekonomik ilişkilerin zarar görmesi Avrupa'da üretim maliyetlerini ve otomobil fiyatlarını artırır, istihdam üzerinde de olumsuz sonuçlar yaratır" dedi.
Avrupalı diplomatların da Türkiye'nin dışlanmasının ekonomik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin farkında olduğunu belirten Yazıcı, siyasi değerlendirmelerin karar alma süreçlerinde etkili olabileceğine de işaret etti. Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı fayda temelinde sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Yazıcı, "Mevcut kazan-kazan ilişkisi her iki tarafın da kaybedeceği bir kaybet-kaybet tablosuna dönüşmemeli. Biz Made in EU konusunda Türkiye'nin aleyhine bir karar beklemiyoruz" şeklinde konuştu.
72,5 milyar dolarlık bağın önemi
Türkiye'nin bu düzenlemeye bu denli büyük önem atfetmesinin ardında somut ekonomik veriler yatıyor. 2025 yılında Türkiye'nin gerçekleştirdiği yaklaşık 41,5 milyar dolarlık otomotiv ihracatının 30,1 milyar dolarlık bölümü AB ülkelerine yapıldı. Bu rakam, Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin toplam otomotiv ihracatındaki payını yüzde 72,5 seviyesine taşıdı.
Ford Otosan, Oyak Renault, Toyota ve Hyundai gibi küresel üreticilerin Türkiye'deki tesisleri, Avrupa pazarına yönelik otomobil ve ticari araç üretiminde kilit rol oynuyor. Bunun yanı sıra Türkiye, Avrupalı otomobil üreticileri için önemli bir parça ve komponent tedarik merkezi konumunda bulunuyor. Yeni düzenlemede Türkiye'deki üretimin Avrupa menşeli sayılmaması halinde, özellikle belirli kamu desteklerine erişimde ve gelecekteki yeni model yatırımlarında Türk otomotiv sanayisi açısından rekabet dezavantajı oluşabileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte önerilen düzenlemenin, Türkiye'den AB'ye otomobil ihracatını yasaklamak ya da Gümrük Birliği ilişkisini sona erdirmek anlamına gelmediği de vurgulanıyor.
Nihai karar 2027'ye sarkabilir
Sanayi Hızlandırma Yasası'na (Industrial Accelerator Act - IAA) ilişkin AB'deki yasama süreci hâlâ devam ediyor. Otomotiv sanayi kaynakları, düzenlemeye ilişkin görüşmelerin 2027 yılının ilk aylarına dek sürebileceğini belirtiyor. Aralık ayında Avrupa Parlamentosu'nda oylama yapılması ve Noel tatilinin ardından AB kurumları arasındaki müzakerelerin sürmesi beklenirken, sürecin Nisan 2027'de tamamlanabileceği değerlendiriliyor. Ancak nihai kararın hangi tarihte alınacağı, AB'nin yasama sürecindeki gelişmelere bağlı olacak.
Almanya ve Fransa'nın uzlaşmasının ardından Türkiye, Avrupa otomotiv üretim zincirindeki konumunu korumak için diplomatik temaslarını sürdürürken, düzenlemenin nihai kapsamını belirleyecek AB müzakereleri sektör tarafından yakından izlenmeye devam ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Made in Europe düzenlemesi Türkiye'yi nasıl etkiler?
Yeni düzenlemede Türkiye'deki üretimin Avrupa menşeli olarak değerlendirilmemesi halinde, özellikle belirli kamu desteklerine erişimde ve gelecekteki yeni model yatırımlarında Türk otomotiv sanayisi açısından rekabet dezavantajı oluşabileceği belirtiliyor. Ancak düzenleme, Türkiye'den AB'ye otomobil ihracatını yasaklamak ya da Gümrük Birliği ilişkisini sona erdirmek anlamına gelmiyor.
19 Ekim toplantısına hangi kuruluşlar katıldı?
Ticaret Bakanı Ömer Bolat başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) başkanları ile üst yönetimleri katıldı.
Almanya ve Fransa'nın ortak tutumu hukuken bağlayıcı mı?
OİB Başkanı Kemal Yazıcı'ya göre hayır. Yazıcı, Macron ve Merz'in açıklamalarını bir niyet beyanı olarak değerlendirdi ve iki ülkenin ortak tutumunun AB açısından hukuken bağlayıcı bir karar niteliği taşımadığını vurguladı.
Türkiye'nin AB'ye otomotiv ihracatının büyüklüğü nedir?
2025 yılında Türkiye'nin gerçekleştirdiği yaklaşık 41,5 milyar dolarlık toplam otomotiv ihracatının 30,1 milyar dolarlık bölümü AB ülkelerine yapıldı. Bu rakam, AB'nin Türkiye'nin toplam otomotiv ihracatındaki payını yüzde 72,5 seviyesine taşıdı.
Made in Europe düzenlemesinde nihai karar ne zaman alınacak?
Otomotiv sanayi kaynakları, görüşmelerin 2027 yılının ilk aylarına dek sürebileceğini belirtiyor. Aralık'ta Avrupa Parlamentosu'nda oylama yapılması ve ardından AB kurumları arasındaki müzakerelerin devam etmesiyle sürecin Nisan 2027'de tamamlanabileceği değerlendiriliyor; ancak nihai tarih AB'nin yasama sürecindeki gelişmelere bağlı olacak.