
Boşanma sonrasında uygulanan ömür boyu nafaka sisteminde köklü bir değişimin kapıları aralanıyor. Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesinin ardından başlayan yasal düzenleme süreci, yeni bir boyut kazandı. Daha önce hazırlanan taslağın taraflardan birinde mağduriyet yaratacağı değerlendirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, konunun yeniden ve daha kapsamlı biçimde ele alınmasını istedi.
Anayasa Mahkemesi Kararı ve TBMM'ye Tanınan Süre
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026'da verdiği kararla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan "süresiz olarak" ibaresinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Yüksek Mahkeme, iptal kararının yayımlanma tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu düzenleme, TBMM'ye yeni bir yasal çerçeve oluşturması için 30 Haziran 2027 tarihine kadar süre tanımış oldu. Söz konusu süre zarfında yasama organının kalıcı bir düzenleme yapması bekleniyor.
İlk Taslak Neden Yetersiz Bulundu?
Sürecin ilk aşamasında hazırlanan taslakta nafaka süresinin doğrudan evlilik süresiyle ilişkilendirilmesi öngörülüyordu. Bu formüle göre 10 yıla kadar süren evliliklerde 5 yıl, 10 yılı aşan evliliklerde ise evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi planlanıyordu. Ancak bu yaklaşımın hem kısa süreli hem de uzun yıllar devam eden evlilikler açısından farklı mağduriyetlere yol açabileceği değerlendirmesi ön plana çıktı. Mevcut formülün taraflardan birinde yeni mağduriyetler oluşturabileceği tespiti üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, konunun yeniden ve daha kapsamlı bir bakış açısıyla ele alınmasını talep etti.
Yeni Formülde Hangi Kriterler Belirleyici Olacak?
Yeni çalışmada nafaka süresinin ve miktarının belirlenmesinde çok daha geniş bir kriter seti esas alınması bekleniyor. Sabah'ta yer alan habere göre, tarafların yaşı, sağlık durumu, çalışma imkânı, gelir düzeyi, evlilik süresi ve boşanma sonrasındaki ekonomik koşullar bir arada değerlendirilecek. Bu yaklaşım, tek bir formül yerine her davanın kendine özgü koşullarını gözetmeyi hedefliyor. Böylece hem kısa süreli evliliklerden hem de uzun soluklu birlikteliklerden doğan nafaka uyuşmazlıklarında daha adil sonuçlara ulaşılması amaçlanıyor.
Geniş Katılımlı Bir Süreç Planlanıyor
Yeni düzenlemenin hazırlanmasında geniş bir paydaş kitlesinin görüşlerine başvurulması planlanıyor. Kadın dernekleri, akademisyenler, hukukçular, aile mahkemesi hâkimleri ve ilgili kamu kurumlarının sürece dahil edilmesi üzerinde duruluyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da çalışmalara katkı sunması bekleniyor. Bu yaklaşım, düzenlemenin yalnızca teknik bir hukuki meselenin ötesinde toplumsal bir uzlaşı zeminine oturtulmak istendiğine işaret ediyor.
Sürecin Bundan Sonraki Adımları
Anayasa Mahkemesi'nin belirlediği takvim çerçevesinde TBMM'nin 30 Haziran 2027'ye kadar yeni bir yasal düzenlemeyi tamamlaması gerekiyor. Mevcut tabloya göre hem ilk taslaktaki formülden vazgeçilmiş hem de yeni kriterlerin nasıl hayata geçirileceğine ilişkin çalışmalar yeniden başlatılmış durumda. Kaynakta yer alan bilgilere göre süreç, paydaşların görüşleri alındıktan sonra şekillenmeye devam edecek.
Sıkça Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesi nafaka konusunda ne zaman ve nasıl bir karar verdi?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Yüksek Mahkeme, bu iptal hükmünün yayımlanma tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
TBMM'nin yeni düzenlemeyi yapması için ne kadar süresi var?
Anayasa Mahkemesi'nin belirlediği takvime göre TBMM, yeni yasal düzenlemeyi 30 Haziran 2027 tarihine kadar tamamlamak zorunda.
Daha önce hazırlanan taslakta nafaka süresi nasıl hesaplanıyordu?
İlk taslakta nafaka süresi evlilik süresiyle ilişkilendirilmişti. Buna göre 10 yıla kadar süren evliliklerde 5 yıl, 10 yılı aşan evliliklerde ise evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi öngörülüyordu.
Yeni düzenlemede nafaka belirlenirken hangi kriterler dikkate alınacak?
Yeni çalışmada tarafların yaşı, sağlık durumu, çalışma imkânı, gelir düzeyi, evlilik süresi ve boşanma sonrasındaki ekonomik koşullarının birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.
Yeni düzenleme sürecine kimler katılacak?
Kadın dernekleri, akademisyenler, hukukçular, aile mahkemesi hâkimleri ve ilgili kamu kurumlarının görüşlerinin alınması planlanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da çalışmalara katkı sunması bekleniyor.