
Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ, Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşandığını ileri sürdüğü gerilimi ve bu gerilimin arka planını anlattı. Demirağ, söz konusu gerginliğin kalıcı olmayacağını düşündüğünü belirtirken Türkiye'nin dış politikasında mütekabiliyet ilkesinin göz ardı edildiğini de savundu. Demirağ'a göre Türkiye'deki bazı siyasi çevrelerin Azerbaycan'a yönelik benimsediği üstenci dil, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine ciddi zarar veriyor.
"Erdoğan Karabağ'ı aldı gibi bir algı yaratmaya kalkıştılar"
Demirağ, Türkiye'deki siyasi çevrelerin zaman zaman Azerbaycan'a karşı yüksek perdeden bir söylem geliştirdiğini vurguladı. "Yüksek perdeden konuşmaya başlıyorlar, bir ağabeylik taslamaya kalkışıyorlar. Erdoğan Karabağ'ı aldı gibi bir algı yaratmaya kalkıştılar" diyen Demirağ, bu tutumun karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerle bağdaşmadığını ifade etti. Demirağ, Azerbaycan'ın da bu tür bir söyleme tarihsel bir hatırlatmayla yanıt verebileceğini belirterek "Böyle konuşursanız Azerbaycan da 'Biz de Çanakkale'de abinle beraber değil miydik?' der" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın çevrelerin Azerbaycan konusunda yüksek perdeden açıklamalar yaptığını öne süren Demirağ, bu yaklaşımın iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine zarar verdiğini söyledi. "Türkiye'de kraldan çok kralcılık anlayışı var" ifadesini kullanan Demirağ, özellikle AK Parti çevresinden bazı isimlerin Azerbaycan ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev hakkındaki açıklamalarını sert bir dille eleştirdi.
"Lafa gelince iki devlet bir millet, söz konusu din olunca ümmetçi kesiliyorsunuz"
Demirağ, din ve mezhep ekseninde Azerbaycan'a yönelik yürütülen söylemi de doğrudan hedef aldı. "Lafa gelince iki devlet, bir millet diyorsunuz ama söz konusu din kisvesi olunca birdenbire ümmetçi kesiliyorsunuz. Azerbaycan'ın da ümmete dahil olmasını istiyorsunuz. Böyle bir şey yok. Azerbaycan'ın tarihinde, kültüründe böyle bir şey yok" diye konuştu.
Azerbaycan'ın toplumsal yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Demirağ, ülkede mezhep ve din tartışmalarının Türkiye'deki bazı siyasi çevrelerin gündeme getirdiği biçimde yaşanmadığını savundu. Farklı mezheplerden insanların Azerbaycan'da bir arada yaşadığını belirten Demirağ, "Bir Azerbaycanlı ile başka bir Azerbaycanlı yan yana geldiğinde asla din ve mezhep konusunu konuşmazlar. Kültür, sanat ve tarihi konuşurlar" dedi. Demirağ, "Azerbaycan'da başörtüsü diye bir mesele yok" diyerek bu konunun Türkiye'deki bazı çevrelerce haksız biçimde gündemde tutulduğunu ileri sürdü.
Oktay Saral'a sert eleştiri: "Azerbaycan'ı bilmez, Aliyev'i tanımaz"
Demirağ, başta Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral olmak üzere AK Parti çevresinden bazı isimlerin Azerbaycan'a yönelik eleştirilerini "yersiz ve haksız" olarak nitelendirdi. Saral'ın Azerbaycan'ı ve Türk dünyasını tanımadığını savunan Demirağ sözlerini şöyle sürdürdü: "Azerbaycan'ı bilmez, Türk dünyasını bilmez, Aliyev'i tanımaz. Azerbaycan'ın tarihini, kültürünü ve sanatını da bilmez. Dolayısıyla bu konuyu daha fazla kaşımanın anlamı yok."
Aliyev'in temsilciyi geri gönderdiği iddiası
Demirağ'ın en dikkat çekici iddiası ise Cumhurbaşkanı Erdoğan adına Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmeye giden bir temsilciye ilişkindi. Demirağ, söz konusu temsilcinin görüşmede başörtüsü meselesini gündeme getirdiğini ve okullarla ilgili taleplerde bulunduğunu öne sürdü. Aliyev'in bu taleplere "Dönüşün, burada bitmiştir" anlamına gelen bir ifadeyle karşılık verdiğini iddia eden Demirağ, bu tutumun diplomatik bir dille temsilcinin görüşmeden uzaklaştırılması anlamına geldiğini söyledi. Demirağ, Türkiye'nin Azerbaycan'a yönelik yaklaşımında üstenci bir dil kullanmaması gerektiğini de vurguladı.
Defne Soyer: "Babam aynı fiilden üç kez tutuklandı"
Aynı programda söz alan Tunç Soyer'in kızı ve avukatı Defne Soyer ise babasının tutukluluk sürecine ilişkin değerlendirmelerini aktardı. Radyo Sputnik'te Mustafa Hoş'un konuğu olan Defne Soyer, babasının ilk olarak nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle yaklaşık altı ay tutuklu kaldığını, bu suçun unsurlarının oluşmadığının ortaya çıkmasının ardından tahliye edildiğini söyledi.
Ancak tahliyeden bir hafta önce başka bir kooperatif soruşturması kapsamında yeniden tutuklandığını anlatan Soyer, süreci şöyle aktardı: "Belediyenin kurduğu ya da kurdurduğu kooperatifler olmamasına rağmen, Tunç Soyer'in üye olmamasına, yönetimde olmamasına, hiçbir tanıdığı olmamasına rağmen, kooperatifin iç işleyişiyle ilgili davalarda bu modeli ortaya koyarak ve destekleyerek kooperatiflerde iddia edilen zimmete yardım etmiş olabilir mi diye bu sefer tutuklandı. Sonra başka bir kooperatif dosyası ayrıldı. Sonra oradan bir daha tutuklandı."
Defne Soyer, babasının farklı kooperatif dosyaları üzerinden yeniden tutuklanmasını "yedek tutukluluk" ve "yedeğin yedeği tutukluluk" olarak nitelendirdi. Ceza hukukunda değerlendirmelerin fiiller üzerinden yapıldığına dikkat çeken Soyer, "Tunç Soyer'e yöneltilen fiil, ki bunun ne kadar fiil kabul edilebileceği de tartışılır, bu modelin ortaya konmasını desteklemesi. Açılışlarda konuşmalar yapmış olması mesela" dedi.
Babasına yönelik mali bir suçlama bulunmadığını da öne süren Defne Soyer, MASAK raporuna dikkat çekti: "Tunç Soyer'e zaten bir kuruş haksız menfaat elde ettiği iddia edilmiyor. MASAK raporunda hiçbir şüpheli hareketi yok, hiçbir para alışverişi yok. Belediye başkanlığı süresince maaş hesabı dışında zenginleşmediği ortaya çıktı. Yani Tunç Soyer'e yöneltilen mali bir suçlama yok aslında." Avukat sıfatıyla babasını her gün ziyaret edebildiğini belirten Defne Soyer, sürecin sona ereceğine inandığını ifade ederek "Umarım ona kavuşacağız ve sizinle kendisi görüşerek yorumlarını aktaracak" dedi.
Sıkça Sorulan Sorular
Yavuz Selim Demirağ, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gerilimin kalıcı olup olmayacağını nasıl değerlendiriyor?
Demirağ, gerilimin kalıcı olmayacağını düşündüğünü belirtti. Bununla birlikte Türkiye'nin dış politikasında mütekabiliyet ilkesinin göz ardı edildiğini ve bu durumun ilişkilere zarar verdiğini savundu.
Demirağ'ın Aliyev'in Erdoğan'ın temsilcisini geri gönderdiğine dair iddiası nedir?
Demirağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan adına Aliyev ile görüşmeye giden bir temsilcinin başörtüsü meselesini gündeme getirdiğini ve okullarla ilgili taleplerde bulunduğunu öne sürdü. Aliyev'in "Dönüşün, burada bitmiştir" anlamına gelen bir ifadeyle karşılık verdiğini iddia eden Demirağ, bunun diplomatik bir dille temsilcinin geri gönderilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Demirağ, Oktay Saral hakkında ne söyledi?
Demirağ, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral başta olmak üzere AK Parti çevresinden bazı isimlerin Azerbaycan'a yönelik eleştirilerini "yersiz ve haksız" olarak nitelendirdi. Saral'ın Azerbaycan'ı, Türk dünyasını ve Aliyev'i tanımadığını savundu.
Defne Soyer, babasının tutukluluk sürecini nasıl tanımlıyor?
Defne Soyer, babasının önce nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle tutuklandığını, ardından bu suçun unsurlarının oluşmadığının anlaşılmasıyla tahliye edilmek üzereyken farklı kooperatif dosyaları üzerinden yeniden tutuklandığını anlattı. Bu durumu "yedek tutukluluk" ve "yedeğin yedeği tutukluluk" olarak nitelendirdi.
Defne Soyer, babasına yönelik mali bir suçlama bulunup bulunmadığı konusunda ne söyledi?
Defne Soyer, Tunç Soyer'e bir kuruş haksız menfaat elde ettiğinin dahi iddia edilmediğini belirtti. MASAK raporunda herhangi bir şüpheli hareket ya da para alışverişi bulunmadığını, babasının belediye başkanlığı süresince maaş hesabı dışında zenginleşmediğinin ortaya çıktığını ifade etti.