
Her yıl 22 Ekim'de dünya genelinde kutlanan Dünya Kekemelik Farkındalık Günü (International Stuttering Awareness Day – ISAD), akıcı konuşma bozukluğu yaşayan yaklaşık 80 milyon bireyin toplumsal ve duygusal zorluklarını görünür kılmayı amaçlayan uluslararası bir farkındalık hareketidir. İlk kez 1998 yılında uluslararası örgütlerin ortak kararıyla ilan edilen bu gün; kekemeliğe yönelik önyargıları kırmayı, toplumsal empatiyi güçlendirmeyi ve konuşma temposu farklı olan bireylerin seslerini özgürce duyurabilmelerine zemin hazırlamayı hedeflemektedir.
Günün Temelleri: 1990'lardan Bugüne
Dünya Kekemelik Farkındalık Günü'nün kökenleri, 1990'lı yılların sonuna dayanmaktadır. Konuşma ve dil bozuklukları uzmanları ile kekemelik deneyimi yaşayan bireylerin bir araya gelerek kurduğu uluslararası sivil toplum kuruluşları, bu günün ortaya çıkmasında belirleyici rol oynadı. İsveçli aktivist Michael Sugarman'ın öncülüğünde Uluslararası Kekemelik Derneği (ISA – International Stuttering Association), Uluslararası Akıcılık Derneği (IFA – International Fluency Association) ve Avrupa Kekemelik Dernekleri Birliği (EBSA) güçlerini birleştirdi. 1998 yılında düzenlenen uluslararası konferansta 22 Ekim tarihi, resmi olarak Dünya Kekemelik Farkındalık Günü olarak ilan edildi.
Hareketin simgesi olarak deniz mavisi kurdele (Sea Green Ribbon) benimsendi. Tıpkı diğer toplumsal farkındalık hareketlerinde olduğu gibi bu sembol de önemli bir anlam taşımaktadır: Mavi renk, bireyin kendini ifade ederken hissettiği sakinliği ve özgürlüğü temsil etmektedir.
Neden Bu Gün İlan Edildi?
22 Ekim'in farkındalık günü olarak belirlenmesinin ardında birden fazla sosyo-psikolojik gerekçe yatmaktadır. Bunların başında kekemeliğe ilişkin yanlış algı ve mitlerle mücadele gelmektedir. Kekemeliğin zekâ eksikliği, heyecan, utangaçlık ya da psikolojik bir bozuklukla ilişkili olduğuna dair yaygın ama asılsız inanışları ortadan kaldırmak, günün kuruluş amaçlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Bunun yanı sıra çocukluk çağında başlayan akıcılık bozukluklarında erken dönem dil ve konuşma terapisinin (DKT) önemine dikkat çekmek de temel hedefler arasında yer almaktadır. Kekeme bireylerin iş mülakatlarında, eğitim hayatında ve sosyal ilişkilerde maruz kaldığı akran zorbalığı ile akıcılık ayrımcılığının (stutterism) önüne geçmek ve toplumda sabırla, saygıyla dinleme kültürünü yaygınlaştırmak da günün ilan edilme gerekçeleri arasında sayılmaktadır.
Kekemelik Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Toplumda kekemeliğe ilişkin pek çok mit, kekeme bireylerin günlük yaşamda ek kaygılar yaşamasına yol açmaktadır. Bunların başında kekemeliğin bir akıl ya da zekâ geriliğiyle ilişkili olduğu inancı gelmektedir. Oysa bilimsel veriler, kekemeliğin zekâ seviyesiyle hiçbir bağlantısı bulunmadığını; aksine nörolojik ve genetik temelli bir durum olduğunu ortaya koymaktadır.
Bir diğer yaygın yanlış, kekeme bireylerin heyecanlı ya da korkak oldukları için kekeledikleri düşüncesidir. Heyecan, kekemeliğin nedeni değil; zaman zaman konuşma ritmini etkileyen ikincil bir tetikleyicidir. Bunun yanı sıra kekeme birinin cümlesini onun yerine tamamlamanın yardımcı olduğuna dair inanış da bilimsel gerçeklerle örtüşmemektedir: Araştırmalar, bu davranışın bireydeki kontrol hissini yok ederek sosyal kaygıyı artırdığını göstermektedir. En sağlıklı yaklaşım, göz temasını kesmeden, sakince ve acele ettirmeden dinlemektir. Son olarak ani korku ya da sarsıcı deneyimlerin çocuklarda kekemeliğe yol açtığına dair inanış da yanlıştır; genetik yatkınlık ve nörogelişimsel faktörler bu durumun temel belirleyicileridir.
Tarihten ve Günümüzden Tanınan İsimler
Kekemelik, tarih boyunca pek çok etkili ismin yaşamında yer almış; ancak bu durum onların başarılarının önünde bir engel oluşturmamıştır. Dini metinlerde ve Kur'an-ı Kerim'de Musa Peygamber'in konuşmasında bir tutukluk bulunduğu ve kardeşi Harun'un kendisine yardımcı olarak istendiği aktarılmaktadır. Birleşik Krallık Kralı VI. George, II. Dünya Savaşı sırasında halka hitap edebilmek için konuşma terapisti Lionel Logue ile uzun soluklu bir mücadele yürüttü; bu mücadele Oscar ödüllü "Zoraki Kral" (The King's Speech) filmine konu oldu. II. Dünya Savaşı'nın ünlü İngiliz Başbakanı Winston Churchill ise konuşma güçlüğüne karşın tarihin en etkili hatiplerinden biri olarak tarihe geçti.
ABD'nin 46. Başkanı Joe Biden, çocukluğunda ve gençliğinde ağır kekemelik yaşadığını; ayna karşısında şiirler okuyarak ve konuşma terapileriyle bunu kontrol etmeyi öğrendiğini kamuoyuyla açıkça paylaşmıştır. Sanat ve müzik dünyasından Marilyn Monroe, Rowan Atkinson (Mr. Bean), Ed Sheeran ve Samuel L. Jackson da kekemelik deneyimini aşarak küresel ikon haline gelen isimler arasında yer almaktadır.
Bilimin Gözünden Az Bilinen Gerçekler
Kekeme bireylerin büyük çoğunluğu, şarkı söylerken, fısıldayarak konuşurken, kendi kendine konuşurken ya da bir koroda ritim tutarken hiç kekemez. Bunun açıklaması, şarkı söylenirken beynin sağ yarım küresindeki ritim ve melodi merkezlerinin devreye girmesi ve konuşma motor sisteminin farklı bir nörolojik hat kullanmasıdır.
Nöro-görüntüleme (fMRI) çalışmaları ise kekeme bireylerin beynindeki sol serebral korteks ile motor korteks arasındaki bağlantı yollarının farklı bir işleyişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Konuşma anında beynin sağ yarım küresi bu durumu telafi etmek için kompanse edici bir rol üstlenmektedir. Cinsiyet dağılımı açısından da ilginç bir tablo söz konusudur: Çocukluk döneminde akıcılık bozuklukları kız ve erkek çocuklarında eşit oranlarda başlasa da yaş ilerledikçe kız çocuklarında kendiliğinden düzelme oranı daha yüksek seyretmektedir. Bu nedenle yetişkinlik döneminde kekemelik, erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir.
22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü, her insanın kendi konuşma ritmiyle, kendi ses tonuyla ve kendi zamanlamasıyla dinlenmeyi hak ettiğini bir kez daha tüm dünyaya hatırlatmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Dünya Kekemelik Farkındalık Günü ilk kez ne zaman ilan edildi?
Dünya Kekemelik Farkındalık Günü, 1998 yılında düzenlenen uluslararası konferansta Uluslararası Kekemelik Derneği (ISA), Uluslararası Akıcılık Derneği (IFA) ve Avrupa Kekemelik Dernekleri Birliği'nin (EBSA) ortak kararıyla 22 Ekim tarihi olarak resmi biçimde ilan edilmiştir.
Kekemelik farkındalığının sembolü nedir ve ne anlama gelir?
Kekemelik farkındalığının sembolü deniz mavisi kurdele (Sea Green Ribbon) olarak belirlenmiştir. Mavi renk, bireyin kendini ifade ederken hissettiği sakinliği ve özgürlüğü temsil etmektedir.
Kekemelik neden erkeklerde daha sık görülmektedir?
Çocukluk döneminde akıcılık bozuklukları kız ve erkek çocuklarında eşit oranlarda başlamaktadır. Ancak yaş ilerledikçe kız çocuklarında kendiliğinden düzelme oranı daha yüksek olduğundan, yetişkinlik döneminde kekemelik erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir.
Kekeme biriyle konuşurken cümlesini tamamlamak neden yanlıştır?
Araştırmalar, kekeme bir bireyin cümlesinin başkası tarafından tamamlanmasının o bireydeki kontrol hissini yok ettiğini ve sosyal kaygıyı artırdığını göstermektedir. Önerilen yaklaşım, göz temasını kesmeden, sakince ve acele ettirmeden dinlemektir.
Kekeme bireyler neden şarkı söylerken kekemez?
Şarkı söylenirken beynin sağ yarım küresindeki ritim ve melodi merkezleri devreye girmekte, konuşma motor sistemi farklı bir nörolojik hat kullanmaktadır. Bu nedenle kekeme bireylerin büyük çoğunluğu şarkı söylerken, fısıldayarak konuşurken veya bir koroda ritim tutarken kekememektedir.