
Lübnan Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Hasan Cuni, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kendi kurucu belgesine sadık kalmadığını açıkça ifade etti. Sputnik'e verdiği demeçte Cuni, mahkemenin yapısal sorunlarını, finansman meselesini ve uluslararası adalet anlayışının temel çelişkilerini ele aldı.
UCM Davalarının Odağında Afrikalı Liderler
Profesör Cuni, mahkemenin kuruluşundan bu yana yürütülen davaların büyük çoğunluğunun Afrikalı devlet başkanlarını hedef aldığını vurguladı. Bu tablonun kurumun tarafsızlığına dair ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirten Cuni, "Uluslararası Ceza Mahkemesi, tüzüğüne ilişkin bazı çekincelere rağmen kendi tüzüğüne bağlı kalmıyor" dedi. Mahkemenin kendi tüzüğüyle çelişen bir çizgide ilerlediği yönündeki bu değerlendirme, kurumun meşruiyetine yönelik süregelen tartışmaların merkezine oturuyor.
Güven Krizi Eski Başsavcı Döneminden Önce Başladı
Cuni, mahkemeye duyulan güvensizliğin yalnızca son dönemle sınırlı olmadığının altını çizdi. Eski Başsavcı Kerim Han döneminden çok önce de kuruma yönelik kuşkuların var olduğunu hatırlatan profesör, mevcut durumun aslında ABD'nin mahkeme üzerindeki baskın rolünün boyutlarını gözler önüne serdiğini dile getirdi. Bu saptama, UCM'nin bağımsızlığı konusundaki tartışmalara yeni bir boyut katıyor.
Finansman Sorunu Taraflılığı Gözler Önüne Seriyor
Lübnanlı akademisyen, mahkemenin finansman yapısının kurumsal taraflılığın en somut göstergelerinden biri olduğunu savundu. Cuni, "Finansman sorunu mahkemenin temel taraflılığını ortaya koyuyor. Esasen bu bir 'Avrupa mahkemesi' ve kendi ülkelerinde adalet sağlamayan ülkeler uluslararası düzeyde adil olamazlar" ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeye göre UCM, evrensel bir adalet mekanizması olmaktan çok belirli bir coğrafyanın çıkarlarını yansıtan bir yapıya dönüşmüş durumda.
Tüzükteki Maddeler Adaletin Özünü Zayıflatabilir
Profesör Cuni, sorunun yalnızca uygulamadan değil, mahkemenin yasal çerçevesinin bizzat kendisinden kaynaklandığını da öne sürdü. Tüzükteki bazı maddelerin adaletin özünü aşındırmak amacıyla araçsallaştırılabileceğini belirten Cuni, bu durumun kurumun yapısal bir zaafiyetine işaret ettiğini vurguladı. Başka bir deyişle sorun, yalnızca kişilerin ya da siyasi konjonktürün yarattığı bir sapma değil; belgenin kendisinde gizli olan bir kırılganlık olarak değerlendiriliyor.
Egemenlik Mantığı Uluslararası Adaleti İmkânsız Kılıyor
Cuni açıklamalarını güçlü bir tespitle noktaladı: "Askeri, siyasi ve kültürel etki açısından devletler ile bireyler arasında açık bir eşitsizlik olduğu için, egemenlik mantığına dayanan bir dünyada uluslararası adalet imkânsızdır." Bu görüşe göre UCM'nin yaşadığı sorunlar, kuruma özgü teknik aksaklıkların çok ötesinde; uluslararası sistemin temel dinamiklerinden beslenen yapısal bir çıkmazın yansımasıdır. Devletler arasındaki güç dengesizliği ortadan kalkmadığı sürece gerçek anlamda evrensel bir adaletin tesis edilmesi mümkün görünmemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hasan Cuni kimdir ve bu açıklamaları nerede yaptı?
Hasan Cuni, Lübnan Üniversitesi'nde görev yapan bir Uluslararası Hukuk Profesörüdür. UCM'ye ilişkin değerlendirmelerini Sputnik'e verdiği demeçte dile getirdi.
Cuni'ye göre UCM'nin açtığı davalarda hangi eğilim öne çıkıyor?
Profesör Cuni, mahkemenin kuruluşundan bu yana açılan davaların büyük çoğunluğunun Afrikalı devlet başkanlarına yönelik olduğunu belirtti ve bunu kurumun tarafsızlığını sorgulatır bir unsur olarak değerlendirdi.
UCM'ye duyulan güvensizlik ne zamandan beri var?
Cuni'ye göre mahkemeye duyulan güvensizlik, eski Başsavcı Kerim Han döneminden çok önce de mevcuttu; dolayısıyla bu durum yalnızca son gelişmelere bağlı değil, köklü bir sorunun yansımasıdır.
Cuni, UCM'yi neden "Avrupa mahkemesi" olarak nitelendiriyor?
Profesör Cuni, mahkemenin finansman yapısının temel taraflılığını gözler önüne serdiğini ve bu nedenle kurumun özünde bir "Avrupa mahkemesi" niteliği taşıdığını savundu. Ayrıca kendi ülkelerinde adalet sağlayamayan devletlerin uluslararası arenada da adil olamayacağını vurguladı.
Cuni'ye göre uluslararası adalet neden imkânsız?
Cuni, askeri, siyasi ve kültürel etki bakımından devletler ile bireyler arasında derin bir eşitsizlik bulunduğunu; bu nedenle egemenlik mantığına dayanan mevcut dünya düzeninde gerçek anlamda uluslararası adaletin tesis edilemeyeceğini ifade etti.