
Garanti BBVA CEO'su Mahmut Akten, Bloomberg HT ekranlarında gazeteci Çağlar Kuzlukluoğlu'nun sorularını yanıtladı. Akten, Türkiye'ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisinin devam ettiğini vurgularken fon sürecinin bankacılık sektörü üzerinde şu ana kadar herhangi bir iz bırakmadığını söyledi. Türkiye'nin genç nüfusu, büyüyen ekonomisi ve Avrupa'ya olan coğrafi yakınlığını yatırımcılar açısından belirleyici avantajlar olarak sıralayan Akten, küresel ölçekte alternatiflerin görece zayıfladığı bir ortamda Türkiye'nin cazibesini koruduğunun altını çizdi.
Türkiye'ye Yabancı Yatırımcı İlgisi Sürüyor
Akten, yatırımcıların Türkiye'yi yakından izlemeyi sürdürdüğünü belirterek bu ilginin arka planını küresel konjonktürle birlikte değerlendirdi. "Benim gördüğüm kadarıyla Türkiye'ye olan ilgi hâlâ ciddi anlamda devam ediyor" diyen Akten, bu tablonun ortaya çıkmasında hem Avrupa hem de Amerika'daki olumsuz koşulların payı olduğuna dikkat çekti. "Avrupa'da ve Amerika'daki ortam çok iyi değil, aslında ciddi zorluklar var" ifadelerini kullanan Akten, Orta Doğu'nun da finansman açısından savaşın ağır etkilerini yaşadığını vurguladı.
Dünya genelinde Türkiye ile kıyaslanabilecek büyüklükte, genç nüfuslu ve gelişen ekonomi niteliği taşıyan ülke sayısının son derece sınırlı olduğuna işaret eden Akten, "Dünyanın tamamına baktığınızda, genç nüfusu olan, büyük ve gelişen bir ekonomi olarak değerlendirebileceğiniz, bu büyüklükte dünyada birkaç ülke sayabilirsiniz: Türkiye, Meksika, Brezilya" dedi.
Coğrafi Konum Kritik Bir Avantaj Olarak Öne Çıkıyor
Akten, Türkiye'nin Avrupa gibi büyük ve gelişmiş bir ekonominin hemen yanı başında yer almasını yatırım açısından özellikle değerli buluyor. "Türkiye, Avrupa gibi büyük ve gelişmiş bir ekonominin yanı başında. Bu açıdan yatırım yapmak anlamında çok değerli" diyen Akten, benzer konumsal avantajı Meksika için Amerika, Brezilya içinse kendi bölgesel bağlamı üzerinden açıkladı. Büyük ve gelişen ekonomiler arasında Rusya'yı "belli sebeplerle" değerlendirme dışı bıraktıklarını, Hindistan'ı ise "ayrı bir dünya" olarak nitelendirdiğini söyleyen Akten, bu çerçevede Türkiye'nin yatırımcı radarında her zaman üst sıralarda yer aldığını aktardı.
Doğrudan Şirketlere ve Projelere Yönelik Fonlama Artıyor
Yurt dışından gelen fonlamanın artık yalnızca bankacılık kanalıyla akmadığını vurgulayan Akten, doğrudan şirketlere ve projelere yönelik finansmanın geçmiş yıllara kıyasla belirgin biçimde arttığını söyledi. "Bankalar sendikasyonlar yapıyor, fonlama alıyor; ancak doğrudan şirketlere yönelik fonlamayı da geçmiş yıllarda ve son zamanlarda artan bir şekilde gördük" diyen Akten, yabancı yatırımcıların bu yolu giderek daha fazla tercih ettiğini aktardı.
Akten, bu kapsamda kullandırılan kredilerin ikincil piyasada alınıp satılabildiğini, likit finansal enstrümanlara yönelik ciddi bir ilginin de söz konusu olduğunu ekledi. "Likit enstrümanlar söz konusu ve şirketler arasında da ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullanan Akten, fonlamanın çeşitlenen yapısının piyasada somut karşılık bulduğunu ortaya koydu.
Fon Süreci Bankacılık Sektörünü Etkilemedi
Fonlama sürecinin dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılabilecek bir mesele olmadığını kabul eden Akten, ancak genel tabloya bakıldığında söz konusu gelişmelerin bankacılık sektörüne şimdiye kadar herhangi bir yansımasının olmadığını net biçimde dile getirdi. "Fon konusu, dışarıdan bakıldığında o kadar rahat anlaşılabilen bir konu değil. Ancak genel fotoğrafa baktığınızda, bunun onlar açısından çok lokal bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Bankacılık sektöründe de şu ana kadar bir etkisi olmadı" diye konuştu.
Türkiye ekonomisindeki genel seyir ve enflasyondaki düşüş eğilimine de değinen Akten, bu unsurların ülkeyi yatırımcılar nezdinde olumlu kıldığını belirtti. "Ülkenin ekonomik gidişatı, enflasyonun aşağı gelmesi gibi pek çok pozitif unsur var" diyen Akten, sonuç olarak yatırımcıların ellerindeki fonları değerlendirmek zorunda olduğunu ve mevcut alternatifler arasında tercih yapmak durumunda kaldıklarını vurguladı.
ABD'deki Belirsizlik Küresel Tercihleri Etkiliyor
Akten, küresel yatırım ortamındaki görecelilik meselesini somutlaştırmak için ABD'yi örnek gösterdi. "Bugün Amerika'nın yaşadığı konulardan biri, 'Amerikan Hazine kâğıdını mı alayım, Google'ın bono ihracını mı alayım?' noktasına gelmiş durumda. Bu durum Amerikan Hazine kâğıtlarını bile etkileyebiliyor" dedi. Bu tespiti, Türkiye'ye yönelik ilginin sürmesini açıklayan bağlamsal bir çerçeve olarak kullanan Akten, "Her şey göreceli olduğu için o ilginin büyük ölçüde devam ettiğini söyleyebilirim" değerlendirmesinde bulundu.
Sıkça Sorulan Sorular
Garanti BBVA CEO'su Mahmut Akten, Türkiye'ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisinin sürdüğünü hangi gerekçelere dayandırdı?
Akten, Türkiye'nin genç nüfusunu, büyük ve gelişen ekonomi yapısını ve Avrupa'ya olan coğrafi yakınlığını temel gerekçeler olarak sıraladı. Bunun yanı sıra Avrupa ve Amerika'daki olumsuz koşulları ile Orta Doğu'nun savaşın finansal etkilerini yaşamasını, Türkiye'ye olan ilgiyi canlı tutan faktörler arasında gösterdi.
Fon sürecinin bankacılık sektörüne etkisi hakkında Akten ne söyledi?
Akten, fon konusunun dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılamayacağını belirtirken genel tabloya göre bu sürecin bankacılık sektörü açısından çok lokal bir mesele olduğunu ve sektörde şu ana kadar herhangi bir etkisinin görülmediğini açıkladı.
Yurt dışı fonlamasında doğrudan şirketlere yönelik finansman konusunda ne gibi bir tablo ortaya çıkıyor?
Akten'e göre yurt dışından sağlanan fonlama yalnızca bankacılık kanalıyla gerçekleşmiyor; doğrudan şirketlere ve projelere yönelik finansman geçmiş yıllara kıyasla belirgin biçimde artış gösteriyor. Bu kapsamda kullandırılan krediler ikincil piyasada alınıp satılabiliyor ve likit enstrümanlara yönelik ciddi bir ilgi de söz konusu.
Akten, Türkiye'yi hangi ülkelerle kıyasladı?
Akten, dünyada Türkiye ile benzer büyüklükte, genç nüfuslu ve gelişen ekonomi niteliği taşıyan ülkeler arasında Meksika ve Brezilya'yı saydı. Rusya'yı belli sebeplerle bu kategoriden çıkardığını, Hindistan'ı ise ayrı bir dünya olarak nitelendirdiğini belirtti.
Akten, ABD'deki yatırım ortamına ilişkin ne gibi bir değerlendirme yaptı?
Akten, ABD'de yatırımcıların Amerikan Hazine kâğıdı ile Google gibi şirketlerin bono ihraçları arasında tercih yapmak zorunda kaldığı bir noktaya gelindiğini ve bu durumun Amerikan Hazine kâğıtlarını bile etkileyebildiğini söyledi. Bu tabloyu, küresel ölçekte her şeyin göreceli olduğunun ve Türkiye'ye ilginin bu görecelilik içinde sürdüğünün bir kanıtı olarak değerlendirdi.