
Alevi Bektaşi Federasyonu, İstanbul'un Esenyurt ilçesine bağlı Kıraç semtinde yer alan Kıraç Cemevi'ne yönelik başlatılan tahliye sürecine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Federasyon, söz konusu süreci "büyük bir endişe, öfke ve kararlılıkla" takip ettiklerini belirterek tahliye kararını tanımadığını ilan etti.
Federasyon: Bu cemevi Kıraç halkının eseridir
Açıklamada cemevinin varlığının Kıraç halkının ortak emeğine dayandığı vurgulandı. Federasyon, "Bu cemevini var eden; taşına, toprağına emeğini veren, lokmasını paylaşan, çerağını uyandıran, cemini yürüten, hizmetini gören Kıraç halkıdır" ifadelerini kullanarak o bölgede yaşayan insanların rızası alınmadan yürütülen hiçbir işlemin ne Hak katında ne de toplum vicdanında karşılık bulamayacağını savundu.
Federasyon ayrıca cemevlerinin resmi evraklarda hangi kurumun adına kayıtlı görünürse görünsün, asıl sahibinin her zaman Alevi toplumu olduğunun altını çizdi. "Cemevleri, resmi evraklarda hangi kurumun üzerinde görünürse görünsün taşını döşeyen, kapısını açan, aşını pişiren Alevi toplumunun öz mülküdür" denilen açıklamada, bu mülklerin geleceğinin hiçbir vakfa, bürokratik makama, mahkeme kararına ya da herhangi bir kişiye bırakılamayacağı da eklendi.
Rızalık ilkesi ve inanç özgürlüğü ön plana çıkarıldı
Açıklamanın dikkat çekici bir boyutunu Alevi inancının temel ilkelerinden biri olan rızalık kavramı oluşturdu. Federasyon, tahliye sürecinin bu ilkeyi doğrudan çiğnediğini öne sürerek "İnancımızın en temel ilkesi olan rızalık esasını yok sayan, toplumsal barışı ve inanç özgürlüğümüzü hedef alan hiçbir dayatmayı kabul etmiyoruz" dedi.
Federasyona göre Alevilerin inançsal ve toplumsal sorunlarının kamu gücüyle ya da devlet mahkemelerinin koridorlarında değil, yüzyıllardır süregelen tarihsel ilkeler ve Alevi hukuku temelinde çözüme kavuşturulması gerekiyor. Açıklamada, kamu gücünü arkasına alarak atılan her adımın toplumsal huzursuzluğu tırmandıracağı ve Yol'a olan inancı derinden sarsacağı uyarısında da bulunuldu.
Kayyım atamasına ve rant iddiasına sert tepki
Federasyon, açıklamasında doğrudan kayyım meselesine de değindi. "Alevilerin ibadethanelerine antidemokratik kararlarla kayyım atamaktan vazgeçin" çağrısında bulunan Federasyon, ibadethanelerin "rantın, tahakkümün ve siyasi hesapların alanı" olamayacağını vurguladı.
"Cemevlerimiz ticarethane değildir. İnancımız pazarlık konusu yapılamaz" ifadelerinin yer aldığı açıklamada, Kıraç Cemevi'nin halkın iradesi ve rızası dışında başka hiçbir kuruma devredilemeyeceği de açıkça dile getirildi. Federasyon, inancı, birliği ve ibadethaneyi "kirli çatışmaların içine çekmeye çalışanlara" seslenerek bu girişimlere boyun eğmeyeceklerini ilan etti.
Tahliyeden derhal vazgeçilmesi çağrısı
Alevi Bektaşi Federasyonu açıklamasını, tahliye sürecini başlatanları geri adım atmaya davet ederek noktaladı. "Alevi toplumunun bu tahliye kararına rızası yoktur. Bu vahim hatadan derhal dönülmelidir" denilen açıklamada Federasyon, yolumuza, erkanımıza, mekanımıza ve geleceğimize sahip çıkacaklarını ve halkın rızası olmayan hiçbir dayatmaya boyun eğmeyeceklerini bir kez daha yineledi.
Sıkça Sorulan Sorular
Alevi Bektaşi Federasyonu hangi cemevi için açıklama yaptı?
Federasyon, İstanbul'un Esenyurt ilçesine bağlı Kıraç semtinde bulunan Kıraç Cemevi için açıklama yayımladı.
Federasyonun tahliye sürecine itirazının temel gerekçesi nedir?
Federasyon, tahliye sürecinin Alevi inancının temel ilkesi olan rızalık esasını çiğnediğini ve cemevinin Kıraç halkının emeğiyle var edildiğini öne sürerek bu kararı tanımadığını açıkladı.
Federasyon cemevlerinin mülkiyeti konusunda ne söyledi?
Federasyon, cemevlerinin resmi evraklarda hangi kurumun adına kayıtlı görünürse görünsün Alevi toplumunun öz mülkü olduğunu ve geleceğinin hiçbir vakfa, bürokratik makama veya mahkeme kararına bırakılamayacağını savundu.
Federasyon kayyım meselesine ilişkin ne talep etti?
Federasyon, Alevilerin ibadethanelerine antidemokratik kararlarla kayyım atanmasından vazgeçilmesini açıkça talep etti.
Federasyona göre Alevilerin sorunları nasıl çözülmelidir?
Federasyon, Alevilerin inançsal ve toplumsal sorunlarının kamu gücüyle ya da devlet mahkemelerinde değil, yüzyıllardır süregelen tarihsel ilkeler ve Alevi hukuku temelinde çözüme kavuşturulması gerektiğini savundu.