
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim süreçleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma girişimleri, Yüksek Mahkeme'nin kritik bir kararına rağmen durmadı. The New York Times'ın haberine göre Yüksek Mahkeme, 14 Eylül'de Trump'ın posta yoluyla kullanılan oy pusulalarına ilişkin düzenlemesini engelledi. Ne var ki bu karar, yönetimin eyaletlerin sorumluluğundaki seçim süreçlerine federal hükümet eliyle müdahale etme yönündeki daha kapsamlı stratejisinin önünü kesmedi.
Yönetimin Üç Temel Girişimi
Trump yönetiminin seçim süreçlerine yönelik adımları birbirinden farklı üç ana eksende ilerliyor. Birincisi, ABD Posta Servisi'nin posta yoluyla kullanılan oy pusulalarını denetlemesinin sağlanması. İkincisi, eyaletlerdeki seçmen kayıtlarının incelenmesi. Üçüncüsü ise federal kurumların seçim verilerine daha geniş ölçüde erişiminin mümkün kılınması. Bu üç eksen, anayasal olarak büyük ölçüde eyaletlerin yetkisinde kalan seçim yönetimi alanında federal ağırlığı artırmayı hedefliyor.
Adalet Bakanlığı'nın 30 Eyalete Açtığı Davalar
Adalet Bakanlığı, en az 30 eyaletteki üst düzey seçim yetkililerine seçmen verilerine erişim konusunda baskı içeren mektuplar gönderdi. Bununla yetinmeyip bakanlık, kişisel bilgiler içeren ve düzenlenmemiş seçmen listelerine ulaşmak amacıyla 30 eyalete dava açtı. Söz konusu listelerde ehliyet numaraları ve Sosyal Güvenlik numaralarının bir bölümü gibi hassas kişisel bilgilerin yer aldığı belirtildi. Ancak süreç yönetim açısından beklendiği gibi gitmedi: Açılan davaların 23'ü mahkemelerde kaybedildi, geri kalan davalarda ise henüz karar açıklanmadı.
Mullin'in Hapis Cezası Uyarısı
ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, temmuz ayında yaptığı bir konuşmada seçim yetkililerine sert bir mesaj iletti. Mullin, yönetimin seçim politikalarındaki değişikliklere uymayan yetkililerin hapis cezasıyla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Adalet Bakanlığı yetkililerinin de bu çerçevede bir adım daha ileri giderek, eyalet veya yerel seçim görevlilerinin bilgisayar sistemlerini yeterince korumadığının tespit edilmesi durumunda cezai soruşturma başlatılıp başlatılamayacağını değerlendirdiği bildirildi.
FEMA'nın Fon Baskısı
Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA) da bu tablonun bir parçası olarak devreye girdi. FEMA, eyaletlerden seçimleri yürütme biçimlerinde değişiklik yapmalarını talep ediyor. Taleplere uymayan eyaletlerin ise "terörizmi önleme amacıyla" sağlanan on milyonlarca dolarlık federal fondan yoksun bırakılabileceği belirtiliyor. Bu adım, seçim yönetimi alanındaki baskının yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmadığını, mali araçların da devreye sokulduğunu gösteriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Yüksek Mahkeme Trump'ın hangi düzenlemesini engelledi?
Yüksek Mahkeme, 14 Eylül tarihinde Trump'ın posta yoluyla kullanılan oy pusulalarına yönelik düzenlemesini engelledi. Ancak bu karar, yönetimin eyalet seçim süreçlerine federal düzeyde müdahale etmeye yönelik daha geniş girişimlerini durdurmadı.
Adalet Bakanlığı kaç eyalete dava açtı ve bu davalardan kaçını kaybetti?
Adalet Bakanlığı, düzenlenmemiş seçmen listelerine erişim talebiyle 30 eyalete dava açtı. Açılan bu davaların 23'ü mahkemelerde kaybedildi; diğer davalarda ise henüz karar açıklanmadı.
Seçmen listelerinde hangi tür kişisel bilgiler bulunuyor?
Adalet Bakanlığı'nın erişmek istediği düzenlenmemiş seçmen listelerinde ehliyet numaraları ve Sosyal Güvenlik numaralarının bir bölümü gibi hassas kişisel bilgilerin yer aldığı belirtildi.
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin seçim yetkililerine ne zaman ve nasıl bir uyarıda bulundu?
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, temmuz ayında yaptığı bir konuşmada seçim yetkililerini uyardı. Mullin, yönetimin seçim politikalarındaki değişikliklere uymayan yetkililerin hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
FEMA'nın seçim süreçleriyle ilgili taleplerine uymayan eyaletler ne gibi yaptırımlarla karşılaşabilir?
FEMA'nın seçimlerin yürütülme biçimine ilişkin değişiklik taleplerine uymayan eyaletlerin, "terörizmi önleme amacıyla" sağlanan on milyonlarca dolarlık federal fondan mahrum bırakılabileceği belirtildi.