
Resmi adıyla Ansar Allah, yani Allah'ın Gerillaları olan Husi hareketi; Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluk içinden doğan siyasi ve askeri bir yapılanma. Hareket, doğrudan İran tarafından kurulmadı; ancak İran destekli olduğu kabul ediliyor. Temelleri 1990'larda Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından atılan bu hareket, başlangıçta Yemen'deki Zeydi topluluğunun siyasi, dini ve ekonomik haklarını savunmak amacıyla ortaya çıktı. ABD'nin bölgedeki politikalarına, İsrail'e ve dönemin Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yönetimine karşı muhalefet ederek şekillenen hareket, Salih'i yolsuzlukla ve ABD ile Suudi Arabistan'a yakınlıkla suçladı.
2004'ten 2011'e: Silahlı Bir Hareketin Güçlenme Süreci
Husiler ile hükümet güçleri arasındaki silahlı çatışmalar 2004'te başladı ve birkaç tur sürdü. Aynı yıl hareketin kurucusu Hüseyin el-Husi öldürüldü; liderlik daha sonra kardeşi Abdülmelik el-Husi'ye geçti. Bu dönemde Husiler henüz ülke genelinde belirleyici bir güç değildi; etkilerini ağırlıklı olarak kuzeyindeki Saada bölgesinde hissettiriyorlardı. Bununla birlikte yaşanan savaşlar, hareketin hem askeri kapasitesini hem de yerel örgütlenmesini kayda değer biçimde güçlendirdi.
2011'de Yemen'de Arap Baharı dalgasıyla birlikte başlayan protestolar, Husiler için yeni bir fırsat kapısı araladı. Ali Abdullah Salih iktidardan çekilmek zorunda kaldı ve yerine yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi geçti. Ancak yeni yönetim de ülkenin köklü siyasi ve ekonomik sorunlarına çözüm üretemedi. Husiler bu dönemde yalnızca silahlı bir yapı olmanın ötesine geçerek siyasi bir aktör kimliği kazandı.
2014: Başkent Sana'nın Düşmesi ve Ülkenin Fiilen İkiye Bölünmesi
Husiler açısından en kritik kırılma noktası Eylül 2014'te yaşandı. Yakıt fiyatlarının düşürülmesi ve hükümetin istifası talebiyle başlayan protestoları fırsata çeviren Husiler, başkent Sana'ya doğru ilerledi. 21 Eylül 2014'te Yemen'in başkentinin kontrolünü tamamen ele geçirdiler. Ardından devlet kurumlarını, ordunun ve güvenlik birimlerinin önemli bir bölümünü etkileri altına aldılar; cumhurbaşkanlığı sarayı da bu süreçte Husi kontrolüne geçti.
Cumhurbaşkanı Hadi, Şubat 2015'te Sana'yı terk ederek Aden'e geçmek zorunda kaldı. Böylece Yemen fiilen ikiye bölündü: Kuzeyde ve batıda Husiler, güneyde ise Hadi hükümeti hâkimiyeti. Bu bölünme, ilerleyen yıllarda çatışmanın temel eksenini belirledi.
Suudi Arabistan'ın Müdahalesi ve İran'ın Artan Rolü
Husilerin ilerleyişi, Suudi Arabistan için stratejik bir tehdit olarak değerlendirildi. Mart 2015'te Suudi Arabistan öncülüğünde bir Arap koalisyonu Yemen'e askeri müdahalede bulundu. Amaç Husilerin yayılmasını durdurmak ve Hadi hükümetini yeniden iktidara taşımaktı. Ancak yıllarca süren hava operasyonlarına karşın Husiler, Sana ve Yemen'in kuzeyindeki geniş topraklar üzerindeki kontrolünü korudu. Bu süreçte İran'ın Husilere silah, teknoloji, eğitim ve istihbarat desteği sağladığına ilişkin iddialar giderek güçlendi.
2022'de BM destekli bir ateşkes, çatışmanın yoğunluğunu önemli ölçüde azalttı. Husiler batıdaki geniş toprakları elinde tutmaya devam ederken Suudi destekli hükümet güçleri güney ve doğuda varlığını sürdürdü.
Ekim 2023'ten Bu Yana: Kızıldeniz'in Yeni Aktörü
Ekim 2023'te İsrail-Hamas savaşının patlak vermesiyle birlikte Husiler yeni bir döneme girdi. İsrail'e füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleyen hareket, ardından Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı ticari gemileri hedef almaya başladı. Bu gelişme, Husiler'i yalnızca Yemen iç savaşının bir tarafı olmaktan çıkarıp küresel ticaret ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyen bir aktöre dönüştürdü. Doğu ve Batı basınında da bu nitelendirme öne çıktı. Husilerin saldırıları nedeniyle çok sayıda ticari gemi rotasını Ümit Burnu üzerinden çizmek zorunda kaldı.
Mayıs 2025'te ABD ile Husiler arasında Umman'ın arabuluculuğuyla bir anlaşmaya varıldı. Ancak bu anlaşma kalıcı bir istikrar sağlayamadı. 28 Mart 2026'da Yemen'deki Husi güçleri, İsrail'e balistik füze saldırısı düzenleyerek ABD-İran çatışmasına resmen dahil olduklarını ilan etti. İsrail saldırılarının sürdüğü dönemde de çeşitli hedefleri vurmaya devam ettiler.
Moha, Perim Adası ve Haniş: Kızıldeniz'in Stratejik Noktaları Husi Kontrolünde
2026 yazının sonlarına doğru Yemen'de çatışmalar yeniden tırmandı. Husi sözcüsü Yahya Seri, 20 Temmuz'da yaptığı açıklamada Suudi Arabistan'ı Yemen'e abluka uygulamakla suçladı ve ablukaya karşı abluka uygulayacaklarını duyurdu. Husiler tarafından devrilmiş eski Cumhurbaşkanı Salih'in yeğeni Tarık Salih komutasındaki Husi karşıtı Ulusal Direniş Güçleri ise İran'ın Husiler aracılığıyla Babülmendep'i kontrol altına almaya çalıştığını öne sürdü.
Bu süreçte Husiler, Kızıldeniz kıyısında ve Babülmendep'e giden hattın üzerindeki Moha liman kentini ele geçirdi. Bu ilerleme, Husileri stratejik boğaza daha da yaklaştırdı. Ardından Babülmendep'in tam merkezinde yer alan Perim, yani Mayyun Adası üzerinde de kontrol sağladılar. Bu gelişme, çatışmayı artık yalnızca Yemen topraklarının ötesine, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğini etkileyebilecek bir boyuta taşıdı. Son olarak AP'nin haberlerine göre Husiler, güney Kızıldeniz'deki Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını da ele geçirdi. Bu gelişmeyle birlikte Husiler, Kızıldeniz'in güney girişini çevreleyen çok daha geniş bir askeri pozisyona ilk kez sahip oldu.
Husilerin saldırıları Suudi enerji altyapısını da vurdu. Cizan bölgesindeki enerji tesisleri ve petrol altyapısı hedef alınırken geçen cuma Suudi petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip Doğu-Batı petrol boru hattı da saldırıya uğrayarak devre dışı kaldı. Bu boru hattı, Suudi petrolünün Basra Körfezi'ni devre dışı bırakarak Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na ulaştırılmasını sağlıyor; Hürmüz Boğazı'nın kullanılamadığı senaryolarda Riyad için kritik bir alternatif güzergah işlevi görüyor. Husilerin Aden'e doğru da ilerlediği belirtiliyor. En dar noktasında yaklaşık 29 kilometre genişliğindeki Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya ticaretinin geçtiği önemli bir güzergah olma özelliğini taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Husi hareketi nasıl ortaya çıktı ve kim kurdu?
Husi hareketi, Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluk içinden çıktı. Temelleri 1990'larda Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından atıldı. Hareket, Zeydi topluluğunun siyasi, dini ve ekonomik haklarını savunmak amacıyla kuruldu ve ABD politikalarına, İsrail'e ile dönemin Cumhurbaşkanı Salih yönetimine muhalefet ederek şekillendi.
Husiler Sana'yı nasıl ve ne zaman ele geçirdi?
Husiler, yakıt fiyatlarının düşürülmesi ve hükümetin istifası talebiyle başlayan protestoları kullanarak Sana'ya doğru ilerledi ve 21 Eylül 2014'te başkentin kontrolünü ele geçirdi. Ardından devlet kurumlarını, ordunun önemli bölümünü ve cumhurbaşkanlığı sarayını etkileri altına aldı. Cumhurbaşkanı Hadi ise Şubat 2015'te Sana'yı terk ederek Aden'e geçti.
Husiler hangi stratejik adaları ve bölgeleri ele geçirdi?
Son gelişmelere göre Husiler; Kızıldeniz kıyısındaki Moha liman kentini, Babülmendep'in tam merkezindeki Perim (Mayyun) Adası'nı ve AP'nin haberlerine göre Büyük Haniş ile Küçük Haniş adalarını ele geçirdi. Bu gelişmeler, Husilerin Kızıldeniz'in güney girişini çevreleyen geniş bir askeri pozisyona sahip olmasını sağladı.
Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattına yapılan saldırının önemi nedir?
Bu boru hattı, Suudi petrolünün Basra Körfezi'ni kullanmadan Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na ulaştırılmasını sağlıyor. Hürmüz Boğazı'nın kullanılamadığı senaryolarda Riyad için kritik bir alternatif ihracat güzergahı işlevi görüyor. Husi saldırısıyla hattın devre dışı kalması küresel enerji piyasalarını etkiledi.
Babülmendep Boğazı neden bu kadar önemli?
Babülmendep Boğazı, en dar noktasında yaklaşık 29 kilometre genişliğinde olup Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlıyor. Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen Avrupa-Asya ticaretinin önemli güzergahlarından biri olan bu boğaz üzerindeki kontrol, küresel deniz ticaretini doğrudan etkileyebilecek stratejik bir öneme sahip.