
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Zeytinburnu'ndaki Halk TV İstanbul Stüdyosu önünde partisinin düzenlediği mitingde konuştu. Özel, Halk TV'ye yapılan operasyonu ve kanala kayyım atanmasını sert bir dille eleştirerek yaşananların basın özgürlüğüne karşı gerçekleştirilen bir darbe girişimi olduğunu savundu.
Silivri Davası ve Halk TV'ye Baskın
Özel, konuşmasına İstanbullulara seslenerek başladı. Türkiye'nin en büyük siyasi kumpas davası olarak nitelendirdiği davanın Silivri'de görüldüğünü ve tam da Ekrem Başkan'ın savunma yapacağı gün Halk TV'ye baskın düzenlendiğini, yayının durdurulduğunu ve kanala kayyım atandığını belirtti. Özel, iddianame henüz ortada yokken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle gizlilik kapsamındaki dosyalardaki bilgilerin yandaş basına servis edildiğini ileri sürdü. Bu süreçte 8 ila 10 ay boyunca yandaş basının gündemde tuttuğu iddialara karşın partisinin büyük bir özgüvenle canlı yayın talep ettiğini vurguladı.
Canlı Yayın Talebi ve Meclis Süreci
Özel, o dönemde savcılara ve AK Parti yargı kollarına güvenenlerin 'Olsun bakalım yayın, millet görsün her şeyi' dediğini aktardı. Bir başkasının ise yayın için 'münasiptir' dediğini belirterek bu kararı Meclis'e taşıdıklarını söyledi. Parlamentodaki sağdan sola tüm muhalefet partilerinin, il başkanları ve üyeleriyle birlikte destek verdiğini ifade eden Özel, ancak başlangıçta 'yayınlansın' diyenlerin sonradan tutumlarını değiştirdiğini öne sürdü. Bu geri adımı 'hakikatten kaçmak' ve 'iftiraların duyulmamasını istemek' olarak yorumladı.
19 Ay Sonra Savunma Öncesi Müdahale
Özel, 19 aylık bir beklemenin ardından Ekrem Başkan'ın iddianameye karşı savunmaya hazırlandığı günün geldiğini anlattı. Bu iddianamenin yalnızca Ekrem İmamoğlu'nu, yakınlarını ve CHP'yi değil; tüm siyasi partileri, muhalefetin tüm renklerini ve ülkede iktidar değiştirme umudunu hedef aldığını savunan Özel, savunma başlamadan tam 4 saat önce Halk TV'ye gelindiğini, kanalın basıldığını ve yayının durdurulduğunu söyledi.
'Darbecilere Hukuku Anlatmak Gibi Bir Derdim Yok'
Özel, bu noktada söylemini sertleştirerek 'Bu darbecilere hukuku anlatmak gibi bir derdim yok benim' dedi. Kamuoyunun anlayabilmesi için varsayımsal bir senaryo üzerinden konuşan Özel, bir kişi hakkında mali soruşturma yürütüldüğünü ve o kişinin varlıkları arasında en çok izlenen bir televizyon kanalının bulunduğunu düşünelim dedi. Böyle bir durumda dahi, eğer amaç gerçekten mali bir operasyonsa, kanalın reklam gelirini, yayın çizgisini ve çalışanlarının maaşlarını tehlikeye atacak biçimde yayın durdurmanın hiçbir mali gerekçeyle açıklanamayacağını ileri sürdü.
Halk TV Operasyonu 'Mali Değil, Susturma Girişimi'
Özel, Halk TV'ye yapılan işlemin Cafer Mahiroğlu ile ilgili bir mali işlem ya da mali soruşturma olmadığını açıkça ilan ettiğini belirtti. Bu operasyonun, mali soruşturma kılığı altında Halk TV'nin yayınlarını susturma, basını susturma, mevcut düzeni eleştirenleri susturma ve halkın haber alma hakkını engelleme girişimi olduğunu savunan Özel, 'Siz kimi kandırıyorsunuz? Bu yüzden bu dört başı mamur bir darbedir' dedi. Muhalif kanallara el konulduğunda yayın çizgisinin yok edildiğini, yandaş kanallara el konulduğunda ise yayının aynen sürdürüldüğünü öne süren Özel, bu farkın operasyonun gerçek amacını ortaya koyduğunu savundu.
Sıkça Sorulan Sorular
Özgür Özel mitingi nerede düzenledi?
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, mitingi İstanbul'un Zeytinburnu ilçesindeki Halk TV İstanbul Stüdyosu önünde düzenledi.
Özel, Halk TV'ye yapılan operasyonu nasıl değerlendirdi?
Özel, Halk TV'ye yapılan operasyonun Cafer Mahiroğlu ile ilgili bir mali soruşturma olmadığını, bunun aslında Halk TV'nin yayınlarını susturma ve halkın haber alma hakkını engelleme girişimi olduğunu savundu. Yaşananları 'dört başı mamur bir darbe' olarak nitelendirdi.
Halk TV'ye müdahale ne zaman gerçekleşti?
Özel'in aktardığına göre Halk TV'ye müdahale, Ekrem İmamoğlu'nun iddianameye karşı savunmasına başlamasından 4 saat önce gerçekleşti.
Özel, canlı yayın talebinin Meclis'e taşındığını nasıl anlattı?
Özel, iddianame ortada yokken canlı yayın talep ettiklerini, başta 'münasiptir' denilen bu talebi Meclis'e taşıdıklarını ve parlamentodaki sağdan sola tüm muhalefet partilerinin destek verdiğini belirtti. Ancak başlangıçta yayını destekleyenlerin sonradan tutumlarını değiştirdiğini öne sürdü.
Özel, muhalif ve yandaş kanallara yönelik uygulamalar arasında nasıl bir fark olduğunu öne sürdü?
Özel, el konulan kanalın yandaş yayın yapması durumunda yayın çizgisinin aynen sürdürüldüğünü, muhalif bir kanal olması durumunda ise o kanalın sesinin kesildiğini ve yok edildiğini savundu.