
İstanbul, kısa süre önce iki gün içinde metrekareye 270 kilograma yakın yağış alan olağanüstü bir sağanakla sarsıldı. Bu miktar, kentin yıllık yağışının kabaca üçte birine denk geliyor. Yağmur geçti, seller çekildi; ama asıl soru yerli yerinde duruyor: İstanbul her şiddetli yağışta aynı felaketi mi yaşayacak? Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Sputnik Türkiye'ye verdiği röportajda hem felaketin nedenlerini hem de olası çözüm yollarını ayrıntılı biçimde anlattı.
İki faktörün çakışması: Gökyüzü ve beton
Kurnaz'a göre son sel felaketinin iki ayrı ayağı var. İlki atmosferik: İki gün içinde düşen 270 kilogramlık yağış, her metrekareye 270 litre su anlamına geliyor; bu su düz bir yüzeye yayılsaydı 27 santimlik bir tabaka oluştururdu. Isınan havanın nem tutma kapasitesi her bir derece artışta yaklaşık yüzde 7 yükseliyor; son yıllarda yaz sonunda denizlerin alışılmışın üzerinde sıcak seyretmesi de buharlaşmayı körüklüyor. Kurnaz, tek bir olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamanın doğru olmayacağını vurgulasa da bu tür yoğun yağışların olasılığının arttığını net biçimde ifade etti.
İkinci ayak ise tamamen insanın elinde: Suyun şehir içinde nereye gideceğine kentin kendisi karar veriyor. Ormanda düşen bir yağmurda yapraklar suyu yavaşlatır, toprak emer, kökler tutar; suyun ancak onda biri yüzeyden akar ve dereye saatler içinde ulaşır. Betonla kaplı bir kentte bu oran tersine döner, suyun yarıdan fazlası yüzeyden ve çok daha hızlı akar; ormanda saatler sürecek yolculuk şehirde dakikalara iner. Sorun yalnızca suyun miktarı değil, hepsinin aynı anda aynı noktaya yığılmasıdır.
Sel risk haritası aslında eski dere haritasıdır
Kurnaz, İstanbul'da en çok zarar gören bölgelerin rastlantı olmadığını vurguladı: "İstanbul'un sel risk haritası aslında eski dere haritasıdır." Ayazağa ve Kağıthane'de yaşananlar bunun somut kanıtı. Kağıthane Deresi kelimenin tam anlamıyla kendi yatağını geri istedi. Su altında kalan tarihi Sadabad Camii de bu vadinin yüzyıllardır bir dere vadisi olduğunu gözler önüne serdi.
En çok etkilenen mahalleler genellikle dere vadilerinin tabanında, betonlaşmış yamaçların dibinde yer alıyor. Yamaçlar suyu tutamayınca vadi tabanı dev bir huni gibi çalışıyor. Riski besleyen başlıca etkenler şunlar: derelerin üstünün kapatılıp yol ya da otopark yapılması, dere yataklarının daraltılması, köprü ve yol geçitlerinin dar kalıp çöple tıkanması, vadi tabanlarının yapılaşmaya açılması ve bodrum katlarda yaşam. Kuzeydeki ormanlar ve su toplama havzalarının yitirilmesi de aşağıdaki mahallelere daha fazla ve daha hızlı su inmesi anlamına geliyor.
Sünger şehir nedir, İstanbul'a ne kadar yeter?
Kurnaz'ın önerdiği temel yaklaşım "sünger şehir" modeli. Yağmuru hemen kanala akıtıp kurtulmaya çalışmak yerine, düştüğü yerde emmek, bir süre tutmak, sonra yavaş yavaş salmak ya da yeniden kullanmak. Bunun üç somut işlevi var: emmek (geçirgen kaldırımlar, çukur bahçeler), tutmak (yağmurda geçici havuza dönüşen parklar ve meydanlar, yeraltı depoları), yeniden kullanmak (biriken suyla park sulama, sokak yıkama). Amaç taşkının en yüksek anını hem düşürmek hem geciktirmek. Üstelik aynı su kuraklık döneminde yeraltı suyunu besliyor, yazın kenti serinletiyor; yani hem sel hem kuraklık sorununu birlikte ele alıyor.
Ne var ki sünger şehir tek başına her şeyi çözmüyor. Kurnaz, 2021'de Çin'in Zhengzhou kentinin sünger şehir yatırımı yapılmış kentlerden biri olmasına karşın bir saatte 200 milimetreyi aşan yağışta ağır kayıplar yaşadığını hatırlattı. Metrekareye 270 kilogram gibi uç bir olayda bu uygulamalar yalnız başına yetmiyor; sünger şehrin mutlaka derelere yer açılmasıyla birlikte düşünülmesi gerekiyor. Uygulanabilecek alanlar ise oldukça geniş: okul bahçeleri, cami avluları, büyük otoparklar, alışveriş merkezleri ve kamu binalarının çatıları, yol ortasındaki şeritler ve kaldırımlar, dere koridorları boyunca uzanan parklar. En ucuz ve hızlı yol ise kentsel dönüşüm; yeni yapılan her projede parselin kendi yağmurunun bir bölümünü tutması zorunlu hale getirilirse kent, kendini yenilerken aynı zamanda süngerleşiyor.
Atılması gereken ilk adımlar
Kurnaz, İstanbul'da sel riskini azaltmak için öncelikli üç adımı sıraladı. Birincisi ve en acili: dere yataklarına ve kıyılarına yeni yapı izni verilmemesi, mevcut riskli yapılar için aşamalı bir dönüşüm planı hazırlanması. İkincisi: her yeni yapının kendi yağmurunun bir bölümünü tutmasını yasal zorunluluk haline getirmek. Üçüncüsü: mevcut kanun ve yönetmelikleri uygulayarak dere vadilerindeki bodrum katlarda yaşamın önüne geçmek. Kurnaz bu üç adımın büyük mühendislik projelerinden çok daha ucuz ama etkisinin çok daha kalıcı olduğunun altını çizdi.
Dünyadan dört model: Kopenhag, Rotterdam, Seul, Çin
Kurnaz, İstanbul'un yararlanabileceği uluslararası örnekleri de paylaştı. Kopenhag, 2011 yazında iki saatte yaklaşık 150 milimetre yağış alarak yaklaşık 1 milyar dolarlık zarar gördükten sonra bir sağanak planı hazırladı; yirmi yıla yayılan yaklaşık 300 projeyle caddeleri ve parkları büyük yağmurda suyu güvenle denize taşıyacak biçimde yeniden düzenliyor. Rotterdam'da ise kuru havada çocukların basketbol oynadığı meydanlar, sağanakta havuza dönüşerek milyonlarca litre suyu tutuyor. Seul, 2005'te üstü yolla kapatılmış Cheonggyecheon Deresi'ni yeniden açtı; bugün hem taşkın koridoru hem de kentin en sevilen parkı işlevi görüyor. Çin de 2015'te başlattığı programla 2030'a kadar kent alanlarının büyük bölümünün yağmurun yüzde 70'ini tutmasını hedefliyor.
Kurnaz'a göre İstanbul'a en uygun olanlar şunlar: Rotterdam'ın meydan modeli sık dokulu mahallelere uyum sağlıyor; Kopenhag'ın "büyük yağmurda su hangi caddeden güvenle akacak?" sorusu her ilçe için sorulmalı; Seul'ün yaptığı gibi bazı derelerin üstünü yeniden açmak da hayal değil.
Uyarı sistemleri konusunda ise Kurnaz görece olumlu: meteoroloji uyarıları zamanında verildi, tahmin tarafında iyi bir konumda olduğumuzu söyledi. Ancak hangi mahalleye kaç kilogram yağmur düşeceğini saatler öncesinden tam olarak bilmek hâlâ çok zor. Buna karşın suyun nereye gideceği önceden tahmin edilebilir; çünkü arazinin şekli değişmiyor. Eski dere yatakları, vadi tabanları, alt geçitler bellidir, büyük ölçüde haritalanmış durumda. Asıl eksik, bu bilginin mahalleye, sokağa, bireye ulaşması. Bireysel önlemler de hayat kurtarıcı: hızlı akan 15 santimlik su bir yetişkini devirebilir; su basmış alt geçide girilmemeli, akan suyun içinden geçilmemeli, su birikintilerinden elektrik riski nedeniyle uzak durulmalı.
Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul'da son sel felaketine neden olan iki temel etken nedir?
Prof. Dr. Levent Kurnaz'a göre iki etken üst üste bindi: birincisi, iki gün içinde metrekareye 270 kilograma yakın yağış düşmesi gibi olağanüstü bir atmosferik olay; ikincisi ise betonlaşma nedeniyle yağmur suyunun çok hızlı ve aynı anda aynı noktaya ulaşmasına yol açan kentsel yapı.
Sünger şehir uygulaması tam olarak ne anlama geliyor?
Sünger şehir, yağmuru hemen kanala akıtmak yerine düştüğü yerde emmek, bir süre tutmak, ardından yavaş yavaş salmak ya da yeniden kullanmak demek. Geçirgen kaldırımlar, çukur bahçeler, yağmurda geçici havuza dönüşen parklar ve meydanlar ile yeraltı depoları bu modelin temel unsurları arasında yer alıyor.
Sünger şehir uygulaması İstanbul'daki her sel sorununu çözmeye yeter mi?
Hayır, tek başına yetmez. Bu uygulamalar sık görülen orta şiddetteki yağmurlarda etkili olsa da metrekareye 270 kilogram gibi uç olaylarda yetersiz kalıyor. Kurnaz, 2021'de sünger şehir yatırımı yapılmış Çin'in Zhengzhou kentinin aşırı yağışta ağır kayıplar yaşadığını örnek göstererek sünger şehrin derelere yer açılmasıyla birlikte uygulanması gerektiğini vurguladı.
İstanbul'da sel riskini azaltmak için öncelikli olarak hangi adımlar atılmalı?
Kurnaz üç öncelikli adım sıraladı: dere yataklarına ve kıyılarına yeni yapı izni verilmemesi ve mevcut riskli yapılar için aşamalı dönüşüm planı hazırlanması; her yeni yapının kendi yağmurunun bir bölümünü tutmasını yasal zorunluluk haline getirmek; kanun ve yönetmelikler uygulanarak dere vadilerindeki bodrum katlarda yaşamın önüne geçmek.
Sel sırasında bireyler kendilerini korumak için nelere dikkat etmeli?
Kurnaz'a göre birkaç basit kural hayat kurtarıcı: hızlı akan 15 santimlik su bile bir yetişkini devirebilir, biraz daha derin su arabayı sürükleyebilir. Su basmış alt geçitlere girilmemeli, akan suyun içinden geçilmemeli ve elektrik riski nedeniyle su birikintilerinden uzak durulmalıdır.