
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, alkol, sigara, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılıklarının yalnızca bireysel değil, toplumsal ve çevresel boyutlarını da ele alan 'Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu'nu bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Bilimsel veriler ışığında hazırlanan rapor, bağımlılıkların çevre üzerindeki görece az bilinen etkilerini gözler önüne sererken, arıtma tesislerinden alınan somut örneklerle de desteklendi.
Basın toplantısına kimler katıldı?
Raporun tanıtıldığı basın toplantısına Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç'in yanı sıra Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Emine Didem Evci Kiraz, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Seval Palteki ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Evşen Güzel ile çeşitli davetliler iştirak etti. Raporu hazırlayan isimler arasında yer alan Prof. Ayşe Seval Palteki ve Doç. Evşen Güzel, toplantıda bağımlılığa ilişkin değerlendirmelerini de aktardı.
'Bağımlılık bireysel ve küçümsenecek bir mesele değildir'
Toplantıda söz alan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılık meselesini salt bireysel bir sorun olarak ele almanın yetersiz kalacağını vurguladı. Dinç, "Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 106 yıldır bağımlılıklarla alakalı büyük bir mücadele veriyoruz. Ülkemizde hiçbir insan bağımlı olmasın. Dünyada hiçbir insan bağımlılıkla alakalı çok boyutlu zararları görmesin diye eğitim, beceri kazandırma, faaliyetler organize etme, bilimsel araştırmalar oluşturma, bilimsel bir zeminde faaliyetlerimizi güçlü bir şekilde yürütme noktasında gece gündüz çalışmalarını sürdürüyoruz" dedi.
Dinç, bağımlılığın yalnızca kişinin kendisine zarar vermediğini de sözlerine ekledi: "Bağımlılık hiçbir şekilde faydası olmayan bir şeydir. Bugünkü raporumuzda gördüğümüz şekilde bağımlılık sadece bireysel bir mesele değildir. Bir kişinin ötesinde toplumun da ciddi olarak çok boyutlu bir şekilde bağımlılıktan zarar gördüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız."
Bağımlılık ekolojiyi de etkiliyor
Yeşilay Genel Başkanı Dinç, bağımlılık meselesinin boyutlarını toplumsal güven, şiddet ve suçun ötesine taşıyarak ekolojik bir perspektiften de değerlendirdi. "Bağımlılık sadece bir kişiyi ilgilendirmiyor. Bağımlılık sadece toplumu ilgilendirmiyor. Bağımlılık aynı zamanda uçan kuşu ilgilendiriyor. Yüzen balığı ilgilendiriyor. Ormandaki ağacı ilgilendiriyor. Kırdaki çiçeği ilgilendiriyor" diyen Dinç, bağımlılık endüstrisinin faaliyetlerinin yalnızca insana değil, doğaya ve tüm dünyaya zarar verdiğini de ifade etti.
Dinç bu görüşünü şu sözlerle pekiştirdi: "Bağımlılık meselesi sadece bireyin ya da toplumun meselesi değil. Sosyolojinin meselesi değil. Aynı zamanda ekolojinin de meselesidir."
Bağımlılık endüstrisine yönelik çevre politikası talepleri
Doç. Dr. Mehmet Dinç, Türkiye'nin bağımlılığın çevreye verdiği zararı ciddiye alması gerektiğini de açıkça dile getirdi. Bu doğrultuda birkaç somut talep ve öneri sıraladı. Bağımlılık endüstrisinin karbon ayak izinden su tüketimine, atık üretimine kadar düzenli raporlama yapması gerektiğini belirten Dinç, bağımlılıkla mücadele politikalarının içine çevre koruma ve iklim değişikliği perspektifinin mutlaka eklenmesi gerektiğini savundu.
Dinç ayrıca atık su, çevre ve sağlık verilerine dayalı bir izleme ve erken uyarı sisteminin oluşturulması ile ileri görüşlü arıtma tesislerinin yaygınlaştırılması gerektiğine inandığını belirtti. Bağımlılık kaynaklı çevresel zararların mevzuatta açıkça tanımlanmasını ve bu zararları yaratan endüstrinin ile ihlal edenlerin etkili yaptırımlarla karşılaşmasını da talep etti.
Arıtma tesislerinden alınan örnekler ne gösterdi?
Raporun bilimsel ayağını aktaran Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Evşen Güzel, araştırma kapsamında Adana, Hatay, Trabzon, Antalya, Samsun, İzmir ve İstanbul'daki arıtma tesislerinden uyuşturucu ve uyarıcı maddelere dair örnekler aldıklarını açıkladı. Güzel, bu örnekler üzerinde yürütülen çalışmanın amacının, söz konusu maddelerin tesislerde arıtıldıktan sonra ne oranda alıcı ortamlara karıştığını ölçmek olduğunu belirtti.
Araştırmanın bulgularını aktaran Güzel, "Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 80 ile yüzde 100'ünün giderildiğini tespit etmiş bulunmaktayız. Fakat ön arıtma olan tesislerde bu oran oldukça az. Hatta neredeyse yok denilebilecek seviyelerde diyebiliriz" dedi. Bu bulgu, ileri arıtma altyapısının önemine dikkat çekerken, ön arıtmayla yetinen tesislerin çevresel açıdan ciddi bir risk oluşturabileceğine de işaret ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu nedir?
Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından bilimsel veriler ışığında hazırlanan bu rapor, bağımlılıkların çevre üzerindeki görülmeyen etkilerini ele almaktadır. Rapor, bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Raporu kimler hazırladı?
Raporu hazırlayanlar arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ayşe Seval Palteki ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Evşen Güzel yer almaktadır.
Araştırmada hangi şehirlerdeki arıtma tesislerinden örnek alındı?
Araştırma kapsamında Adana, Hatay, Trabzon, Antalya, Samsun, İzmir ve İstanbul'daki arıtma tesislerinden uyuşturucu ve uyarıcı maddelere dair örnekler alınmıştır.
Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde uyuşturucu maddeler ne oranda gideriliyor?
Doç. Evşen Güzel'in aktardığı bulgulara göre biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 80 ile yüzde 100'ü giderilebilmektedir. Ancak yalnızca ön arıtma uygulanan tesislerde bu oran neredeyse sıfır düzeyinde kalmaktadır.
Yeşilay, bağımlılık endüstrisinden çevre konusunda ne talep ediyor?
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç; bağımlılık endüstrisinin karbon ayak izi, su tüketimi ve atık üretimine ilişkin düzenli raporlama yapmasını, çevresel zararların giderilmesi maliyetlerinde sorumluluk almasını ve bağımlılık kaynaklı çevresel zararların mevzuatta açıkça tanımlanarak ihlal edenlerin etkili yaptırımlarla karşılaşmasını talep etmiştir.