
Sosyal medyada her geçen gün daha fazla dikkat çeken beden değişimleri, GLP-1 ilaçlarına olan ilgiyi de beraberinde getiriyor. Yüzlerin inceldiği, kalçaların daraldığı bu görüntülerin bir bölümünün ardında söz konusu ilaçların yattığı düşünülüyor. Nitekim bir eczaneyi arayıp bu ilaçların reçetesiz satılıp satılmadığını sorduğumuzda, doza göre değişmekle birlikte fiyatların yaklaşık 10 bin liradan başladığı ve temin edilebildiği bilgisi veriliyor. Peki fazladan çok az kilosu olduğunu düşünen birinin bu ilaçlara başvurması ne kadar doğru? Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanları Medicana Ataköy Hastanesi'nden Prof. Dr. İdris Kuzu ve İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nden Prof. Dr. Ela Temeloğlu, bilinmesi gerekenleri ve olası riskleri aktardı.
GLP-1 İlacı Nedir, Nasıl Çalışır?
Glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1), yemek yendikten sonra bağırsaklardan salgılanan ve vücudun besinlere verdiği yanıtı düzenleyen doğal bir hormondur. GLP-1 ilaçları, bu hormonun etkilerini taklit ederek çalışır. Beyinde iştahın düzenlenmesinde rol oynayan merkezleri etkileyerek açlık hissini ve yeme isteğini azaltabilirler. Mide boşalmasını yavaşlatmaları da özellikle tedavinin başlangıcında tokluğun daha uzun sürmesine katkı sağlar.
Prof. Dr. İdris Kuzu'nun aktardığına göre bu ilaçlar başlangıçta öncelikle tip 2 diyabetin tedavisi amacıyla geliştirildi. Zamanla kan şekeri kontrolünün yanı sıra vücut ağırlığında da belirgin azalma sağlayabildiği görülünce obezite tedavisindeki rolleri genişledi.
Yalnızca Kilo Vermekle Sınırlı Değil
Uzmanlar, GLP-1 ilaçlarını bugün yalnızca kilo verdiren ürünler olarak değerlendirmenin doğru olmadığını vurguluyor. Bazı moleküllerin belirli hasta gruplarında kalp-damar ve böbrek sonuçlarını iyileştirdiğini gösteren klinik çalışmalar, tedavinin kapsamını metabolik hastalık yönetimine doğru genişletti. Ancak bu faydaların kullanılan ilaca, doza ve hastanın özelliklerine göre değiştiği de altı çizilen önemli bir nokta.
Kalp-damar sağlığı açısından bakıldığında, bazı GLP-1 tedavilerinin tip 2 diyabeti ve kalp-damar hastalığı olan kişilerde kalp krizi, inme ve kalp-damar kaynaklı ölüm riskini azalttığı klinik çalışmalarla gösterildi. Semaglutid etken maddesinin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen SELECT adlı çalışmada ise diyabeti olmayan ancak fazla kilolu, obez ve önceden kalp-damar hastalığı olan kişilerde önemli kardiyovasküler olaylarda azalma saptandı. Prof. Dr. Kuzu bu etkinin yalnızca kilo kaybıyla açıklanamayacağını, öte yandan bu sonucun bütün GLP-1 ilaçlarına ve tüm insanlara genellenemeyeceğini de belirtiyor.
Karaciğer yağlanması, böbrek sağlığı ve obstrüktif uyku apnesi de bu ilaçların araştırıldığı alanlar arasında yer alıyor. Kilo kaybıyla birlikte üst solunum yolu çevresindeki yağlanmanın azalması, uyku apnesinin şiddetini düşürebiliyor. Alkol ve sigara bağımlılığı cephesinde ise semaglutid etken maddesinin alkol tüketim ölçütlerinde azalmayla ilişkilendirildiği küçük bir randomize çalışma yayımlandı; ancak uzmanlar daha geniş çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Kontrolsüz Kullanım Riski Artırıyor
GLP-1 ilaçları reçeteyle alınması gereken ilaçlar. Kullanım süresi genellikle 6 ay ile 1 yıl arasında değişse de diyabet veya ileri derece obezitesi olan kişilerde ömür boyu kullanım gerekebiliyor. Hastaya uygun dozun belirlenmesi ve doz artışının kontrollü yapılması kritik önem taşıyor. Kontrolsüz kullanım ya da dozun hasta tarafından rastgele artırılması ise yan etki riskini belirgin şekilde yükseltiyor.
Olası yan etkiler arasında pankreatit ve safrakesesi taşı yer alıyor. Pankreatit açısından bazı çalışmalarda GLP-1 ilaçlarının bu riski artırmadığı gösterilmiş olsa da safrakesesi taşı oluşumunda hızlı kilo kaybının önemli bir etken olduğu belirtiliyor. Mide boşalmasının gecikmesiyle bağlantılı bulantı, reflü, kabızlık veya ishal de sık bildirilen şikayetler arasında.
Tiroit tümörleri konusunda ise bazı ilaçların ürün bilgilerinde uyarılar bulunuyor. Bu uyarılar farelerde yapılan çalışmalardaki bulgulara dayanıyor; riskin insanlarda da ortaya çıktığı kesin olarak kanıtlanmadı. Bununla birlikte kendisinde veya ailesinde medüller tiroit kanseri olan ya da MEN tip 2 genetik hastalığını taşıyan kişilerde tedavi kararının dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.
Görme kaybı da bu ilaçlarla ilgili bildirilen sorunlar arasında. Görmeyi sağlayan siniri etkileyen göz problemleri raporlanmış olsa da bunun doğrudan ilaçlardan kaynaklandığı kesin biçimde kanıtlanmış değil. Özellikle şeker hastalığına bağlı göz damarlarında daha önce hasar gelişen kişilerin tedavi sürecinde yakından takip edilmesi gerekiyor.
Kas ve Kemik Kaybına Dikkat
Kilo verme sürecinde yağ dokusunun yanı sıra kas kütlesi de azalabiliyor. Yetersiz protein alımı ve egzersiz yapılmaması bu riski artırıyor. Uzmanlar, kilo verme döneminde günlük kilogram başına yaklaşık 1-1,2 gram protein alınmasını, dengeli beslenilmesini, yeterli su içilmesini ve lif açısından zengin gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Düzenli egzersiz de kas kütlesinin korunmasına yardımcı oluyor.
Hızlı kilo kaybı kemik kaybı riskini de artırabiliyor; özellikle menopoz ve menopoz sonrası dönemde kas ve kemik sağlığının korunması ayrıca önem kazanıyor. Saç dökülmesi ve tırnak kırılması da görülebilen yan etkiler arasında. Saç dökülmesi ilacın doğrudan etkisinden kaynaklanabileceği gibi hızlı kilo kaybı ve yetersiz beslenmeyle de ilişkili olabiliyor. Tırnakların zayıflaması ise protein, demir ve çinko gibi besin öğelerinin yetersizliğiyle bağlantılı olabiliyor.
İlacın bırakılması durumunda iştahın yeniden artabileceği ve kiloların geri alınabileceği de vurgulanan önemli bir nokta. Bu süreçte beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının belirleyici rol oynadığı belirtiliyor.
Çocuklarda Kullanım Mümkün mü?
Prof. Dr. Ela Temeloğlu, çocukluk ve ergenlik dönemindeki obeziteye yönelik GLP-1 ilaçlarıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü aktarıyor. Kullanım yaşı ve koşulları ilaca ve tedavi endikasyonuna göre değişiyor; tüm ilaçlar için aynı yaş sınırı geçerli değil. Çocuklarda da erişkinlerde görülebilen yan etkiler ortaya çıkabildiğinden, büyüme ve gelişme döneminde olmaları nedeniyle tedavi kararının dikkatle değerlendirilmesi ve düzenli takip yapılması gerekiyor.
Sıkça Sorulan Sorular
GLP-1 ilaçları nasıl zayıflatıyor?
GLP-1 ilaçları, vücutta doğal olarak bulunan GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ederek çalışır. Beyinde iştahın düzenlenmesinde rol oynayan merkezleri etkileyerek açlık hissini ve yeme isteğini azaltırlar. Mide boşalmasını yavaşlatmaları da tokluğun daha uzun sürmesine katkı sağlar.
GLP-1 ilaçları yalnızca kilo vermek için mi kullanılır?
Hayır. Bu ilaçlar başlangıçta tip 2 diyabet tedavisi için geliştirildi. Klinik çalışmalar bazı moleküllerin belirli hasta gruplarında kalp-damar ve böbrek sonuçlarını iyileştirebildiğini, karaciğer yağlanmasına ve uyku apnesine de katkı sağlayabileceğini gösterdi. Ancak faydalar kullanılan ilaca, doza ve hastanın özelliklerine göre değişiyor.
Kontrolsüz kullanım neden tehlikeli?
Reçeteyle alınması gereken bu ilaçlarda hastaya uygun dozun belirlenmesi ve doz artışının kontrollü yapılması kritik önem taşıyor. Kontrolsüz kullanım veya dozun hasta tarafından rastgele artırılması; bulantı, reflü, kas kaybı, safrakesesi taşı ve diğer yan etkilerin riskini belirgin şekilde yükseltiyor.
GLP-1 ilaçlarının tiroit tümörü riski var mı?
Bazı ilaçların ürün bilgilerinde tiroit bezinde tümör oluşumuyla ilgili uyarılar yer alıyor. Bu uyarılar farelerde yapılan çalışmalardaki bulgulara dayanıyor; riskin insanlarda da ortaya çıktığı kesin olarak kanıtlanmadı. Bununla birlikte kendisinde veya ailesinde medüller tiroit kanseri olan ya da MEN tip 2 genetik hastalığını taşıyan kişilerde tedavi kararının dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.
GLP-1 ilaçları çocuklarda kullanılabilir mi?
Çocukluk ve ergenlik dönemindeki obeziteye yönelik çalışmalar sürüyor. Kullanım yaşı ve koşulları ilaca ve tedavi endikasyonuna göre değişiyor; tüm ilaçlar için aynı yaş sınırı geçerli değil. Büyüme ve gelişme döneminde olmaları nedeniyle tedavi kararının dikkatle değerlendirilmesi ve düzenli takip yapılması gerekiyor.