
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında sermaye piyasalarındaki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. İzmir depreminin altıncı yıl dönümünde depremde hayatını kaybedenleri de anan Babacan, piyasalardaki sorunları 'el yapımı bir deprem' benzetmesiyle anlattı ve yaşananları Cumhuriyet tarihi boyunca görülmüş en büyük piyasa dolandırıcılığı olarak tanımladı.
"Doğal bir hadise değil, el yapımı bir kriz"
Babacan, sermaye piyasalarında yaşananların kendiliğinden ortaya çıkmış bir kriz olmadığını vurguladı. "Deprem diyoruz ama bu el yapımı, ev yapımı bir hadise, bir doğal hadise değil" diyen Babacan, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca bu ölçekte bir piyasa dolandırıcılığıyla karşılaşmadığını söyledi. Piyasa dolandırıcılığı ifadesinin Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamında yasal bir terim olduğunu da hatırlatan Babacan, bu büyüklükte bir dolandırıcılığın bu denli uzun süre sürdürülebilmesinin ancak siyasi iktidar içinden ve bürokrasiden destek gelmesiyle mümkün olabileceğini ileri sürdü.
Borsa İstanbul'un dünyanın en gelişmiş bilgi işlem sistemine ve sermaye piyasalarının en modern hukuki altyapıya sahip olduğunu belirten Babacan, bu altyapının 16 bin liralık bir işlemdeki usulsüzlüğü bile anında tespit edebilecek kapasitede kurulduğunu söyledi. "Ama hangi kurum olursa olsun insan faktörü çok önemli. Eğer kadrolar ahlaki erozyona uğradıysa, devlet imkânlarını birilerine peşkeş çekmekle meşgulse, o zaman en sağlam altyapı bile işlemez" diye konuştu.
131 fon, 800 milyar TL, 150 milyar dolar değer kaybı
Babacan, dolandırıcılığın boyutlarına ilişkin çarpıcı rakamlar paylaştı. Finansal piyasalardaki dolandırıcılığın 131 fonla ilgili kısmının yaklaşık 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar düzeyinde olduğunu aktaran Babacan, ancak asıl büyük tablonun bu rakamın çok ötesinde olduğuna dikkat çekti. Olayın yarattığı güvensizlik ve karamsarlığın sermaye piyasalarında Eylül ayından bu yana 150 milyar doları aşan bir değer kaybına yol açtığını ve bu kaybın artmaya devam ettiğini vurguladı.
Bireysel yatırımcı sayısındaki değişime de değinen Babacan, Eylül başında 7 milyon olan bireysel yatırımcı sayısının şu an 6,5 milyona gerilediğini belirtti. "Türkiye'de 27 milyon hane var. Bu 27 milyon hanenin 7 milyonunu doğrudan etkileyen bir hadiseyle karşı karşıyayız" dedi.
İktidara çağrı: Liste açıklansın, komisyon kurulsun
Sermaye piyasalarındaki gelişmelerin araştırılması için TBMM'de komisyon kurulması çağrısını yineleyen Babacan, ilgili listenin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. "İzmir'den tekrar iktidara sesleniyorum. Eğer bu listeyi açıklamazsanız, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde komisyon kurmazsanız, bunun üstünü örtme eğilimine devam ederseniz bu piyasalarda kötüleşme durmaz" diye konuştu.
Babacan, suçluların en ağır cezayla yüzleşmesi gerektiğini de sözlerine ekledi: "Eğer bu olayda çalanın yanına kalırsa, dolandıranın yanına kalırsa bundan sonra Türkiye'nin sermaye piyasalarına asla yatırım olmaz, kimse gelmez. Bizim insanımız da yatırım yapmaz, uluslararası yatırımcılar da yatırım yapmaz. Dolandırana hak ettiği cezayı vermezseniz bu piyasalarda her zaman dolandırıcılığın önünü açık tutmuş olursunuz."
2027 bütçesi ve faiz yükü
Basın toplantısında 2027 yılı bütçesini de masaya yatıran Babacan, en büyük harcama kaleminin artık faize ayrıldığını söyledi. 2027 bütçesinde faiz için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrıldığını belirten Babacan, "Adı dört olmasın diye üç dokuz yüz yetmişler. Fiyat etiketlerinde yazarlar ya 9 lira 95 kuruş diye, 10 dememek için. Bu da böyle bir şey" diye konuştu. Bu rakamın gelecek yılın ortalama kuruyla hesaplandığında 70 milyar dolara karşılık geldiğini ifade eden Babacan, bunun tek sebebini kötü yönetim ve güven eksikliği olarak nitelendirdi.
Babacan ayrıca basın ve ifade özgürlüğünün toplumsal denetim açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Fon skandalı gündeme geldikten sonra çok sayıda gazetecinin gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ev hapsine girdiğini belirten Babacan, "Normalde devletin yapması gereken suçu caydırmaktır. Fakat şu anda yapılan gazeteciliği, ifade özgürlüğünü caydırma" dedi. Basın özgürlüğü olsaydı bu dolandırıcılığın daha küçük aşamada ifşa edileceğini ve büyümesinin önüne geçilebileceğini savundu.
Güven birkaç ayda toparlanabilir, paralar yıllarca sürebilir
Sermaye piyasalarındaki güven kaybının ne kadar sürede giderilebileceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Babacan, doğru bir süreç kurulması halinde güvenin birkaç ay içinde hızla geri kazanılabileceğini söyledi. Ancak yurt dışına çıkarılan paraların tahsilinin farklı bir tablo olduğunu belirten Babacan, dünyada 220 farklı finansal düzenlemenin geçerli olduğu bölge bulunduğunu ve bu paraların her birinde uzman avukatlarla çalışılarak söke söke tahsil edilmesi gerektiğini anlattı. İmar Bankası sürecinde TMSF aracılığıyla benzer tahsilatların başarıyla yapıldığını hatırlatan Babacan, "Çatır çatır hepsi tahsil edilir ama önce niyet lazım" dedi.
Orta ve küçük ölçekli halka açık şirketler için derhal bir yeniden değerleme çalışması başlatılması gerektiğini de vurgulayan Babacan, bu sürecin haftalardır başlatılmamış olmasını eleştirdi. Deprem hazırlıkları ve kentsel dönüşüm konusunda ise rant odaklı yaklaşımın önce insan odaklı bir anlayışla değiştirilmesi gerektiğini, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki siyasi ayrımın deprem önlemlerini sekteye uğrattığını söyledi. Belediye başkanlarının parti değiştirmesi meselesini ise imar rantlarıyla ilişkilendiren Babacan, imar mevzuatının sağlam bir yasal çerçeveye kavuşturulmadan bu sorunların bitmeyeceğini belirtti.
Sıkça Sorulan Sorular
Babacan'ın bahsettiği 'liste' nedir ve neden açıklanmasını istiyor?
Babacan, sermaye piyasalarındaki dolandırıcılıkla bağlantılı olduğunu öne sürdüğü bir listenin kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti. Bu listenin içeriğine ilişkin kaynak metinde ayrıntı bulunmamakla birlikte Babacan, listenin açıklanmaması durumunda piyasalardaki kötüleşmenin durmayacağını ve sorumluların korunduğu izleniminin yerleşeceğini savundu.
Sermaye piyasalarındaki değer kaybı ne kadar büyük?
Babacan'ın aktardığı rakamlara göre, 131 fonla ilgili dolandırıcılık kısmı yaklaşık 800 milyar TL yani 16 milyar dolar düzeyinde. Buna ek olarak olayın yarattığı güvensizlik ve karamsarlık nedeniyle Eylül ayından bu yana piyasalarda 150 milyar doları aşan bir değer kaybı yaşandı ve bu kaybın artmaya devam ettiği belirtildi.
Güven ne zaman geri kazanılabilir?
Babacan, sorumluların ortaya çıkarılmasına yönelik doğru bir süreç kurulması halinde piyasalardaki güvenin birkaç ay içinde hızla toparlanabileceğini söyledi. Ancak yurt dışına çıkarılan paraların tahsilinin çok daha uzun, birkaç yıl sürebilecek bir süreç gerektireceğini de vurguladı.
Babacan basın özgürlüğünü fon skandalıyla nasıl ilişkilendirdi?
Babacan, basın özgürlüğü olsaydı bu dolandırıcılığın daha küçük aşamada kamuoyuna yansıyacağını ve büyümesinin önüne geçilebileceğini savundu. Fon skandalının gündeme gelmesinin ardından çok sayıda gazetecinin gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ev hapsine girdiğini belirterek bunun suçu değil gazeteciliği caydırma girişimi olduğunu ileri sürdü.
2027 bütçesindeki faiz ödeneği ne kadar ve Babacan bunu nasıl değerlendirdi?
Babacan'a göre 2027 bütçesinde faiz için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrıldı. Bu rakamın gelecek yılın ortalama kuruyla hesaplandığında 70 milyar dolara karşılık geldiğini belirten Babacan, faizin bütçenin en büyük harcama kalemi haline geldiğini ve bunun tek sebebinin güven eksikliğine dayanan kötü yönetim olduğunu söyledi.