
İngiltere ekonomisinde iki zıt tablo aynı anda belirginleşiyor: Bir yanda tüketiciler, artan enerji maliyetleri ve yükselen faiz oranlarına rağmen harcamalarını kısmıyor; öte yanda hükümet, yaklaşan sonbahar bütçesini son derece dar bir mali alanda hazırlamak zorunda kalıyor. Hem Pantheon Macroeconomics hem de Deutsche Bank'tan gelen değerlendirmeler, bu iki tablonun bir arada nasıl şekillendiğini ortaya koyuyor.
Perakende Satışlarda Ağustos Artışı ve Baz Etkisi Tartışması
Pantheon Macroeconomics ekonomistleri Rob Wood ve Elliott Jordan-Doak, İngiliz tüketicilerin harcama konusunda güçlü bir isteklilik göstermeye devam ettiğini vurguladı. Ağustos ayında perakende satış hacimlerinde yüzde 0,5 oranında artış kaydedildi. Ancak ekonomistler bu artışın tamamını tüketici gücüne bağlamak konusunda temkinli bir değerlendirme yaptı.
Wood ve Jordan-Doak'a göre söz konusu artışın bir bölümü, haziran ayında normalden erken başlayan indirim kampanyalarından kaynaklanıyor. Haziranda öne çekilen bu kampanyalar temmuz satışlarını aşağı çekmiş, bu durum ağustos verisini baz etkisi üzerinden görece daha güçlü göstermiş olabilir. Dolayısıyla ağustos rakamının bir kısmı gerçek bir tüketici ivmesinden değil, önceki ayın baskılanmış tabanından besleniyor.
Altı Aylık Eğilim Güçlü Seyri Doğruluyor
Baz etkisine ilişkin bu çekincenin ötesinde, ekonomistler daha geniş bir perspektiften bakıldığında tablonun olumlu kaldığını belirtti. Perakende satış hacimlerindeki eğilim, son altı ayda aylık bazda yıllıklandırılmış yüzde 2,4 oranında artış gösterdi. Bu veri, tek aylık dalgalanmaların ötesinde hanehalkı harcamalarının aylardır çeşitli olumsuzluklara karşın direncini koruduğuna işaret ediyor.
Pantheon Macroeconomics ekonomistleri, bu süreçte tüketicilerin birden fazla olumsuz faktörle aynı anda yüzleşmek zorunda kaldığını hatırlattı. Buna karşın harcama eğiliminin bozulmamış olması, İngiliz hanehalkının kısa vadeli baskılara karşı belirli bir dayanıklılık sergilediğini gösteriyor.
Önümüzdeki Dönemde Yavaşlama Beklentisi
Ancak bu görünümün kalıcı olup olmayacağı konusunda ekonomistler ihtiyatlı bir tablo çiziyor. Yükselen enerji maliyetleri ve daha yüksek mortgage faizlerinin önümüzdeki dönemde tüketici harcamalarını yavaşlatması bekleniyor. Başka bir deyişle, şimdiye kadar gösterilen direnç ilerleyen aylarda sınanmaya devam edecek.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş hem hanehalkı bütçelerini hem de genel enflasyon görünümünü doğrudan etkiliyor. Mortgage faizlerindeki artış ise özellikle konut kredisi kullanan kesimler üzerinde ek bir mali yük oluşturuyor. Bu iki faktörün bir arada etkisinin tüketim harcamalarını kademeli olarak frenlemesi öngörülüyor.
Deutsche Bank: Mali Hareket Alanı Yarı Yarıya Daraldı
Tüketim cephesindeki görece olumlu tablonun yanında, hükümetin mali durumu çok daha sıkışık bir görünüm arz ediyor. Deutsche Bank ekonomistleri Sanjay Raja ve Maui Brennan, İngiltere Maliye Bakanı John Healy'nin sonbahar bütçesi öncesinde önemli ölçüde daha sınırlı mali esnekliğe sahip olduğunu açıkladı.
Deutsche Bank'ın hesaplamalarına göre hükümetin mevcut mali hareket alanı 8,5 milyar sterlinin biraz üzerinde bulunuyor. Bu tutar, Bahar Bildirimi dönemindeki seviyenin yarısından daha azına karşılık geliyor. Başka bir deyişle, yalnızca birkaç ay içinde kullanılabilir bütçe esnekliği yarı yarıya eridi.
İkincil borç kuralı kapsamındaki hareket alanı ise 17,2 milyar sterline geriledi. Bu rakam da bütçe hazırlık sürecinde hükümetin ne denli dar bir alanda hareket etmek zorunda olduğunu somut biçimde ortaya koyuyor.
Mali Daralmanın Ardındaki Üç Temel Etken
Deutsche Bank, mali hareket alanının neden bu denli hızlı daraldığını üç temel faktöre bağlıyor. Bunların başında faiz oranlarının ilkbaharda beklenenden yüksek seyretmesi geliyor. Banka, bu durumun 2030-31 dönemine kadar hükümetin borç faiz maliyetlerine yaklaşık 13 milyar sterlin ekleyeceğini öngörüyor. Bu, tek başına son derece ağır bir yük.
İkinci etken enerji şokundan kaynaklanan enflasyon. Daha yüksek enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyonun hükümetin borçlanmasını yaklaşık 2 milyar sterlin artırması bekleniyor. Üçüncü ve son etken ise göç rakamlarındaki gerileme. Deutsche Bank'a göre daha düşük göç, çalışma çağındaki nüfusu ve dolayısıyla vergi tabanını küçülterek borçlanmaya 2 milyar sterlin daha ekleyebilir.
Bu üç faktörün toplamı, yalnızca faiz, enerji ve göç kaynaklı baskıların yaklaşık 17 milyar sterlinlik ek maliyet anlamına geldiğini gösteriyor. Söz konusu tablo, Maliye Bakanı Healy'nin sonbahar bütçesini hazırlarken ne kadar sınırlı bir alanda manevra yapabileceğini açıkça ortaya koyuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
İngiltere'de ağustos ayında perakende satışlar ne kadar arttı?
Ağustos ayında İngiltere'de perakende satış hacimleri yüzde 0,5 oranında artış kaydetti. Ancak Pantheon Macroeconomics ekonomistleri bu artışın bir bölümünün, haziran ayında normalden erken başlayan kampanyaların temmuz satışlarını baskılamasından kaynaklanan baz etkisiyle desteklendiğini vurguladı.
Son altı ayda perakende satış hacimlerindeki eğilim nasıl seyretti?
Pantheon Macroeconomics verilerine göre perakende satış hacimlerindeki eğilim, son altı ayda aylık bazda yıllıklandırılmış yüzde 2,4 oranında artış gösterdi. Bu rakam, hanehalkı harcamalarının çeşitli olumsuzluklara karşın direncini koruduğuna işaret ediyor.
Deutsche Bank'a göre İngiltere hükümetinin mali hareket alanı ne kadar?
Deutsche Bank ekonomistleri Sanjay Raja ve Maui Brennan'ın hesaplamalarına göre hükümetin mali hareket alanı 8,5 milyar sterlinin biraz üzerinde bulunuyor. Bu tutar, Bahar Bildirimi dönemindeki seviyenin yarısından daha azına karşılık geliyor. İkincil borç kuralı kapsamındaki hareket alanı ise 17,2 milyar sterline geriledi.
Faiz oranlarının yüksek seyretmesi hükümetin borç maliyetlerine nasıl yansıyacak?
Deutsche Bank'a göre faiz oranlarının ilkbaharda beklenenden yüksek seyretmesi, 2030-31 dönemine kadar hükümetin borç faiz maliyetlerine yaklaşık 13 milyar sterlin ekleyecek. Bu durum, mali hareket alanının daralmasının en büyük tek kalemi olarak öne çıkıyor.
Düşük göçün İngiltere'nin mali dengesi üzerindeki beklenen etkisi nedir?
Deutsche Bank'ın değerlendirmesine göre daha düşük göç, çalışma çağındaki nüfusu ve vergi tabanını küçülterek hükümetin borçlanmasına yaklaşık 2 milyar sterlin daha ekleyebilir. Enerji şokundan kaynaklanan yüksek enflasyonun da borçlanmayı yaklaşık 2 milyar sterlin artırması öngörülüyor.