
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Ankara'daki zirvesine katılmaması, Bakü-Ankara ilişkilerinin mevcut durumuna dair geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Resmi gerekçe net: Aliyev, önceden belirlenmiş programı çerçevesinde Azerbaycan'da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası'nın kapanış ve ödül törenine katılacak. Ancak hükümete yakın medyanın bu kararı çok daha geniş bir siyasi çerçevede ele alması, meselenin yalnızca bir takvim çakışmasından ibaret olmadığına işaret ediyor.
Resmi Açıklama ve Sahne Arkası
Azerbaycan yetkilileri, Aliyev'in Türkiye'ye gitmemesi konusunda FIFA töreninin ötesinde herhangi bir gerekçe açıklamadı. Zirveyi Cumhurbaşkanı adına Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Türkiye tarafından da resmi bir açıklama gelmedi; ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede isim vermeksizin "Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur" ifadesini kullandı.
Öte yandan hükümete yakın APA ajansı ve diğer iktidar yanlısı medya kuruluşları, Aliyev'in bu kararını son haftalarda Türkiye'de Azerbaycan yönetimine yönelik eleştiriler, Ankara'nın bu eleştirilere verdiği tepki ve diplomatik karşılıklılık ilkesiyle doğrudan ilişkilendiriyor. Bu değerlendirmeler resmi devlet açıklaması niteliği taşımıyor; ancak söylemin iktidara yakın medya üzerinden bu denli güçlü biçimde dile getirilmesi, Bakü'nün hoşnutsuzluğunu gayrıresmi kanallar aracılığıyla iletmesi olarak yorumlanıyor.
Türkiye'deki "Sistemli Kampanya" İddiası
APA ajansına göre son haftalarda Türkiye medyasında ve sosyal medyada Azerbaycan ile ülke yönetimine karşı üç temel başlık üzerinden bir kampanya yürütüldü: Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri, Azerbaycan'daki okul forması ve başörtüsü tartışması ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için olası adaylar meselesi.
Ajans, bu eleştirilerin münferit yorumlar olmadığını, aksine Azerbaycan'a karşı yürütülen "sistemli, yönlendirilen ve amaçlı" bir kampanyanın parçası olduğunu öne sürüyor. Ankara'nın bu sürece geç müdahale etmesinin Bakü'de ciddi rahatsızlık yarattığı da vurgulanan noktalar arasında yer alıyor.
BM Genel Sekreterliği meselesinde ise APA, Türkiye'nin diplomatı Feridun Sinirlioğlu'nun adaylığını henüz resmen açıklamadığını belirterek Azerbaycan'ın bu adaya destek vermemekle suçlanmasının temelsiz olduğunu savunuyor. Bunlara ek olarak Türkiye'de Azerbaycan büyükelçilikleri önünde düzenlenen protestolar ve Azerbaycan yönetimine yönelik sert suçlamalar da Bakü'nün rahatsızlığının somut nedenleri arasında gösteriliyor.
Neden Resmi Değil, Medya Üzerinden?
Bu noktada akla gelen doğal soru şu: Bakü neden rahatsızlığını doğrudan resmi kanallardan değil, hükümete yakın medya aracılığıyla dile getiriyor? Bunun yanıtı Azerbaycan'ın Türkiye ile kurduğu ilişkinin doğasında yatıyor.
İki ülke arasındaki bağ, Azerbaycan'da resmi düzeyde "stratejik ortaklık" ve "bir millet, iki devlet" anlayışı üzerinden tanımlanıyor. Bu çerçevede Ankara'ya yönelik sert bir resmi açıklama, iki ülke arasında açık bir diplomatik kriz izlenimi yaratabilir. Hükümete yakın medya ise Bakü'ye hem rahatsızlığını gösterme hem de bunu resmi devlet politikası seviyesine taşımama imkânı sunuyor.
Bu yaklaşımın üç olası amacı olduğu değerlendiriliyor: Türkiye'deki Azerbaycan karşıtı söylemlerin Bakü tarafından dikkatle izlendiğini Ankara'ya göstermek; Aliyev'in TDT Zirvesi gibi Azerbaycan açısından önemli bir toplantıya katılmamasını iç kamuoyuna açıklamak ve ileride ilişkilerin yumuşatılabilmesi için diplomatik manevra alanını korumak. Benzer gayrıresmi mesajların geçmişte Türkiye ve eski müttefik Rusya ile yaşanan gerginlik dönemlerinde de kullanıldığı hatırlatılıyor.
Bu Bir Kriz mi?
Şimdilik bu gelişmeyi açık bir kriz olarak nitelendirmek için yeterli resmi dayanak bulunmuyor. APA da Azerbaycan'ın TDT'den uzaklaşmadığını ve teşkilatın kurucu üyelerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü özellikle vurguluyor.
Ajans ayrıca karşılıklılık ilkesine dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da daha önce Azerbaycan'da düzenlenen bazı etkinliklere katılmadığını hatırlatıyor. Örnek olarak Erdoğan'ın 2024 yılında Şuşa'da düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi'ne katılmaması gösteriliyor.
Bununla birlikte, hükümete yakın medyanın kararı bu denli geniş bir siyasi perspektiften ele alması, Bakü'nün Türkiye'deki son gelişmelerden duyduğu rahatsızlığın gayrıresmi bir mesajı olarak okunabilir. Bu mesajın özü şöyle özetleniyor: Azerbaycan, Türkiye ile yakın ilişkilerini sürdürmek istiyor; ancak bu ilişkinin Bakü'nün dış politikasını Ankara'nın siyasi veya ideolojik beklentilerine göre şekillendirmesi anlamına gelmesini kabul etmiyor.
Azerbaycan'ın Değişen Öz Algısı
BBC Azerbaycanca Servisi'ne konuşan Azerbaycanlı siyaset bilimci Şahin Caferli, bu tutumu daha geniş bir perspektiften değerlendiriyor. Caferli'ye göre 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Azerbaycan artık kendisini dış desteğe muhtaç küçük bir devlet olarak değil, bölgesel ve küresel düzeyde "orta güç" statüsüne sahip bir aktör olarak konumlandırıyor.
"Zaferden sonra Azerbaycan artık kendisini eski Azerbaycan olarak görmüyor ve İlham Aliyev de kendisini eski İlham Aliyev olarak görmüyor" diyen Caferli, "Azerbaycan hem bölgesel jeopolitikte hem de küresel ilişkilerde kendisini farklı şekilde konumlandırıyor ve yeni bir oyuncu olarak sunuyor" değerlendirmesini yapıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Aliyev Ankara'daki TDT Zirvesi'ne neden katılmadı?
Resmi açıklamaya göre Aliyev, önceden belirlenmiş programı kapsamında Azerbaycan'da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası'nın kapanış ve ödül törenine katılacaktı. Azerbaycan yetkilileri bu gerekçenin ötesinde başka bir açıklama yapmadı.
Zirveyi Azerbaycan adına kim temsil etti?
Azerbaycan'ı TDT'nin Ankara zirvesinde Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.
Hükümete yakın APA ajansı Aliyev'in katılmamasını nasıl yorumluyor?
APA ajansı, kararı son haftalarda Türkiye medyasında ve sosyal medyada Azerbaycan yönetimine yönelik yürütüldüğünü öne sürdüğü "sistemli, yönlendirilen ve amaçlı" bir kampanyayla ilişkilendiriyor. Ajans, Azerbaycan-İsrail ilişkileri, başörtüsü tartışması ve BM Genel Sekreterliği adaylığı gibi konuların bu kampanyanın başlıca başlıkları olduğunu belirtiyor.
Bakü'nün rahatsızlığı neden resmi kanallar yerine medya üzerinden iletiliyor?
Türkiye ile ilişkiler Azerbaycan'da resmi düzeyde "bir millet, iki devlet" anlayışıyla tanımlandığından, doğrudan resmi bir eleştiri açık diplomatik kriz izlenimi yaratabilir. Hükümete yakın medya aracılığıyla mesaj vermek ise Bakü'ye rahatsızlığını gösterme ve aynı zamanda diplomatik manevra alanını koruma imkânı sunuyor.
Bu gelişme Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde bir krize işaret ediyor mu?
Şimdilik bunu bir kriz olarak nitelendirmek için yeterli resmi dayanak bulunmuyor. APA, Azerbaycan'ın TDT'den uzaklaşmadığını vurgularken Erdoğan'ın da 2024'te Şuşa'daki TDT Gayriresmi Zirvesi'ne katılmadığını hatırlatarak karşılıklılık ilkesine dikkat çekiyor.