
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, parti yöneticilerinin de hazır bulunduğu bir toplantıyla TİP Kurtuluş Bildirgesi'ni kamuoyuna açıkladı. Baş, bildirgenin amacını şu sözlerle özetledi: "Bu çağrıyla birlikte bu iktidara teslim olmayacak bir toplumsal kuvveti sahaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Biz kendimizi böyle görüyoruz."
Toplantı Neden Ertelendi?
Baş, söz konusu toplantıyı bir hafta önce gerçekleştirmek istediklerini ancak partili iki öğrencinin "Yusuf Tekin istifa" pankartı asmalarının ardından tutuklanmaları üzerine etkinliği ertelemek zorunda kaldıklarını belirtti. Açıklamasına dünya genelindeki tabloyu değerlendirerek başlayan Baş, küresel ölçekte karşı devrimci bir sürecin yaşandığını ve halkların kazanımlarının hedef alındığını söyledi. Türkiye'deki mevcut yapının da bu uluslararası "kara ittifak"ın bir parçası olduğunu vurguladı.
Servet Eşitsizliği Rakamlarla Ortaya Kondu
Baş, ekonomik tabloya ilişkin somut veriler aktardı. 2025 rakamlarına göre dünyadaki en zengin yüzde 10'un toplam servetin yüzde 75'ini elinde bulundurduğunu ifade eden Baş, Türkiye özelinde de benzer bir tablonun geçerli olduğunu belirtti. Türkiye'de en zengin yüzde 1'in toplam servetin yüzde 35'inden fazlasına sahip olduğunu, buna karşın nüfusun yüzde 50'sinin ise toplam servetin yalnızca yüzde 2,5'ine sahip bulunduğunu aktardı. "İnanılmaz bir uçurum oluşmuş durumda" diyen Baş, bu zenginleşmenin tartışılmadan yoksulluğun nedenlerinin doğru biçimde ele alınamayacağını savundu.
Baş, otoriterleşme, totaliterleşme, baskıcı rejim uygulamaları ve yargının araçsallaştırılması gibi gelişmelerin temelinde sistemin sürdürülmesi arayışının yattığını öne sürdü. "Böylesi bir tabloda sadece basit bir iktidar değişikliği tartışması mı yapmalıyız, yoksa daha köklü bir biçimde sistem sorgulamasına da ihtiyaç var mı?" sorusunu Kurtuluş Bildirgesi aracılığıyla gündeme taşıdıklarını söyledi. Yaşanan sorunların esas sorumlusunun Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, Saray rejimi ve Cumhur İttifakı olduğunu belirtmekle birlikte, muhalefetin de bu tablonun değişmemesindeki etkenlerden biri olduğunun altını çizdi.
AKP Artık Gelecek Vaadi Sunamıyor
Erkan Baş, AKP'nin geçmişte "2023" ve "2071" gibi gelecek hedefleri üzerinden umut yarattığını ve bu sayede iktidar olduğunu hatırlattı. Ancak bu dönemin kapandığını vurgulayan Baş, partinin artık yurttaşın aklını ve gönlünü kazanacak bir adım atamadığını, bunun yerine tüm enerjisini muhalefeti sindirmeye ve toplumdaki öfkeyi bastırmaya yönelttiğini ileri sürdü. "'İnsanları umutsuz, çaresiz bırakırsam, yalnız kalırlarsa bana mahkum olurlar' diye düşünüyor" diyen Baş, Kurtuluş Bildirgesi'nin tam da bu anlayışın karşısında konumlandığını ve insanların yalnız olmadıklarını hissettirmeyi hedeflediğini söyledi.
Seçim Matematiğine İndirgenen Muhalefet Eleştirisi
Baş, muhalefetin sıkıştırıldığı bir başka alana da dikkat çekti: Türkiye'nin kurtuluşunu yalnızca seçim matematiğine indirgeyen anlayışı yeterli bulmadıklarını açıkladı. Seçimlerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl belirleyicinin seçime kadar olan süreçte muhalefetin nasıl bir alternatif yarattığı ve nasıl bir mücadele hattı belirlediği olduğunu vurguladı. "Biz seçimlerin bir sonuç olacağı iddiasındayız. Bu iktidar yenilecek, ondan sonra seçimler bunun tescil edileceği alanlar olabilir" diye konuşan Baş, "seçim gününe kadar bekleyelim, sandıkta 50+1 alırız" anlayışının muhalefeti felç ettiğini savundu.
Türkiye'de toplumsal tepki ile örgütlü mücadele arasında büyük bir mesafe oluştuğunu da dile getiren Baş, yurttaşlarla sık sık bir araya geldiklerini ve sahada gördükleri tablonun net olduğunu ifade etti: Büyük bir öfke ve tepki var, ancak bu enerji kendini ifade edecek kanal bulamıyor. Mevcut muhalefet zemininin bu enerjiyi etkin bir güce dönüştüremediğini belirten Baş, Türkiye'de siyasetin seçmene ve mitingdeki kalabalığa indirgendiğini, oysa yurttaşın siyasetin gerçek öznesi olması gerektiğini vurguladı.
Örgütlenme Çağrısı: Moral Değil, Eylem
Baş, Kurtuluş Bildirgesi'nin bir moral çağrısı değil, somut bir örgütlenme çağrısı olduğunu özellikle vurguladı. TİP olarak henüz istedikleri ölçekte etkili olamasalar da partinin bu iktidara hiçbir zaman teslim olmadığını, geri adım atmadığını ve boyun eğmediğini kaydeden Baş, bu kararlılığı büyütmek istediklerini söyledi. Bildirgenin üç temel hedefini şöyle sıraladı: İktidara teslim olmayacak toplumsal kuvvetin büyütülmesi için örgütlenme, halkı siyasetin öznesi kılacak bir anlayışın yaygınlaştırılması ve iktidarı yenmek için eğitim, sağlık, barınma hakkı ile Türkiye kaynaklarının toplumsal kullanımı gibi somut başlıkları kapsayan kurucu bir siyasi programın ortaya konulması. "Sadece mevcut düzene itiraz eden bir yaklaşımı aşmak istiyoruz. Yeni bir Türkiye, yeni bir siyasal programla daha etkili bir mücadele hattı öreceğiz" diyerek konuşmasını tamamladı.
Sıkça Sorulan Sorular
TİP Kurtuluş Bildirgesi nedir ve kim tarafından açıklandı?
TİP Kurtuluş Bildirgesi, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş tarafından parti yöneticilerinin de katıldığı bir toplantıyla kamuoyuna duyuruldu. Bildirge, iktidara teslim olmayacak toplumsal bir kuvvet oluşturmayı ve halkı siyasetin öznesi kılmayı amaçlayan bir örgütlenme çağrısı olarak tanımlandı.
Toplantı neden ertelenmişti?
Erkan Baş, toplantıyı bir hafta önce yapmak istediklerini ancak partili iki öğrencinin "Yusuf Tekin istifa" pankartı asmalarının ardından tutuklanmaları nedeniyle etkinliği ertelemek zorunda kaldıklarını açıkladı.
Erkan Baş hangi ekonomik verilere dikkat çekti?
Baş, 2025 verilerine göre dünyadaki en zengin yüzde 10'un toplam servetin yüzde 75'ini elinde bulundurduğunu aktardı. Türkiye özelinde ise en zengin yüzde 1'in toplam servetin yüzde 35'inden fazlasına sahip olduğunu, nüfusun yüzde 50'sinin ise toplam servetin yalnızca yüzde 2,5'ine sahip bulunduğunu belirtti.
TİP, seçimler konusunda nasıl bir tutum sergiliyor?
Erkan Baş, seçimlerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, Türkiye'nin kurtuluşunun yalnızca seçim matematiğine indirgenmesini yeterli bulmadıklarını söyledi. Asıl belirleyicinin seçime kadar geçen süreçte muhalefetin nasıl bir alternatif ve mücadele hattı oluşturduğu olduğunu vurgulayarak "seçim gününe kadar bekleyelim" anlayışının muhalefeti felç ettiğini savundu.
Bildirge hangi somut hedefleri içeriyor?
Baş'ın aktardığına göre bildirge üç temel hedef çerçevesinde şekilleniyor: İktidara teslim olmayacak toplumsal kuvvetin örgütlenerek büyütülmesi, halkı siyasetin gerçek öznesi kılacak bir anlayışın yaygınlaştırılması ve eğitim, sağlık, barınma hakkı ile Türkiye kaynaklarının toplumsal kullanımı gibi başlıkları kapsayan kurucu bir siyasi programın kamuoyuyla paylaşılması.