
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'deki grup toplantısında barış sürecine ilişkin iktidara sert bir çağrıda bulundu. "PKK kendini feshetti, silahları yaktı. Bir taraf adım attı ve sözünü tuttu; şimdi sözünü tutma sırası devlette ve iktidardadır" diyen Hatimoğulları, toplantıya bu hafta Barış Anneleri'nin de katıldığını belirterek konuşmasına anneleri selamlayarak başladı. Beyaz tülbentleriyle salonu dolduran annelerin kırk yılı aşkın süredir mücadelelerini sürdürdüğünü vurgulayan Hatimoğulları, onların barış taleplerini de kürsüden dile getirdi.
"Oyalama, zamana yayma neden?"
Hatimoğulları, 27 Şubat'ta Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla bir kapının aralandığını ve PKK'nın bu kapıdan geçerek kendini feshettiğini, silahları yaktığını, Türkiye'den çekildiğini ve Metina başta olmak üzere birçok kampı boşalttığını anlattı. Tüm bu adımların ardından milyonlarca vatandaşın şu soruları sorduğunu aktardı: "Yasa çıktı, peki ne zaman uygulanacak? Silahlarını yakanlar nereye gelecek? Dönmek isteyenler hangi güvenceyle dönecek?"
İktidarın kamuoyuyla paylaşılmış bir barış ve demokrasi takviminin bulunup bulunmadığını sorgulayan Hatimoğulları, "Bu sorunları yanıtlamak iktidarın görev ve sorumluluğu" dedi. Çerçeve Yasa'nın zaman kaybetmeksizin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, bunun için Millî Güvenlik Kurulu kararının şart olduğunu ve bu kararın hızla alınması gerektiğini söyledi. Örgütün boşalttığı alanların ve tüm bu bilgilerin devletin raporlarında mevcut olduğunu belirterek yasanın uygulamaya girmesiyle silah bırakanların, diasporadakilerin ülkeye dönebileceğini ve hapishanedeki tutukluların serbest kalabileceğini ifade etti.
Öcalan'ın yeni yeri "hapishane olmamalı"
Hatimoğulları, barışın inşasındaki en güçlü adımın sürecin baş aktörü olarak nitelendirdiği Abdullah Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarına kavuşturulması ile Barış ve Siyasallaşma Kurulu Koordinatörlüğü'nün oluşturulmasıyla mümkün olduğunu savundu. Öcalan'ın yeni bir yere geçtiğinin kamuoyuyla daha önce paylaşıldığını hatırlatan Hatimoğulları, "Yeni yer, eski bir hapishaneden yeni bir hapishaneye geçilen yer olmamalı. Eski duvar yerine yeni duvar olmamalı" dedi.
Öcalan'ın bu yeni mekanı barış ve siyasallaşma koordinatörlüğünü yürüteceği bir çalışma alanı olarak gördüğünü aktaran Hatimoğulları, Öcalan'ın uzun süredir akademisyenler, siyasetçiler, kadınlar, insan hakları savunucuları ve siyasi çevrelerle görüşmek istediğini belirtti. Meclis'te bir izleme kurulunun kurulması ve Meclis'in barışı kolaylaştırıcı rolünü aktif biçimde üstlenmesi gerektiğini de vurgulayan Hatimoğulları, konuşmasının bu bölümünü Öcalan'a selam ve sevgilerini ileterek kapattı.
Tutuklu siyasetçiler ve kayyum uygulamaları
Eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçinin 4 Kasım 2016'da gözaltına alınarak tutuklandığını hatırlatan Hatimoğulları, Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulamak gibi yasal bir mecburiyeti olduğunu ancak bu kararlara rağmen tutukluların hâlâ cezaevinde bulunduğunu söyledi. Tutukluların siyasi rehine olarak tutulduğunu öne süren Hatimoğulları, davanın "siyasi intikama dönüştürüldüğünü" ifade etti.
4 Kasım yıl dönümü dolayısıyla Kobani Davası kapsamında tutuklu siyasetçilerin cezaevleri önünde basın açıklamaları yapılacağını duyuran Hatimoğulları, kendisinin Edirne'de Selahattin Demirtaş'ı, Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan'ın ise Kandıra'da Figen Yüksekdağ'ı ziyaret edeceğini açıkladı. Kayyum uygulamalarını da sert bir dille eleştiren Hatimoğulları, "Halkın iradesine halka rağmen oradan alıp yerine kayyum atamak kabul edilebilir bir şey değildir. Demokrasiyi mezara gömmek demektir" diye konuştu.
Fon soruşturması, emekli maaşı ve çocuk işçiliği
Fon soruşturmasını değerlendiren Hatimoğulları, yaşananları "bu ülkenin ekonomik Susurluk'u" olarak tanımladı. Susurluk olayının üzerinden 30 yıl geçtiğini, arabanın değiştiği ama zihniyetin değişmediğini söyleyen Hatimoğulları, "'Türkiye Yüzyılı' dediniz, vurgun yüzyılı çıktı. Bu vurgunu bir kanunla kapatamazsınız. Hesap sorulmadan, sorumlular ortaya çıkarılmadan bunun kapanmasına biz izin vermeyeceğiz" dedi.
Türkiye'de 17 milyon emekli bulunduğunu belirten Hatimoğulları, emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını ve 70-80 yaşındaki emeklilerin çalışmak zorunda kaldığını söyledi. DEM Parti'nin emekli maaşının yoksulluk sınırının yarısı olmasını önerdiğini ve güncel rakamla bunun 61 bin 928 lira ettiğini açıkladı. Kademeli emeklilik için Meclis'e kanun teklifi sunulduğunu ancak AKP ve MHP'nin karşı çıkması nedeniyle teklifin görüşülmediğini belirtti. 2027 bütçesinde garantili ödemelere 300 milyar lira, faizlere ise 4 trilyon lira ayrıldığına dikkat çeken Hatimoğulları, "Kaynak var, siz yapmıyorsunuz" dedi.
İş cinayetleri ve çocuk işçiliğine de değinen Hatimoğulları, yılın ilk dokuz ayında en az 66 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini söyledi. Antalya'da hortum nedeniyle beş işçinin, Dilovası'ndaki yangında ise yedi kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Hatimoğulları, yangının yaşandığı iş yerinde pencere dahi bulunmadığını vurguladı. Kamu görevlileri ve işverenlerin aradan geçen süreye rağmen yargılanmadığını belirten Hatimoğulları, MESEM'in kapatılması ve staj ile çıraklık süresinin sigorta başlangıcı sayılması gerektiğini ifade etti.
Mekke Anlaşması'na ret, Saymadi'ye özgürlük çağrısı
Dışişleri Komisyonu'ndan AKP, MHP ve CHP oylarıyla geçen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na karşı çıktıklarını yineleyen Hatimoğulları, anlaşmanın Türkiye'yi kendi seçmediği bir savaşın içine çekebileceğini savundu. Saldırı tanımının muğlak, mali yükün belirsiz olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, "Suud'un parasına karşılık Türkiye'nin gençlerini savaşa sokmak istiyorlar. Bölgedeki savaş paktlarına değil, barış ve işbirliği paktlarına ihtiyaç var" dedi.
SYKP Parti Meclisi üyesi Ahmet Saymadi'nin tutukluluğuna da değinen Hatimoğulları, tutuklamanın siyasi kimliği nedeniyle gerçekleştiğini öne sürdü. Saymadi'nin annesi Müşerref Saymadi ile görüştüğünü aktaran Hatimoğulları, annenin oğlunun suçlamalarla ilgisi olmadığını ve polis aramasında herhangi bir şeye rastlanmadığını söylediğini belirtti. Hatimoğulları, "Ahmet Saymadi derhal serbest bırakılsın" çağrısında bulundu. Van Büyükşehir Belediyesi'nde kayyum döneminde Sayıştay raporlarına göre 8,3 milyar liralık usulsüzlük tespit edildiğini de ileri süren Hatimoğulları, buna karşın Saray Belediyesi'nin aylık 8,5 milyon liralık kısıtlı bütçesiyle halk ekmek fabrikası işlettiğini, kırsal mahallelerde sekiz halkevi açtığını ve çiftçilere ata tohumu dağıttığını anlattı.
Konuşmasını tüm siyasi kesimlere ortak mücadele çağrısıyla bitiren Hatimoğulları, "Barış bize altın bir tepsiyle sunulmayacak. Barışı biz mücadele ile kazanacağız. Hiçbir güç barışın önünde duramaz" dedi.
Sıkça Sorulan Sorular
DEM Parti, barış sürecinde iktidardan ne talep ediyor?
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Çerçeve Yasa'nın zaman kaybetmeksizin hayata geçirilmesini, Abdullah Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarına kavuşturulmasını, Barış ve Siyasallaşma Kurulu Koordinatörlüğü'nün oluşturulmasını ve Millî Güvenlik Kurulu'nun bu süreçte hızla karar almasını talep etti.
PKK'nın gerçekleştirdiği adımlar neler olarak aktarıldı?
Hatimoğulları'nın aktarımına göre PKK, 27 Şubat'ta Abdullah Öcalan'ın çağrısının ardından kendini feshetti, silahları yaktı, Türkiye'den çekildi ve Metina başta olmak üzere birçok kampı boşalttı.
Barış Anneleri'nin grup toplantısındaki talepleri nelerdi?
Hatimoğulları'nın aktardığına göre Barış Anneleri, barışın önündeki engellerin kaldırılmasını, tecritle son bulunmasını, Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasını ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.
DEM Parti emekli maaşları konusunda ne öneriyor?
DEM Parti, emekli maaşının yoksulluk sınırının yarısı kadar olmasını önermekte olup Hatimoğulları, güncel rakamla bu tutarın 61 bin 928 lira ettiğini açıkladı. Parti ayrıca kademeli emeklilik hakkı için Meclis'e kanun teklifi sunduğunu, ancak AKP ve MHP'nin karşı çıkması nedeniyle teklifin görüşülmediğini belirtti.
Hatimoğulları Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında ne dedi?
Hatimoğulları, Dışişleri Komisyonu'ndan AKP, MHP ve CHP oylarıyla geçen anlaşmaya karşı çıktıklarını belirterek anlaşmanın Türkiye'yi kendi seçmediği bir savaşa çekebileceğini savundu; saldırı tanımının muğlak ve mali yükün belirsiz olduğunu vurguladı.