
Dünya genelinde 30 ülkede Müslümanları ve göçmenleri hedef aldığı belirlenen, İsrail merkezli kuruluşlarla bağlantılı dev bütçeli bir dezenformasyon kampanyası, iki araştırmacının hazırladığı kapsamlı bir raporla kamuoyunun gündemine taşındı. Kampanyanın dijital platformlarda yaklaşık 800 milyon reklam görüntülemesine ulaştığı ve Müslüman karşıtı söylemleri körüklediği tespit edildi.
Raporu Kimler Hazırladı?
"Büyük Yer Değiştirme Endüstrisi" başlığını taşıyan rapor, iki farklı uzmanlık alanından iki isim tarafından ortaklaşa kaleme alındı. Katar'daki Northwestern Üniversitesi'nde medya analizi alanında çalışan Doç. Dr. Marc Owen Jones ile çevrim içi manipülasyonları ortaya çıkaran açık kaynaklı istihbarat (OSINT) uygulayıcısı, teknoloji ve sosyal bilimler uzmanı Sohan Dsouza, kampanyayı sistematik biçimde belgeledi. Jones'un akademik medya analizi deneyimi ile Dsouza'nın OSINT yöntemleri, araştırmanın temelini oluşturdu.
Kampanyanın Kapsamı ve Bütçesi
Rapora göre söz konusu kampanya, Ekim 2023'ten Ekim 2026'ya kadar tam üç yıl boyunca kesintisiz sürdürüldü. Bu süre zarfında kullanılan bütçenin yaklaşık 6,12 milyon sterlin, yani 8,2 milyon dolar olduğu belirlendi. Kampanyanın coğrafi erişimi son derece geniş tutuldu: Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ile Orta Doğu'yu kapsayan 30 ayrı ülkede faaliyet yürütüldüğü saptandı. Dijital platformlardaki toplam reklam görüntüleme sayısının ise yaklaşık 800 milyona ulaştığı raporda yer aldı.
Hangi Yöntemler Kullanıldı?
Kampanyanın yalnızca geleneksel reklamcılıkla sınırlı kalmadığı, çok katmanlı bir içerik stratejisi izlendiği anlaşılıyor. Araştırmacılar, sosyal medya platformlarındaki ücretli reklamların yanı sıra yapay zeka teknolojisiyle üretilen videoların, şarkıların ve video oyunu parodilerinin de bu süreçte araç olarak kullanıldığını ortaya koydu. Bu çeşitli içerik formatları aracılığıyla Müslümanlar ve göçmenler aleyhine ırkçı söylemlerin yayıldığı, bunun yanı sıra Katar ve İran karşıtı içeriklerin de kampanyanın bir parçasını oluşturduğu tespit edildi.
Verilerin Gösterdiği Tablo
Raporda yer alan bulgular, kampanyanın hedef kitleler üzerindeki etkisini sayısal olarak da gözler önüne seriyor. Araştırmacıların incelediği yorumların yüzde 61'inin Müslüman karşıtı görüşleri destekler nitelikte olduğu belirlendi. Bu oran, kampanyanın dijital ortamlarda Müslüman karşıtı bir atmosfer oluşturmadaki etkinliğine dair somut bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
İsrail Bağlantısı
Kampanyanın, İsrail merkezli kuruluşlarla bağlantılı olduğu raporda vurgulandı. Araştırmacılar bu bağlantıyı açık kaynaklı istihbarat yöntemleriyle belgeledi. Kampanyanın başlangıç tarihi olan Ekim 2023, bölgedeki gelişmelerle eş zamanlı olması bakımından dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu dezenformasyon kampanyasını kimler ortaya çıkardı?
Kampanya, Katar'daki Northwestern Üniversitesi'nde medya analizi alanında çalışan Doç. Dr. Marc Owen Jones ile OSINT uygulayıcısı ve teknoloji-sosyal bilimler uzmanı Sohan Dsouza tarafından hazırlanan "Büyük Yer Değiştirme Endüstrisi" adlı raporla gün yüzüne çıkarıldı.
Kampanya kaç ülkede ve ne kadar süre yürütüldü?
Rapor, kampanyanın Ekim 2023'ten Ekim 2026'ya kadar üç yıl boyunca Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ile Orta Doğu'daki 30 ülkede sürdürüldüğünü ortaya koydu.
Kampanyanın bütçesi ne kadardı ve kaç kişiye ulaşıldı?
Kampanyanın bütçesi yaklaşık 6,12 milyon sterlin (8,2 milyon dolar) olarak belirlendi. Bu bütçeyle dijital platformlarda yaklaşık 800 milyon reklam görüntülemesine ulaşıldığı raporda belirtildi.
Kampanyada hangi içerik türleri kullanıldı?
Kampanyada sosyal medya platformlarındaki ücretli reklamların yanı sıra yapay zeka ile üretilen videolar, şarkılar ve video oyunu parodileri kullanıldı. Bu içerikler aracılığıyla Müslümanlar, göçmenler, Katar ve İran karşıtı ırkçı söylemlerin yayıldığı tespit edildi.
Araştırmada Müslüman karşıtı içeriklere ilişkin ne gibi bulgulara ulaşıldı?
Rapora göre incelenen yorumların yüzde 61'i Müslüman karşıtı görüşleri destekler nitelikte bulundu. Bu bulgu, kampanyanın dijital ortamda Müslüman karşıtı bir söylemi güçlendirme amacı taşıdığına işaret eden somut bir veri olarak raporun önemli sonuçları arasında yer aldı.