
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında Türk basın mensuplarıyla bir araya gelerek geniş çaplı bir dış politika değerlendirmesi yaptı. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını belirten Fidan, bu süreçte Suriye ile temasların artırıldığını vurguladı. Yunanistan'ın adaları silahlandırma meselesinden İsrail'in bölgedeki tutumuna, Suriye'deki entegrasyon sürecinden Mekke İttifakı'na kadar pek çok başlığı ele alan Fidan'ın açıklamaları geniş bir yankı uyandırdı.
Yunanistan'a Ada Silahlandırma Uyarısı
Fidan, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan adaların silahlandırılmasının Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha dile getirdi. "Biz Yunanistan'ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak, kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemiyoruz. İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz" diyen Fidan, bu konudaki Türkiye'nin hassasiyetinin Yunan tarafına iletildiğini de hatırlattı.
Sorunun köklü bir geçmişe dayandığını vurgulayan Fidan, Yunanistan'ın ahdi yükümlülükleri hilafına girdiği bu gayretlerin 1960'lardan bu yana sürdüğünü ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturduğunu kaydetti. Türkiye'nin bu süreçte gerektiğinde ikili kanaldan uyarı ve itirazlarını ilettiğini, gerektiğinde NATO'da pozisyonunu ortaya koyduğunu ve konuyu Birleşmiş Milletler'e taşıdığını da sözlerine ekledi.
"Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan'ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz" diyen Fidan, çevrede güvenlik alanında bu denli sınama varken Yunanistan'ın bunlara bir yenisini eklemesi gerektiğini vurguladı. Son dönemde başlatılan çözüme yönelik olumlu atmosferin geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğini de ifade eden Fidan, S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin görüşmelerin ve ilgili tüm ülkeler arasındaki teknik müzakerelerin sürdüğünü de belirtti.
İsrail'in Bölgedeki Tutumuna Eleştiri
Fidan, İsrail'in komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından hoşlanmadığını, bunu kendisine tehdit olarak gördüğünü ve bu tehdit tanımı nedeniyle istikrarsızlaştırıcı eylemlere giriştiğini söyledi. "Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek, ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak" diye konuştu.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak gördüğünü ve İsrail'in o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü ürettiğini de dile getiren Fidan, başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabilecekleri başka operasyonların da bulunduğuna dikkat çekti ve "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler" uyarısında bulundu.
Suriye'deki Entegrasyon Sürecinde SDG Önceliği
Suriye'deki entegrasyon sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, bu süreçte SDG'nin tehdit ve düşman unsur olmaktan çıkarılmasının birinci öncelik olduğunu vurguladı. "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor, sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" dedi.
8 Aralık'ta rejimin devrilmesinin ardından her şeyin yeni başladığını daha önce de dile getirdiğini hatırlatan Fidan, terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır Türkiye'nin önünü tıkayan pek çok sorunun esasen Suriye ve Irak kaynaklı olduğunu belirtti. Komşu ülkelerden kaynaklanan sorunların usulüyle çözülmeye başlandığını, ancak bu konuda ödevin bitmediğini ve çalışmaya devam edeceklerini de vurguladı.
'Terörsüz Türkiye' Sürecine Toplumsal Destek
Diyarbakır ziyareti sırasında "Terörsüz Türkiye" sürecinin büyük bir kabul gördüğüne tanıklık ettiğini aktaran Fidan, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve farklı siyasi görüşlerden insanlarla bir araya geldiklerini hatırlattı. "Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet yaratmış" diyen Fidan, bu sürecin kalıcı hale gelmesinin büyük yatırımların bölgeye korkusuzca gelmesini sağlayacağını söyledi.
Fidan, insanların özellikle kimlik inkârının AK Parti ile birlikte ortadan kalkmış olmasını önemsediklerini de aktardı. Eylül 2013'teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye'de seçmeli dilin önünün açılmasının ardından Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkârı meselesinin çözüme kavuştuğunu da sözlerine ekledi.
Bölge Ülkeleriyle İşbirliği ve Mekke İttifakı
Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çabanın önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Fidan, bu işbirliğinin Suriye'de de kullanıldığını ve İran-ABD meselesinde de aynı işbirliğinin sürdürüldüğünü kaydetti. "İsrail'in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında işbirliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz" diyen Fidan, bu yapıcı anlayışla bölgede daha büyük bir istikrar havzasının ortaya çıkacağını öngördü.
Bölgedeki ülkelerin artık birlikte çalışmak dışında gerçek bir seçenekleri olmadığını gördüğünü aktaran Fidan, "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip 'bana dokunma, nereyi yakarsan yak' diyeceğiz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu noktada vizyon ve liderlik ortaya koymasının ve ilişkilerini kullanarak aktörleri bir araya getirmesinin daha önce görülmemiş bir husus olduğunu da vurgulayan Fidan, insanların bu sürece güvendiğini aktardı.
Mekke İttifakı'nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve üç ülkenin teknik düzeyde görüşmelerini sürdürdüğünü bildiren Fidan, İttifakın Genel Karargahı'nın yapısı ve görevli sayısı gibi konuların ele alındığını ve sürecin tamamlanmak üzere olduğunu belirtti. İttifakı genişletmeyi amaçladıklarını da açıklayan Fidan, Suudi Arabistan'ın hem güneyden hem kuzeyden vurulmasının ve Irak'ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu yazılı açıklamayla vurguladıklarını ve ilgili diğer taraflara gerekli mesajların iletildiğini de aktardı.
Sıkça Sorulan Sorular
Fidan, Yunanistan'ın hangi adımını tehdit olarak nitelendirdi?
Fidan, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan adaların Yunanistan tarafından silahlandırılmasını Türkiye için tehdit olarak tanımladı. Bu konudaki Türkiye'nin hassasiyetinin Yunan tarafına iletildiğini ve sorunun 1960'lardan bu yana sürdüğünü de vurguladı.
Türkiye, Yunanistan'ın ada silahlandırma meselesini hangi platformlara taşıdı?
Fidan, Türkiye'nin bu konuda gerektiğinde ikili kanaldan Yunanistan'a uyarı ve itirazlarını ilettiğini, gerektiğinde NATO'da pozisyonunu ortaya koyduğunu ve konuyu Birleşmiş Milletler'e de taşıdığını açıkladı.
Fidan, İsrail'in bölgedeki tutumunu nasıl değerlendirdi?
Fidan, İsrail'in komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasını kendine tehdit olarak gördüğünü ve bu nedenle istikrarsızlaştırıcı eylemlere giriştiğini söyledi. Netanyahu'nun çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak gördüğünü ve İsrail'in o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü ürettiğini de belirtti.
Suriye'deki entegrasyon sürecinde Türkiye'nin birinci önceliği nedir?
Fidan'a göre Suriye'deki entegrasyon sürecinde birinci öncelik, SDG'nin tehdit ve düşman unsur olmaktan çıkarılmasıdır. Fidan, prensipte duyurulan unsurların olumlu mesajlar içerdiğini, ancak uygulamanın kamuoyuna yapılan açıklamalarla uyumlu olmasının beklendiğini de vurguladı.
Mekke İttifakı'nın kurumsallaşma süreci hangi aşamadadır?
Fidan, Mekke İttifakı'nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini, üç ülkenin teknik düzeyde görüşmelerini sürdürdüğünü ve İttifakın Genel Karargahı'nın yapısı ile görevli sayısı gibi konuların ele alındığını belirtti. Sürecin tamamlanmak üzere olduğunu ve bundan sonra daha somut adımlar atılacağını da aktardı.