
Radyo Sputnik'in Gündem Özel programı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında iki önemli ismi bir araya getirdi. Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Vahit Özmen ve Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar, Haber Müdürü Fethi Yılmaz ve Haber Şefi Selin Yazıcı'nın sorularını yanıtladı. Söyleşide meme kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı rolü, Türkiye'deki tarama programlarının geldiği nokta, meme koruyucu cerrahideki gelişmeler ve tanı sürecinin psikolojik yükü ele alındı.
Tarama yaşı 40'a indirildi, 8 milyon kadına ücretsiz imkân sağlandı
Prof. Dr. Vahit Özmen, Türkiye'deki meme kanseri tarama programlarının geçmişten bugüne nasıl dönüştüğünü aktardı. Özmen'e göre 1980'li yıllarda meme tamamen alınırken herhangi bir tarama programı da bulunmuyordu. Bugün ise KETEM aracılığıyla ve ücretsiz mamografi taramasıyla meme kanseri tarama yaşı 40'a indirildi. Bu sayede 40-49 yaş arasındaki 8 milyon kadına ücretsiz tarama imkânı sunuldu. Özmen, tarama programının 74 yaşına kadar uygulanması gerektiğini de vurguladı.
Özmen, Bahçeşehir Projesi'ni de gündeme taşıdı. 2009-2019 yılları arasında yürütülen bu çalışmada Bahçeşehir ve çevresindeki dört mahallede yaşayan 20 bine yakın hane ziyaret edildi. Meme kanseri farkındalığı ölçüldü ve sonuçlar bilimsel dergilerde yayımlandı. Projenin bulgularına göre tarama yaşı 40'a indirilmeseydi meme kanseri olan kadınların yarısı atlanacaktı. On yıllık takipte ise meme kanseri tanısı konulan kadınların yüzde 95'inde yaşam şansı görüldü. Özmen, kadınların evden davetli tarama programına alınması durumunda bunun Türkiye ekonomisine altı kat daha ucuza mal olduğunu da belirtti.
Hastaların yüzde 85-90'ında meme korunabiliyor
Meme koruyucu cerrahi konusunda da önemli açıklamalar yapan Özmen, sadece tümörün çıkarılarak memenin yerinde bırakılması işlemini bu kavramla tanımladı. Hastalarının yüzde 85-90'ında memeyi koruma şanslarının bulunduğunu belirten Özmen, tümörün çok dağınık olduğu ya da kadının genetik taşıyıcılığı söz konusu olduğunda ise memenin boşaltılıp implantla doldurulabildiğini aktardı.
Son on yılda tedavi anlayışının da köklü biçimde değiştiğini anlatan Özmen, hastaların önemli bir bölümünde artık tedaviye kemoterapiyle başlandığını söyledi. Buna göre 4-5 santimetre büyüklüğündeki bir tümör, kemoterapi ile 1 santimetreye kadar küçültülebiliyor. Özmen ayrıca sadece tümörü çıkarmanın yetmediğini, radyoterapi ile o bölgeye ışın uygulanması gerektiğini de vurguladı.
Genç kadınlara uyarılar: 20 yaşından itibaren aylık muayene şart
Prof. Dr. Özmen, genç kadınlara yönelik önerilerini de sıraladı. Meme kanserinin tümöre ait genetik özelliklerinin Batı'dan çok farklı olmadığını belirten Özmen, Türkiye'deki yaklaşımın orta ve doğu Avrupa'dan biraz daha iyi düzeyde olduğunu, Batı Avrupa ve Amerika ile ise benzer özellikler taşıdığını ifade etti. Karşılaştırma açısından İngiltere'de üç yılda bir mamografik tarama yapıldığını ve randevuların çok geç verildiğini de aktardı.
Özmen, meme kanseri sıklığının arttığına dikkat çekerek bunun nedenlerini kadınların değişen yaşam koşullarına bağladı. Daha az ve daha geç doğum, artan stres, değişen beslenme alışkanlıkları ve azalan hareket alanının bu tabloya katkıda bulunduğunu vurguladı. Stresle meme kanseri arasında ciddi bir ilişki bulunduğunu da belirten Özmen, vücut kitle endeksinin düşük tutulmasının meme kanseri riskini yüzde 30 azalttığını söyledi. Genç kadınlara 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine muayene yapmaları gerektiğini hatırlatan Özmen, 20-35 yaş arasında iyi huylu tümörlerin sık görülebildiğini ancak ne bulunursa bulunulsun hemen bir doktora gidilmesi gerektiğini de ekledi.
Tanı anındaki şok tepkisi normal, duygular bastırılmamalı
Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar ise hastalığın psikolojik boyutunu ele aldı. Yazıcılar'a göre bir kadın kanser kelimesini duyduğunda zihninde bu tanı çoğunlukla ölümle özdeşleşiyor. Bu nedenle geleceğe dair kaygılar, geride bırakılabilecek çocuklar, eş ve aile hemen akla geliyor. Rutin taramalarda beklenmedik bir sonuçla karşılaşmak ise çok büyük bir şok tepkisine yol açabiliyor.
Yazıcılar, tanı anındaki ağlama, öfke ve kaygının normal tepkiler olduğunu vurguladı. Tanıdan sonra kişinin en az birkaç gün kendine vakit ayırıp durumu güvendiği bir hekimle birlikte değerlendirmesini önerdiklerini aktardı. Bu süreçte hem yakın çevrenin desteğinin hem de güvenilir bir hekimle yola devam etmenin büyük önem taşıdığını söyleyen Yazıcılar, tüm bu kaygıların yönetilebilir olduğunu ve sürecin doğal bir parçası sayıldığını da ekledi.
Yazıcılar, iyi niyetle yapılan bazı söylemlerin ise tam tersi etki yaratabileceğine dikkat çekti. "Sen güçlüsün, başarırsın, çocukların var, güçlü olmak zorundasın" gibi ifadelerin kişiyi motive etmek yerine duygularını bastırmasına ve üzerinde ciddi bir yük hissetmesine yol açabildiğini belirtti. Tedavi süreci boyunca duygularını saklayan kadınların, süreç tamamlandıktan sonra ciddi depresif belirtiler ya da kaygı bozukluğu yaşamaya başlayabildiğini de vurguladı. Bu nedenle tanı anından itibaren psikolojik desteğin sürece dahil edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Çocuklara nasıl anlatılmalı?
Yazıcılar, ebeveynlerin çocuklarına bu süreci nasıl aktarması gerektiğine dair de önerilerde bulundu. Çocukların yaşları ne olursa olsun ebeveynlerinin ruh halindeki değişimleri fark ettiğini belirten Yazıcılar, belirsizliğin çocuklar için daha büyük kaygı kaynağı olduğunu söyledi. Gerçeği bilmeyen bir çocuğun zihninde çok daha kötü senaryolar canlanabileceğini aktaran Yazıcılar, güvenilir bilgiyi çocuğun en doğru biçimde anne babadan alabileceğini vurguladı. Süreci çocuğa anlatmanın kolay olmadığını kabul eden Yazıcılar, tıbbi terimlerden uzak, basitleştirilmiş bir anlatımın tercih edilmesini önerdi. Örnek olarak "Burada küçük bir top var, onu alacaklar; iyileşmem için bazı yan etkileri olacak, bazen yorgun hissedebilirim" gibi ifadelerin kullanılabileceğini belirtti.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye'de meme kanseri tarama programı kaç yaşından itibaren uygulanıyor?
Prof. Dr. Vahit Özmen'e göre Türkiye'de KETEM ve ücretsiz mamografi taraması aracılığıyla meme kanseri tarama yaşı 40'a indirildi. Bu program kapsamında 40-49 yaş arasındaki 8 milyon kadına ücretsiz tarama imkânı sağlanıyor. Özmen, tarama programının 74 yaşına kadar uygulanması gerektiğini de vurguladı.
Meme koruyucu cerrahi nedir ve hangi hastalara uygulanabiliyor?
Meme koruyucu cerrahi, sadece tümörün çıkarılarak memenin yerinde bırakılması işlemidir. Prof. Dr. Özmen'e göre hastaların yüzde 85-90'ında memeyi koruma şansı bulunuyor. Tümörün çok dağınık olduğu ya da kadının genetik taşıyıcılığının söz konusu olduğu durumlarda ise meme boşaltılıp implantla dolduruluyor.
Meme kanseri tanısı alan kadınlar psikolojik olarak nasıl desteklenmeli?
Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar'a göre tanı anındaki şok, öfke, ağlama ve kaygı normal tepkilerdir. Kişinin tanıdan sonra en az birkaç gün kendine vakit ayırıp durumu güvendiği bir hekimle değerlendirmesi öneriliyor. Tanı anından itibaren psikolojik destek alınması da kritik önem taşıyor. "Sen güçlüsün, güçlü olmak zorundasın" gibi ifadeler ise kişinin duygularını bastırmasına yol açabileceğinden kaçınılması gerekiyor.
Bahçeşehir Projesi nedir ve ne gibi sonuçlar ortaya koydu?
Bahçeşehir Projesi, 2009-2019 yılları arasında yürütülen ve dünyada çok az örneği bulunan bir tarama çalışmasıdır. Bahçeşehir ve çevresindeki dört mahallede 20 bine yakın hane ziyaret edilerek meme kanseri farkındalığı ölçüldü. Sonuçlar bilimsel dergilerde yayımlandı. On yıllık takipte meme kanseri tanısı konulan kadınların yüzde 95'inde yaşam şansı görüldü. Çalışma ayrıca tarama yaşının 40'a indirilmemesi durumunda meme kanseri olan kadınların yarısının atlanacağını ortaya koydu.
Genç kadınlar meme kanseri riskini azaltmak için neler yapabilir?
Prof. Dr. Özmen, genç kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapmasını öneriyor. Herhangi bir bulgu saptandığında vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması gerekiyor. Bunun yanı sıra vücut kitle endeksinin düşük tutulması meme kanseri riskini yüzde 30 azaltıyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek ve hareketi artırmak da öneriler arasında yer alıyor.