
Şeytan, herkesi birbirine düşürdükten sonra "Ben sadece keçinin ipini çözdüm" der. Bu eski hikâye, aslında günümüz sokaklarındaki tabloyu anlatmak için biçilmiş kaftan. Kaldırıma park eden araç, binaya giden yolu kapatan inşaat malzemesi, kırıldığı için kaldırılan asansör, parçalanan durak camı... Bunların her biri tek başına küçük bir kural ihlali gibi görünse de zincirleme bir kaos yaratıyor. Görme engelli bir vatandaş, bizzat yaşadığı bu engel parkurunu kaleme alarak hem bireysel bencilliğe hem de kurumların tutumuna sert bir ayna tuttu.
Hastalıktan Çıkar Çıkmaz Kaldırım Engeli
Yazının sahibi, yakın zamanda ağır bir hastalık geçirdiğini belirtiyor. Hasta olunsa bile zorunlu işler için dışarı çıkmak kaçınılmaz. Evden çıkıp annesine gidebilmek için sağa doğru yalnızca 300 metre yürümesi gerekiyor. Ancak bu kısa mesafeyi kaldırımdan değil, tehlikeli olan cadde üzerinden yürüyerek kat etmek zorunda kalıyor. Neden? Çünkü komşular araçlarını keyfi biçimde kaldırıma park etmiş.
Sorun orada bitmiyor. Annesinin evine ulaştığında binaya girebilmek için adeta akrobatik hareketler yapmak zorunda kalıyor. Yandaki inşaata ait malzemeler tam beş aydır binanın kapısının önüne yığılmış durumda. Defalarca şikâyette bulunulmasına karşın müteahhide herhangi bir yaptırım uygulanamıyor. Üstelik söz konusu müteahhit, durumu kendi lehine çevirmeye çalışarak trajikomik bir teklifte bulunuyor: "Abi, sana şu girişe bir rampa yaptırayım, eve rahat girersin." Yazarın ifadesiyle bu teklif karşısında insan gerçekten güler mi ağlar mı bilemez; çünkü sorun rampa eksikliği değil, yasaları hiçe sayan bir tutum.
300 Metrelik Yaya Yolu, Otopark Olunca
İşe gitmek için de benzer bir tablo. Düz yürünmesi gereken yaklaşık 300 metrelik ikinci güzergâhta, hafifçe sağa kıvrılan yaya yolunu kullanabilse caddeye çıkmak zorunda kalmayacak. Ama bu yolu da kaldırımı otopark gibi kullanan araç sahipleri kapamış. Her iki yönde de aynı ihlal, aynı sonuç: Yaya yolu işlevsiz, engelli vatandaş tehlikeli trafiğe mahkûm.
Asansör Kırıldı, Çözüm: Asansörü Kaldır
Güzergâh üzerindeki üstgeçide ulaşıldığında ise başka bir sorun bekliyor. Üstgeçitteki asansör artık mevcut değil. Gerekçesi de son derece çarpıcı: Asansörün kapıları her hafta kırılıp içine zarar verildiği için ilgili kurum sonunda asansörü tamamen hizmetten kaldırmış. Yazar bu kararı şu sözlerle özetliyor: "Herhalde 'Biz devlet malına zarar vereni cezalandıramıyoruz, o yüzden en iyisi ihtiyaç sahibini cezalandıralım, asansörü kaldıralım' diyorlar." Vandallığın faturası, asansöre muhtaç olan engelli ve yaşlı bireylere kesilmiş oluyor.
Durak Camları Kırık, 112 Artık Sesi Tanıyor
Bir sabah merdivenlerden inerken ayakların altında tuhaf bir çatırtı duyuluyor. Yerden bir parça almak için eğilmek üzereyken duraktaki bir kişi sesleniyor: "Dur abi, eğilme! Durağın camlarını kırmışlar." Yazar, her zamanki alışkanlığıyla 112'yi aramak istiyor; çünkü kısa süre sonra onlarca öğrenci o durakta inecek ve keskin cam parçalarının üzerinden geçmek zorunda kalacak. Ancak bu kez aramıyor. "112 personeli artık beni sesimden tanıyor" diyor; ihbarlardan o yorulmuş, ama keçinin ipini çözen kendisi olmadığı hâlde sürekli "kötü adam" konumuna düşürülmekten bıkmış.
Işık Bana Değil, Size Lazım
Yazının son bölümünde üstgeçidin aydınlatmasına değiniliyor. Üstgeçit ışıkları da düzenli olarak kırılıp patlatılıyor. Yazar, görme engelli olduğu için bu ışıklara ihtiyaç duymadığını belirtiyor ve şunu ekliyor: "O ışık, karanlıkta yolunu bulmaya çalışan sizlere lazım." Yetkililer de aynı mantıkla hareket etmiş; şikâyetler üzerine "Her hafta kırıyorlar, artık tamir etmiyoruz" yanıtını vermişler. Sonuç yine aynı: Kıran değil, ihtiyaç sahibi cezalandırılıyor.
Yazarın genel mesajı açık ve yalın: Hayatı kolaylaştıracak bütün kurallar zaten yazılı. Ekstra bir çaba gerekmez; yalnızca uyulması yeterli. Bireysel bencillikler bugün engelli bir vatandaşı cezalandırıyor; ama kurallara uymayan herkes için de o günün geleceğini hatırlatıyor. "Her şeye rağmen neşemizi kaybetmeyelim" diyerek noktalıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Yazarın yaşadığı kaldırım sorununun temel nedeni nedir?
Komşuların araçlarını keyfi biçimde kaldırıma park etmesi, yazarın yaya yolunu kullanamamasına ve tehlikeli cadde üzerinden yürümek zorunda kalmasına yol açıyor.
İnşaat malzemeleri binanın önünde ne kadar süredir duruyor?
Yazara göre yandaki inşaata ait malzemeler tam beş aydır annesinin bulunduğu binanın kapısının önünde yığılı duruyor ve yapılan şikâyetlere karşın müteahhide herhangi bir yaptırım uygulanamamış.
Üstgeçitteki asansör neden kaldırıldı?
Asansörün kapıları her hafta kırılıp içine zarar verildiği için ilgili kurum asansörü tamamen hizmetten kaldırmış. Yazar, bu kararın vandallara değil ihtiyaç sahiplerine yönelik bir cezalandırma olduğunu vurguluyor.
Yazar durak camları kırıldığında neden 112'yi aramadı?
Daha önce benzer magandalıkları defalarca ihbar ettiğini, 112 personelinin artık onu sesinden tanıdığını belirtiyor. Bu kez ihbar etmekten yorulduğunu ve kendisi sorunu yaratmadığı hâlde sürekli kötü konumuna düşürüldüğünü hissederek aramaktan vazgeçtiğini ifade ediyor.
Üstgeçit ışıklarının kırılması yazarı neden doğrudan etkilemiyor, peki neden önemli?
Yazar görme engelli olduğu için üstgeçit ışıklarına kendisi ihtiyaç duymuyor. Ancak bu ışıkların karanlıkta yolunu bulmaya çalışan diğer vatandaşlar için zorunlu olduğunu, yetkililerinse kırıldıkça tamir etmekten vazgeçtiğini aktarıyor.